Merhaba arkadaşlar. Bugün siz değerli okuyucularıma Nokia N97 ile Youtube.com adresine nasıl gireceğinizden bahsedeceğim. Malumunuz N97 içerisinde Youtube eklentisi mevcut. Fakat ülkemizde Youtube.com adresi yasaklı olduğu için N97 sahipleri malesef ki bu eklentiyi kullanamamaktalar. Youtube internet sayfasına girmek için kullanılan yöntemlerin en başında DNS değiştirmek gelir. Aynen bilgisayarınızda olduğu gibi N97 telefonunuzda da DNS [...]
Fazla değil, bundan sadece bir ya da birbuçuk ay önce 2009′a girdikten sonra hayata geçireceğinizi düşündüğünüz, bunun için kendinize söz verdiğiniz kararlarınız vardı. Yeni bir yabancı dil öğrenmek üzere adım atacaktınız, gelirinizi yükseltmek için bir şeyler yapacaktınız (hayalinizdeki ‘kafe’yi açacaktınız? ya da maaşınıza zam isteyecektiniz? hatta belki iş değiştirmek üzere harekete geçecektiniz?).
Arabanızı yenilemek için adım atacaktınız, bu yıl daha önce görmediğiniz bir ülkeyi görmek için çaba sarfedecektiniz, ilişkilerinizde daha özenli davranacaktınız ya da bir ilişki içinde olacaktınız…
Örnekler çoğaltılabilir ama sanırım konuyu hepimiz anladık. Yeni yıl kararlarınızı hatırlıyor musunuz? 2009′a girdikten sonra hayata geçirmek üzere bazı planlar yapmıştınız, bazı kararlar almıştınız. Ne oldu onlara?
Neden bir hareket yok? Ya da neden bir sonraki ayı bekliyor ya da neden 2010′u beklemek zorunda? Bu yaz kesindir, mutlaka yapacağım dediğiniz şeyi kaç yıldır bekletiyorsunuz?
Kaç kere bu kararları alıp sonra hayata geçirmediğiniz için kendinizi tembellikle suçladınız? Ve tabii ki bu suçlamalar da sizi rahatlattı. Tembelim, zaten olmayacak, boş yere çaba sarfetmeyeyim. Ya da dünyanın düzenini suçladınız; dünya zaten böyle, ben ne yapsam boş, sanki herkes elele vermiş ben kararlarımı hayata geçirmeyeyim diye uğraşıyor… Zaten mali kriz var, dünyanın hali de belli… Üstelik küresel ısınma var sonumuz belli değil… Aslında yapardım ama filanca hanım, filanca bey yüzünden yapamıyorum…
Siz de gayet iyi biliyorsunuz ki bunların sonu gelmiyor. Ayrıca siz yerinizde karar vermeye ve kararlarınızı hayata geçirmeye çabalarken atı alan Üsküdar’ı geçiyor ve siz de bu sefer bunun için bir açıklama bulmaya çalışıyorsunuz.
Direnmeyi bırakın. Değişime kucağınızı açın. Yaşamınızda istediğiniz değişiklikleri gerçekleştirmek için bugün bana bir mail atın. Sizinle profesyonel bir çalışma yapalım. Kararlarınızı hayata geçirin.
Yeni yıl kararlarınızı hatırlıyor musunuz?
Benzer yazılar:
Rastgele yazılar:
Geçenlerde XHTML KITCHEN‘da Designfabrika tarafından tasarlanan Comfydesk‘in web sitesini xHTML ve CSS‘ye dönüştürdük. Tasarım lezizdi ama xHTML ve CSS‘ye çevirmek biraz zaman aldı. Çünkü tasarım ne kadar detaylı oluyorsa, onu xHTML ve CSS‘ye dönüştürmek de o kadar zor oluyor. Malesef zaman zaman bu web teknolojileri yeterli olmuyor. Keşke şu HTML 5, xHTML 2 ve CSS 3 gibi teknolojiler (ve daha fazlası) bir an önce çıksa da bu tür tasarımları daha rahat dönüştürebilsek… Velhasıl sonunda işi bitirdik.
İşin bitiminden sonra bana Comfydesk’den bir adet Comfydesk Plus model sehpa hediye edildi. Bunun için Comfydesk’deki dostlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ve ayrıca Designfabrika sahibi Oğuzhan Aydın’a da.
Ben de bunun üzerine blogumda bir yazı yazarak Comfydesk Plus modelini incelemeyi uygun gördüm.

Öncelikle izin verirseniz Comfydesk’in ne olduğunu size anlatmak istiyorum: Comfydesk dizüstü bilgisayarlarımızı kullanırken ortaya çıkabilecek bazı sağlık sorunlarıyla karşılaşmamız için ve konforlu biçimde dizüstü bilgisayarımızı kullanabilmemiz için geliştirilmiş çok fonksiyonlu bir dizüstü sehpasıdır.
Ürün kargo aracılığıyla elime ulaştığında dikkatimi çeken ilk şey web sitesindeki kurumsal kimliğin gerek ürün kutusunda olsun gerek kullanım kılavuzunda gayet tutarlı bir şekilde yansıtılmış olduğuydu. Bu güzel birşey.

Ürün kutusunu açtığımda sehpanın yanısıra kullanım kılavuzu, garanti belgesi ve bana gelen Comfydesk Plus modeli olduğu için bir adet USB kablosu ile karşılaştım. USB kablosunu bilgisayara bağladığımızda hem sehpadaki çift fanı çalıştırabiliyoruz ve hem de fanların arkasındaki 4 adet USB portunu kullanabiliyoruz.
Sehpadaki fanlar gerçekten çok iyi düşünülmüş. Zira dizüstü bilgisayarlar çok kullanıldığında aşırı derecede ısınabiliyor. Eh tabi dizüstü bilgisayarın ısınması zamanla ömrünün kısalmasına yol açıyor. Comfydesk sayesinde bu ısı sorunun üstesinden gelebiliyoruz. Üstelik rahatımızdan ödün vermeden.
Sehpayı kurarken ilk başta biraz zorlandım gibi geldi fakat daha sonra -alıştığımdan olsa gerek- rahatça farklı kullanım şekillerinde deneyebildim. Kurulum aslında basit; sehpanın eklem noktalarında buttonlar eklenmiş bunlara basıp açıları ayarlıyoruz. Ayrıca bu kullanım şekillerinden kullanım kılavuzunda bahsedilmiş. Dilerseniz oradaki açıları kullanarak sehpanızı hızlıca hazır hale getirebiliyorsunuz.
Bu yazımda devamlı Plus modelinden bahsettim ama Comfydesk’in bir de Classic modeli bulunmakta. Classic modelinde fan ve USB portları bulunmamakta. Ama fiyat olarak diğer modelden daha uygun olduğunu söylemem gerek.
Her iki modeli kredi kartı, banka havalesi veya kapıda ödeme yöntemi ile satın alabilirsiniz.
Bu yazı Fatih Turan tarafından 21 Ocak 2009 18:42 tarihinde yazıldı. 12 yorum var.
Bir aydır bir şey yazmadıktan sonra yazacak bunu mu buldun demeyin, bir rahatsızlık duygusuyla hemen kaleme almak istedim. Şu anda Kanal D’de Esra Ceyhan’ın bir programı var ve konusu da büyü. Büyüden etkilendiğini söyleyenler var, bir de psikiyatrist var, konu tartışılıyor vs.
Beni rahatsız eden kısmına geliyorum hemen. Büyü kelimesi geçmiyor programda. Büyü kelimesi büyünün Türkçe’sidir. Programda ısrarla geçen kelime sihir. Biz bunu Türkiye’de büyü anlamında kullanmayız. Göz yanılmalarıyla çalışan sihirbazlar için kullanırız, illüzyonistler için kullanırız. Sermet Erkin gibi, David Copperfield gibi.
Bu programda ele alınan, fiziksel hayatı dini yöntemlerle ve düşünce gücüyle etkilemek ve değiştirmek amacıyla yapılan şeye de Türkçe’de büyü deriz.
Dilde mantık aranmaz. Arap buna sihir diyebilir ama Türk demez. Türk buna büyü der. Sihir dendiğinde ise aklına önce şapkadan tavşan çıkarmak gelir. Bu ikisi son 100 yıldır birbirinden farklı iki kavram olarak kullanılır.
Programda bir diğer örnek daha var Türkçe’nin artık bittiğine dair. Zaten onu da duyunca bunu yazıya dökmeden duramadım. Programa katılan, kendisine büyü yapıldığını söyleyen kadın diyor ki “şansım çalışmıyor”. Bu laf tamamen Amerikanca’dır. O kadar Amerkanca’dır ki bir İngiliz bile bunu böyle söylemez. Şansım çalışmıyor diyor kadın, ortaokul mezunu bir kadın direkt Amerikan İngilizcesi kullanırcasına, sanki oradan amatör bir çeviri yapmışcasına şansım çalışmıyor diyor.
Türkçe gerçekten bitmiş. Çünkü hem bu programdaki sihir kelimesi, hem de kadının kullandığı şansım çalışmıyor ifadesi Türkçe değil ve bu durum çoğunluğu yansıtıyor.
Benzer bir durum “yarın öbür gün” ifadesi için geçerli. Bu ifade de artık her yerde “yarın bir gün” diye kullanılıyor ama Türkçe’de böyle bir ifade yok.
Bir örnek daha verip konuyu kapatıyorum. Gazetelerde ısrarla bir Türkçe hatası daha yapılıyor. Tırnak işareti yerine parantez kullanılıyor. Örnek veriyorum:
Başbakan konu hakkında (bilgimiz yok) diye konuştu.
Şimdi her ilkokul mezunu gayet iyi bilir ki Türkçe’de bu cümle;
Başbakan konu hakkında diye konuştu.
Biçiminde okunur çünkü Türkçe’de parantez içi okunmaz, cümleye dahil değildir. Okur onu kendi kendine okur ya da okumaz. Parantezin kuralıdır, cümle, parantez içeriği olmadan tam bir cümle olmalıdır.
Ama sanıyorum bu son yazdığım şey Türk halkı için fazlaca karışık oldu.
Benzer yazılar:
Rastgele yazılar: