Merhaba arkadaşlar. Bugün siz değerli okuyucularıma Nokia N97 ile Youtube.com adresine nasıl gireceğinizden bahsedeceğim. Malumunuz N97 içerisinde Youtube eklentisi mevcut. Fakat ülkemizde Youtube.com adresi yasaklı olduğu için N97 sahipleri malesef ki bu eklentiyi kullanamamaktalar. Youtube internet sayfasına girmek için kullanılan yöntemlerin en başında DNS değiştirmek gelir. Aynen bilgisayarınızda olduğu gibi N97 telefonunuzda da DNS [...]
Portable (taşınabilir) kelimesini giderek daha sık duymaya başladığımız bir dönemdeyiz. ve birçok programın (hatta playstation’ın bile) portable versiyonu bulunmakta.

programların portable olmasındaki gaye, yükleme gerektirmemesi, sadece tıkla ve çalıştır biçiminde olması sebebiyle her yerde kullanabilmeye olanak sağlamasıdır.
her ne kadar Adobe Photoshop Portable gibi illegal olan istisnaları bulunsa da bu taşınabilir programlar işimiz kolaylaştırmakta kullandığımız her bilgisayarda istediğimiz programları kullanabilmemize olanak sağlamaktadır.
bu bildiride hem mac kullanıcıları için hem de windows kullanıcıları için flash belleklerde bulundurabilecekleri portable (taşınabilir) 100 adet sıklıkla ihtiyaç duyulabilecek programa yer vereceğiz.
ilgili yazılar
bu yazı xerre tarafından bildirgec.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: indir, free, usb, taşınabilir, portable, flash bellek, apps, taşınabilir programlar, portable applications, portable programlar, işletim sistemi usbde, portable software for usb, ücretsiz portable programlar, portable photoshop, programlarını yanında taşı, portable office software, portable security software, taşınabilir anti virüs programları, portable media tools, taşınabilir programlar arşivi, taşınabilir uygulamalar
Yazan : Şadi Evren ŞEKER
Bilgisayar bilimlerindeki pek çok programlama dilinde birden fazla boyuttan oluşan dizilerin kullanılması mümkündür.
Örneğin bir ders çizelgesini, haftalık yemek listesini yada kişilerin aylık satışlarından oluşan bir tabloyu ele alalım. Günlük hayatta pek çok yerde tablolar kullanılmaktadır. Aynı zamanda matrisler (masfuf, matrix) matematikte küçümsenmeyecek bir öneme sahiptir.
Tutulan bilgi her ne olursa olsun şayet tablo gibi iki boyutlu bir bilgiyse ya da daha fazla boyutu varsa bu bilginin tek boyutlu dizilerle modellenmesi ve işlenmesi güçtür.
Bunun yerine programlama dillerinde birden fazla boyuttan oluşan diziler (array) kullanılabilir. Bu dizilere çok boyutlu dizi (multi dimensional array) ismi verilir.
Çok boyutlu dizilerin tanımlanması
Günümüzde oldukça yaygın olan C yazım kurallarına göre ( C-syntax) bir matris aşağıdaki şekilde tanımlanabilir:
int a[3][3];
Yukarıdaki bu satırı, C/C++ programlama dilinde yazarsak hafızada bizim için 3×3 boyutlarında (3′e 3′lük) bir matris için yer açar (yani toplamda 9 hücreli ve 9 farklı sayı tutmaya yarayan bir yer) ve bu matrisin ismini a olarak tanımlar. Buradaki a matrisin (yani iki boyutlu dizinin (array)) ismidir ve herhangi bir değişken ismi verilebilir. Örnek olarak a ismi kullanılmıştır.
Yukarıdaki tanım satırını JAVA veya C# dillerinde aşağıdaki şekilde yapabiliriz:
int [][] a = new int[3][3];
Yukarıdaki bu yazımda farklı olan sadece yazılış şeklidir aslında yapılan iş aynıdır.
Yukarıdaki şekilde dizi tanımlandıktan sonra bu dizinin istenilen satır ve sütün değerlerine erişilebilir. Bu durumu aşağıdaki temsili resimden görebiliriz:
| a[0][0] | a[0][1] | a[0][2] |
| a[1][0] | a[1][1] | a[1][2] |
| a[2][0] | a[2][1] | a[2][2] |
Yukarıdaki resimde ilgili satır ve sütünlara erişmek için yazılması gereken indis değerleri verilmiştir. Yani örneğin aşağıdaki şekilde bir kod yazarsak:
a[1][2]=5;
Bu kod satırı ile a dizisinin 1. satırının 2. sütünuna 5 değeri konulmuş olur:
| 0 | 0 | 0 |
| 0 | 0 | 5 |
| 0 | 0 | 0 |
Burada önemli bir uyarı yapmak gerekir. Yukarıdaki satır ve sütün bilgileri tamamen bir kabule dayalıdır. Yani matrisin ilk indisi satır ikinci indisi sütün olarak gösterilmiş ve kullanılmıştır. Oysaki bilgisayarın hafızasında (RAM, Memory) tek boyutlu bir yapı vardır ve bizim iki boyutlu yapılarımız tek boyuta indirilerek tutulur. Dolayısıyla bizim satır ve sütün tutan indislerimiz bir kabule dayanır. Yani aslında aşağıdaki şekilde bir göterim de pek âlâ doğrudur:
| a[0][0] | a[1][0] | a[2][0] |
| a[0][1] | a[1][1] | a[2][1] |
| a[0][2] | a[1][2] | a[2][2] |
Yukarıdaki her iki göterimde bir kabule dayanır (aslında hafızada tek boyutlu olan bilginin iki boyutlu gösterilmesi bir kabuldür) ve programcı hangi kabulü isterse yapabilir ancak birisini kabul ederek bütün programcılık hayatı boyunca bu kabul üzerine devam edebilir.
Ancak programlama dili yazan arkadaşların (derleyiciler teorisi (compiler theory) gibi konular ile ilgilenen kişilerin) bu detayı bilmesinde yarar olabilir. Bu yüzden dilerlerse satır bazlı sıra (row major order) ve sütün bazlı sıra (column major order) başlıklı yazıları okuyabilirler.
Çok boyutlu dizilerin kullanılması
Çok boyutlu diziler genelde döngüler (loop) ile birlikte kullanılırlar. Bilindiği üzere aslında dizi (array) kavramının varlık sebebi birden fazla değişkeni hafızada bir arada tutmak ve kolayca ulaşmaktır. Dolayısıyla birden fazla değişkene erişirken indis numaralarından (satır ve sütün numaralarından) erişmek çoğu zaman avantajlı bir durumdur. İşte bu satır ve sütün numaraları üzerinde çalışan döngüler de çoğu zaman vaz geçilmez erişim araçlarıdır.
Örneğin aşağıdaki kodu ele alalım:
int a[5][5]; //diziyi tanimladik
//içine değer atıyoruz
for(int i = 0;i<5;i++){
for(int i = 0;i<5;i++){
a[i][j]=i+j;
}
}
//değerleri bastırıyoruz
for(int i = 0;i<5;i++){
for(int i = 0;i<5;i++){
printf("%d ",a[i][j]);
}
printf("\n");
}
Yukarıdaki kodun çıktısı aşağıdaki şekildedir:
0 1 2 3 4 1 2 3 4 5 2 3 4 5 6 3 4 5 6 7 4 5 6 7 8
Görüldüğü üzere yukarıdaki kod ile 5×5 boyularında bir matris tanımlanmış ve bu matrisin içerisine 01234 değerlerinden oluşan satır her seferinde 1 arttırılarak tekrarlanmıştır.
Yukarıda bu işlemi yapmaya yarayan kod değerlerin atandığı ve bastırıldığı iki bölüm olarak düşünülebilir ve her iki bölümde de dizinin elemanlarına döngüler marifeti ile erişilmiştir.
İkiden çok boyutlu diziler
Şimdiye kadar anlatılan diziler iki boyutluydu. Programlama dillerinde ikiden yüksek sayıdaki boyutlarda dizi tanımlamak da mümkündür. Temel olarak programlama dillerinin çoğunda matrisin boyutunun bir limiti yoktur yani 3 boyutlu 4 boyutlu yada 100 boyutlu diziler tanımlanabilir.
Aslında dizi tanımı sırasında tek limit bilgisayarın donanım ve işletim sistemi kaynaklarından doğar. Yani örneğin bir tam sayı değerinin (int) 2 bayt (byte) kapladığı bir işletim sisteminde 10000×10000×10000 boyutlarına sahip 3 boyutlu bir dizi tanımlanırsa ( 104 104 104 = 1012 x 2 byte = 2×1012 byte ~ 1 terabyte) yaklaşık olarak 1TB yapar ki bu günümüz bilgisayarları için oldukça yüksek bir RAM miktarıdır.
Programlama dillerinde çok boyutlu diziler iki boyutlu dizilerde olduğu gibi boyut miktarını belirten ilave sayılar tanımlayarak gösterilir. Örneğin:
int a[5][5][5];
şeklindeki bir tanım C/C++ dillerinde veya
int [][][] a = new int[5][5][5];
şeklindeki bir tanım JAVA vey C# dillerinde 5×5×5 boyutlarında 3 boyutlu bir dizi tanımlamak için kullanılabilir.
Burdaki boyut sayısında bir limit bulunmamaktadır. Örneğin
int a[5][5][5][5][5];
şeklindeki bir satır ile 5 boyutlu (ve her boyutu 5 olan) bir dizi tanımlanabilir.

The Exorcist (Şeytan) 1973 yılında çekilmiş bir film olmasına rağmen günümüzde hala gelmiş geçmiş en korkunç filmlerden biri olarak anılır. Filmin bu denli korkutucu bulunmasının nedeni belki de en etkili kötülük simgesinin insanoğluna karşı etkisinin fazlasıyla hissettirildiği nadir filmlerden biri olmasıdır. The Exorcist , William Friedkin tarafından çekilmiş bir filmdir.
Konusu kısaca 12 yaşında bir kızın (Linda Blair) davranışlarını garip bulan annesinin (Ellen Burstyn) kızını iyileştirmek için önce bilimsel sonrada dini yöntemlere başvurmasıyla yönünü belli eden bir film olarak karşımıza çıkar.
Bilimsel yöntemlerden sonuç alamayan anne, bir rahibe (Max von Sydow) başvurur. Gittikçe hareketleri daha çok garipleşen kızın bedenine şeytan girdiğini tespit eden rahip , şeytanı bedenden çıkarmak için ayinlere ve ayetlere başvurur.

Egzorsizm görünmeyen bir varlığın etkisi altına girdiği sanılan kimseyi çeşitli yöntemlerle bu etkiden kurtarmaya çalışma olarak tanımlanır. Bu terim daha çok Hristiyanlık’ta kullanıldığından filmde Şeytan’ın Latince konuşmasıda normal olarak karşılanabilir. Filme ismini veren Egzorsist‘te şeytan çıkarma işini yapan kişi olarak geçiyor. Film 2000 yılında dijital olarak geliştirilen ve silinmiş sahnelerinde eklendiği versiyonuyla sinemalara ve piyasaya tekrar sürülmüştür.
ilgili yazılar
bu yazı gorcun tarafından sinepil.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: korku, gerilim, max von sydow, 1973, şeytan, warner bros, the exorcist, william friedkin, linda blair, ellen burystn, egzorsizm, hristiyanlık

Yeni dönem aksiyon yıldızı Jason Statham‘ın başrolde olduğu bu bol adrenalinli, bol aksiyonlu film Crank (Tetikçi) 2 genç yönetmen tarafından (Mark Neveldine, Brian Taylor) senaryosu da birlikte yazılarak çekilmiş. Film tetikçi Chev Chelios (Jason Statham)‘un dairesinde uyanıp düşmanları tarafından kendisine zehir enjekte edildiğini öğrenmesiyle başlıyor.
Bu dakikadan itibaren panzehiri bulup iyileşmek için koşturmaya başlayan tetikçi bir daha durmamak üzere yola çıkıyor. Bu arada doktoruyla da telefonla görüşen Chelios eğer vücundundaki adrenalin azalırsa zehirin vücuduna daha hızlı yayılacağını ve ölümünün daha çabuk olacağını öğreniyor. Bu da Chelios ‘un hayatta kalmak için yapacağı şeylere sınır koymamasını sağlıyor. Ortayada son derece ilginç görüntüler çıkıyor.

Kız arkadaşı Eve (Amy Smart)‘yi de unutmayan Chelios yaşadığı aksiyonun içine onuda katarak yaşananların daha renkli olmasını sağlıyor. Tetikçi aksiyon filmi olarak değerlendirildiğinde hakkını sonuna kadar veren bir film.
ilgili yazılar
bu yazı gorcun tarafından sinepil.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: jason statham, komedi, tetikçi, suç, aksiyon, crank, uyuşturucu, 2006, mafya, amy smart, brian taylor, mark neveldine, dublör

Degerli oldugundan dolayı sahteleri çoktur. Gerçek lapiste az da olsa pirit taneleri ya da beyaz kalsit çizgileri bulunur.
PSİKOLOJİK ETKİLERİ
Dikkatli kullanılması gereken bir taştır. Yaydığı enerji, hassas kişilerde baş dönmesine neden olabilir. Kararlı ve etkili enerjisiyle, görmezden geldiğiniz olaylara bakmanızı sağlar.
Ruhunuzun hakikate ulaşma arzusunu kuvvetlendirir.
Akılcı olmayan düsünceleri netleştirir ve düsüncelerinize yogunluk kazandırır.
Küçük çocuklari korkularından uzaklaştırır.
Kaygıyı azaltır ve kişiyi canlandırır.
Zihin açıklığı ve aydınlanma amacıyla kullanılır. Derin düsünceye yardımcı olur.
FİZİKSEL ETKİLERİ
Küçük çocukların solunum yolu hastalıklarından korunmasını sağlar.
Kemikleri kuvvetlendirir.
Tiroid bezlerini harekete geçirir.
Tansiyonu düzenler.
Fiziksel yetenekleri ve iletişim yeteneğini kuvvetlendirir.
Hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın, hergün kullanılması durumunda onu taşıyan kişi artık taşın gücüne alıştığı için etkisi azalır. Bu nedenle kullanımında dikkat edilmedilir.
Unsuru:Ateş, Toprak
Çakra:Üçüncü göz

” Sigara sağlığa zararlıdır ”
Bu cümleyi duymayan kalmamıştır artık. Alınan sigara paketlerinin üzerinde bile artık her şekilde yazan uyarılar tabii ki de tiryakileri caydıracak etkide olamıyor. Belki de yapılacak hiç bir uyarı, gösterilecek hiç bir görüntü, söylenecek hiç bir söz bunun önüne geçemeyecek. Bunu hedefleyen şirketler tarafından üretilen bu mallarda zaten insanları bir bağımlı haline bilinçli olarak getiriyor. Bu derece büyük bir iddiayı ortaya atan ise bir sigara şirketinde üst düzey çalışan olarak görev alan Jeffrey Wigand. The Insider (Köstebek) filmide Jeffrey Wigand (Russel Crowe)‘ın çalıştığı şirketin politikalarına ters düştükten sonra yaşadıklarını anlatır.
Çok rahat ve güzel bir yaşamı olan Wigand’ın hayatı bu tutumundan sonra tamamen değişir. Şirket yöneticileri önce kendisini uyarır sonra tehdit etmeye başlarlar.
ilgili yazılar
bu yazı gorcun tarafından sinepil.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: gerilim, al pacino, dram, 1999, köstebek, michael mann, the insider, russel crowe, sigara, vanity fair, biyograf, tehdit, kapitalizm
Şirketinizin internetten asla kopmamasını sağlamak ve tek kutuda güvenliği sağlamak zor değil. ZyXEL tarafından sunulan ZyWALL USG 100 hayatınızı nasıl kolaylaştırıyor?
ZyXEL sadece evlerde kullanacağımız ADSL modemler üretmiyor. Kurumsal ölçekte kullanılabilecek bir ürün olan ZyWALL USG 100, ağ trafiğini kontrol etmek, kısıtlamak ve kullanıcılara göre yetkilendirme işlerim yapabilecek bir ürün. Aynı zamanda iki farklı bağlantıyı sizin belirleyeceğiniz yük dengeleme prensiplerine göre aynı anda kullandırabiliyor ve eğer isterseniz üçüncü bir bağlantı olarak 3G modem kartını bu ürüne yerleştirerek bu teknolojiden de yararlanabiliyorsunuz. Elbette USG 100 içinde bir Firewall sistemi ve gelişmiş bir antivirüs yazılımı da mevcut. Ürünle ilgili ayrıntıları videomuzda bulabilirsiniz.
Şirketinizin internetten asla kopmamasını sağlamak ve tek kutuda güvenliği sağlamak zor değil. ZyXEL tarafından sunulan ZyWALL USG 100 hayatınızı nasıl kolaylaştırıyor?

ZyXEL ZyWALL USG 100
İnternet güvenlik duvarı
Yuvalar: 5x Ethernet, 2x GBit Ethernet (WAN portları) Konsol, seri çıkış, PCCard, 2x USB
Load balance: 2x Ethernet + PCCard modem (802.11b/g veya 3G)
Yazılım: 1 yıllık antivirüs yazılımı hediye.
Güç kaynağı: AC adaptör
Üretici: ZyXEL
Telefon: (212) 444 11 50
Fiyat: 700 dolar + KDV
Nanoteknoloji – 1-100 nm arasındaki boyutlarda malzemelerin özelliklerini inceleyip, anlama ve kontrol edebilme, sonra da bu teknolojiyi kullanan alet edevatlar geliştirmektir. Nanoteknoloji terimi ilk defa Norio Taniguchi tarafından kullanılmıştır.
Bu bilim dalı disiplinlerarası bir bilim dalıdır. Disiplinden kasıt bir başka bilim dalıdır. Yani bir çok bilim dalının birleşerek, birbirine destek vererek, yukarıdaki tanıma uygun araştırma geliştirme yapmasıdır. Bu bilim dalları fizik, malzeme bilimi, robotik, kimya, biyoloji, makina mühendisliği, elektrik mühendisliği ve bunların alt dalları olabilir. Nanoteknoloji şimdiki bilim dallarının nanoseviyeye inerek orada araştırma yapması da olarak da görülebilir.
Yalnız nanoteknolojinin amacı şimdiki teknolojiyi nanoseviyeye indirmeye çalışmak değil, mikrodüzeyde beceremediğimiz işleri nanoseviyede başarabilmek uğraşmak. Yani bir su molekülünün özelliklerini ortaya çıkarmak nanoteknoloji değildir. Suyun o düzeyde makro düzeyde olmayan özelliklerini bulmak ve kontrol etmek nanoteknolojidir.
Nanoteknolojide 2 temel anlayış vardır: Biri aşağıdan yukarı inşa, diğeri yukarıdan aşağıya inşa. Aşağıdan yukarı inşada malzemeler ve aygıtlar, moleküler düzeydeki bileşenlerinden kimyasal yollarla otomatik olarak oluşuturur. Yukarıdan aşağıda inşa ise büyük haldeki malzemeleri küçülterek ürün üretmektir. Günümüzde de inşaların çoğu bu yöntemle yapılmaktadır.
Nanoteknolojide kullanılan aletlerden en yaygın olanı atomik kuvvet mikroskobu, taramalı tünelleme mikroskobudur. Elektron demeti litografyası, moleküler hüzme epitaksisi de nanomalzemeleri manipüle etmeye elverişli hale getiriyor ve alışılmamış özellikleri gözlemleyebiliyoruz.
Nanoteknolojik ürünlere örnek olarak moleküler yapıya sahip polimerler, yeni bilgisayar çipi tasarımı, bronzlaşmama losyonu, kozmetik, ilaç taşıması verilebilir.
Her teknolojide olduğu gibi nanoteknolojinin muhtemel zararları vardır. Nanoseviyede malzemelerin tek başlarına ya da başka atom grupları ile beraber iken nasıl davrandıklarını bilinmemektedir. Normalde zararsız diye bildiğimiz bir malzeme, nanoseviyede hiç beklenmedik şekilde davranabilir. Mesela bazı karbon nanotüplerin asbest gibi davrandıkları, nanogümüşün bakterileri öldürdüğü bulgulardan sadece birkaçıdır. O yüzden nanoteknoloji çok bilinçli bir şekilde geliştirilmelidir. En son ABD’de PEN kurumu Obama hükümetine yeni bir yol planı sundu.
—————————————————
Milyarda Bir Lira!
Hüseyin Avni Öktem Hoca Kayserili işadamlarına nanoteknolojiyi anlatmaya çalışıyormuş. İşte bu oda bir hücre olsa, odadaki kalem şu kadar nanometre olur; nanometre işte bu kadar küçük bir boyut vs. Kayserili işadamı bir şey anlamadığını söylemiş. Yanındaki hoca da “Hocam Kayseriliye para cinsinden anlatacaksın meseleleri. Nanoteknoloji milyarda bir liradır” demiş. İşadamı da “Tamam o zaman, çok önemli. Hemen yatırım yapalım.” demiş. [Kayserililere bir laf atma söz konusu değildir.]
Kaynak : NanoTürkiye Blog’u

Alman Kültür Merkezi (Goethe – Institut), 8 Mayıs – 26 Haziran tarihleri arasında İstanbullu sinemaseverlere Alman Sineması‘nı tanıtma amaçlı bir seçki hazırlamayı planlıyor; ‘Alman Filmleri Gösterimi‘
Helmut Käutner, Douglas Sirk, Erich Charell gibi Alman Sineması’nın ünlü yönetmenlerinin eserlerinden oluşacak gösterimde filmler, orjinal (Almanca) dilinde, Türkçe altyazılı olarak gösterilecektir.
ilgili yazılar
bu yazı queennothing tarafından sinepil.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: sinema, film, istanbul, 2009, alman sineması, alman kültür merkezi, goethe institut, alman filmleri gösterimi, helmut kautner, douglas sirk, erich charell