Merhaba arkadaşlar. Bugün siz değerli okuyucularıma Nokia N97 ile Youtube.com adresine nasıl gireceğinizden bahsedeceğim. Malumunuz N97 içerisinde Youtube eklentisi mevcut. Fakat ülkemizde Youtube.com adresi yasaklı olduğu için N97 sahipleri malesef ki bu eklentiyi kullanamamaktalar. Youtube internet sayfasına girmek için kullanılan yöntemlerin en başında DNS değiştirmek gelir. Aynen bilgisayarınızda olduğu gibi N97 telefonunuzda da DNS [...]
Merhaba arkadaşlar bugün canımı epeyli sıkan bir problemden bahsetmek istiyorum. HP yazıcılar ve usb kablo problemi. Problemi şöyle açıklayabilirim. HP yazıcınızı bilgisayarınıza bağlıyorsunuz ve bilgisayarınız otomatik görüyor. Tanıyor fakat bir çıktı almak istediğinizde yazdırmıyor.
Bu sabah HP Laser 1020 yazıcısını Pardus kurduğum makinalardan bir tanesine tanıttım. (*) Bilgisayar yazıcıyı gördü tanıdı ve otomatik olarak pardus yazıcılar klasörüne HP 1020 ‘yi ekledi. Fakat gel gör ki yazıcıya ne gönderirsem göndereyim bir türlü yazmıyordu.
Kartuş değiştirmekten tutunda pardus’un güncellemelerini almaya kadar. Hatta bir ara Cups’u bile yeniden kurdum. Nafile… Sonra makinayı Windows XP bir makinaya taktım. Tanıdı. Çıktı almak istedim yine aynı problem…
Peki sorun neydi de yazıcıya çıktı gönderdiğimde yazmıyordu. Bırak yazmayı tepki bile yok..!
Aklıma ilk gelen şey yazıcının USB kablosunu parçalamak oldu. Yok yok ilk gelen yazıcıyı parçalamaktı
USB kablosunu söktüm ve başka bir usb kablosu taktım. Sonuç çatır çatır çalışıyor…!
Peki ya USB kablosu sağlam değilse bilgisayar nasıl oluyorda yazıcıyı görüyor ve kuruyor ?
Zaten canımı sıkan noktada buydu eğer donanımı görmese veyahut tanımasa kurulmasa yapacağım ilk iş USB kablosunu değiştirmek olacaktı. Fakat enteresan bir şekilde USB kablosunda arıza olmasına rağmen bilgisayar çatır çatır tanıyordu. Sadece Pardus işletim sistemi değil Windows XP işletim sistemide aynı şekilde tanıyordu.
Tahminimce usb kablosunda voltaj düşüklüğü yaşanması başkada birşey aklıma gelmiyor zaten. Kablonun resmine bakarsanız blendajlı yani korumalı bir kablo öyle kolay kolay arızalanacak bir kabloda değil…
Birkaç saatime mal olan bu iğrenç kabloyu birazdan doğramaya sonrada ateşin içine atıp yakmaya başlayacağım sanırım stresimi böyle atabilir içimde oluşan pisikopat duyguları böylelikle dindirebilirim. Eğer hıncımı kablodan alamazsam gidip yazıcıyı parçalayacağım ![]()
NOT: Windows XP yada Pardus işletim sistemi hiç fark etmiyor. Eğer HP yazıcınızı görüyor yada görmüyorsa yazıcı çıktısı alamıyorsanız mutlaka USB kablosunu değiştirmeyi deneyiniz!
Kim bilir belkide HP firması bu yüzden yazıcılarıyla beraber bir USB kablosu vermiyor!
(* http://tr.pardus-wiki.org/Donan%C4%B1m:HP_Laserjet_1020)
Merhaba arkadaşlar. Geçen gün Adnan arkadaşım TV’de bir firmanın reklamını gördüğünü ve internet sitesine hemen girdiğini söyledi. Açıkcası giremediğini desek daha güzel olur.
Neden mi ? Çünkü firmanın internet sayfası virüslü..!
Evet yanlış duymadınız arkadaşlar. En azından sizin bilgisayarlarınız temiz kalsın. Ayrıca firmanın ismini veripte adamları kötülemek istemiyorum. Belki sesimizi duyarlarda webmaster arkadaşlarını uyarırlar gerçi yazıyı bitirir bitirmez adamlara bir mail atıp uyaracağım.. Neyse dönelim konumuza…
Düşünün ki televizyon izliyorsunuz ve bir reklam karşınıza geldi. Reklamı beğendiniz tamda ihtiyacınız olan şey hemen firmanın internet sayfasını tuşlamaya başladınız… Firmanın internet sayfasına girdiğinizde (eğer virüs programınız yok yada güncel değilse) çatır çatır bilgisayarınıza zararlı virüs yerleşiyor…
Bu reklamı sadece siz izlemiyorsunuz binerce belki de yüzbinlerce insan aynı anda bu kanalda çıkan reklamı izliyor. Sonuç ortada yüzbinlerce bilgisayara bir anda virüs bulaşıyor…
Resmin ne kadar ürkütücü olduğunu görüyoruz. Birde şu açıdan bakalım sizin bilgisayarınız bir network’e bağlıysa çatır çatır diğer bilgisayarlarada bulaşmakta birkaç dakika içerisinde yüzbinlerce insan bu virüsten zarar görüyor. Eğer güncel bir virüs programınız varsa şanslı olanlar arasındasınız…
Yahu iyi güzelde anlamadığım birşey var…
Firma koskocaman bir firma belki binlerce çalışanı var. Böyle bir firmanın internet sayfasında nasıl virüs olur ? Hadi oldu hiçkimse farkına varmaz mı ?
Malesef ki varmıyor. Geçenlerde ODP’de görev yaptığım kategorilerden birisinde aynı duruma rastladım. Yuhh diyesim geldi içimden koskocaman distribütör aynı zamanda Türkiye’nin en büyük firmalarından birisi. Birde bilgisayar firması bir bilgisayar firmasının internet sayfasında da virüs olur mu ? Olur bal gibide oluyor…
Sonrada birileri kalkıp diyor ya..
“Ben virüs programı kullanmıyorum. Gerek yok zaten zararlı sitelerle işim olmaz”
Yuhh diyorum artık. Gözlerine soka soka anlatmaya devam edeceğim. Ne kadar iyi bir kullanıcı olsanızda ne kadar bilinçli bir kullanıcı olsanızda yinede zararlı sizi gelip bulur. Yada kendi ellerinizle bilgisayarınıza bulaştırabilirsiniz..!
Siz siz olun..
Firewall
Anti Keylogger
Virüs programı
3′lüsünden vazgeçmeyin…
Merhaba arkadaşlar ; Geçen gün Hayati Çamur arkadaşım bir mail atmıştı. Mailinde Windows Vista kullandığını ve malesef ki zarar gören birkaç sistem dosyası yüzünden vista service pack ‘i yükleyemediğini söyledi.
Açıkcası birçok yöntem denemiş ve en sonunda format atmakla karşı karşıya kalmış Tam benim düşünce tarzım format her zaman son çare olsun… Önemli olan sistemi kararlı ve düzgün çalışır biçimde tutmaktır. Malesef ki sisteme kurduğunuz yazılımlar, (ekle/kaldır) virüsler, internet ve diğer birçok etken sistem dosyalarının zarar görmesine sebep olabiliyor. Fırsat buldukça bu tip sistem arızalarından bahsederek siz değerli okuyucularıma yardımcı olmaya çalışıyorum.
Hayati arkadaşımada sistem dosyalarını onarabilmesi için sfc /scannow komutundan bahsettim. Bu komutu XP ‘den bilenleriniz yada hatırlayanlarınız vardır. 2006 yılındaki Scannow – Windows Dosya Koruması & Windows File Protection yazımda siz değerli okuyucularıma windows XP için sistem dosyalarının zarar görmesi yada değiştirilmesi ile ortaya çıkan aksaklıklara bir çözüm olarak sfc /scannow komutundan bahsetmiştim.
Aynı durum Windows Vista içinde geçerli . Bu komut sayesinde bilgisayarınızda tarama işlemi başlatılıyor ve sistem dosyalarının bütünlüğü doğrulanıyor. Eğer ki bu işlem sırasında problemli bir sistem dosyasına denk gelirse orjinali ile sistem dosyası değiştirilerek dosya sistemi bütünlüğü korunmuş oluyor.
Bu sayede işletim sisteminizin ömrünü biraz daha uzatabilmektesiniz. Ayrıca Hayati arkadaşımın ki gibi sorunları çözebilirsiniz. Gelelim Windows Vista üzerinde bu komutu nasıl kullanacağımıza.
Kullanım :
“Başlat” menüsünden “Aramaya Başla“ kısmına CMD yazıp bekliyoruz. Üstte CMD.EXE olarak komut sistemimizi bulacaktır. Üzerine gelip sağ tıklıyoruz ve “Yönetici olarak çalıştır” ile komut sistemini açıyoruz.
Dikkatinizi çekmek isterim. Üzerine gelip sağ tıklıyoruz. Yönetici olarak çalıştırıyoruz. Çünkü yapıcağımız işlev yönetici yetkileri gerektirmekte. Aksi taktirde SFC yardımcı programını çalıştıramayız.
Komut sistemi pencere olarak karşımıza geliyor. Penceremizde
Sfc /Scannow komutumuzu yazıp entere basıyoruz. Sistem tarması başlayacaktır. Sistemin büyüklüğüne ve bilgisayarınızın hızına göre bu biraz uzun sürebilir. Bekliyoruz. Sistemi komple taramaya başlıyor. Bu süreç sırasında sistem dosyalarında bir probleme denk gelirse sistem kendini onaracaktır. Eğer gerek duyarsa sizden işletim sistemi cd’nizi isteyebilir.
%100 ‘e ulaştığında bize sistem dosyalarını tarayıp düzenlediğini söyleyecektir. Bilgisayarınızı yeniden başlat yaptığınızda sisteminizdeki sistem dosyaları orjinal halleriyle çalışmaya başlayacaktır. Birçok hatadan da kurtulmuş olacaksınız.
Diğer komutlar ;
/SCANNOW Tüm korumalı sistem dosyalarının bütünlüğünü, olanaklı olduğunda tarar.
/VERIFYONLY Tüm korumalı sistem dosyalarını bütünlüğünü tarar. Onarım işlemi yapılmaz.
/SCANFILE Başvurulan dosyanın bütünlüğünü tarar, sorunlar tanımlanırsa dosyayı onarır. Tam <dosya> yolunu belirtir.
/VERIFYFILE <dosya> tam yoluna sahip dosyanın bütünlüğünü doğrular. Onarım işlemi yapılmaz.
/OFFBOOTDIR Çevrimdışı onarım için çevrimdışı önyükleme dizininin konumunu belirtir
/OFFWINDIR Çevrimdışı onarım için çevrimdışı Windows dizininin konumunu belirtir.
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Microsoft Windows Vista işletim sistemindeki “Güvenlik Merkezi Hizmeti Başlatılamıyor” hatasından bahsedeceğim. Aslında çözümü çok basit bir hata. Sistem saatinin orada bilgisayarınızı açtığınız zaman çıkan bu hata iletisi Vista’nın güvenlik birimlerinin çalışmadığını söylemektedir. Kullanıcı durumun alehine işlememesi için vista tarafından uyarılır.
Bu uyarı balonunu tıkladığımız zaman Windows Güvenlik Merkezi karşımıza gelecektir. Kapalı olarak gözüken hizmeti açmak istediğinizde yine aynı hata ile karşılaşabilirsiniz.
Çözüm :
Başlat menüsünden çalıştıra gelip “services.msc” yazıyoruz ve entere basıyoruz. Karşımıza Windows Vista’nın hizmetler arabirimi geliyor. Bu hizmetler içerisinde resimde gördüğünüz işlevleri gerçekleştiriyoruz.
1. Hizmetler arasından güvenlik merkezini bulup çift tıklıyoruz.
2. Açılan pencerede başlangıç türü kısmını otomatik olarak seçiyoruz.
3. Uygula butonuna basıyoruz.
4. Başlat butonu aktif hale geliyor ve başlat butonuna basıyoruz.
5. Tamam yapıp pencereyi kapatıyoruz.
Artık devre dışı kalan Güvenlik Merkezi Hizmeti aktif hale geliyor. Bilgisayarınızı her açtığınızda otomatik olarak servis başlayacak ve sistemi denetlemeye devam edecektir.
Sebep :
Açıkcası kesin bir sebep söyleyemeyeceğim. Çünkü neden kapandığı hakkında net bir araştırma yapmadım. Fakat virüsler, trojanlar yada sisteme kurduğunuz bir program veyahut başlangıçtaki çalışan dosyaların girdilerinin silinmesi yada değiştirilmesi buna neden olabilir.
Hadi kolay gelsin.
Merhaba arkadaşlar fırsat buldukça sizlere veri güvenliği ve verilerinizi yedekleme hakkında sürekli bilgi vermeye çalışıyorum. Özelliklede bilgisayar arızalarında karşımıza çıkan en büyük problem verilerin kaybolmasıdır. Veri yedeklemenin farklı yöntemleri var. CD – DVD, Disk, Flash Disk gibi fiziksel olarak yedekleme türleri ve sistemleri mevcut bunlara alternatif olarak internet üzerinde veri yedeklemekten bahsedeceğim.
Bu tip yedeklemede ftp hesabınızdan bahsetmiyorum. Gerçi herkezin bir ftp hesabıda yok. Ama herkezin bir dropbox hesabı olabilir. Üstelik ücretsiz…
Dropbox kurulum ve kullanımı :
Dropbox ufak bir yazılım sayesinde bilgisayarınızdaki verileri internetten sanal bir yedekleme olarak interneteki alanınıza kayıt ediyor. Yani dropbox yazılımını bilgisayarımıza kuruyor ve bilgisayarımızdaki verileri internete gönderebiliyoruz. Sadece bununla kalmıyor. Dropbox kurulduğu zaman bilgisayarınızın simgelerinde yer alıyor. Bu simgeyi çift tıkladığımızda ayarlarını yapabilmekte internetteki alanımızıda görebilmekteyiz. Üstelik üye olan herkeze 2GB alan veriyor. Gelin beraberce bakalım bu işi nasıl yapacağız ?
Öncelikle dropbox yazılımını indiriyoruz. (14Mb) İndirdiğimiz yazılımı bilgisayarımıza kuruyoruz. Kurulum sırasında bizden kayıt olmamızı istiyor. E-mail ve gerekli bilgileri doldurduktan sonra kurulum tamamlanıyor. Bilgisayarımıza kurduğumuz zaman sağ alt köşedeki simgelerimizin yanına dropbox simgesi geliyor. Simgeyi çift tıkladığımızda
C:\Users\Kullanıc\Documents\My Dropbox Klasörü açılıyor.
Bu klasör içerisine hangi dosyayı atarsanız atın internet üzerinden açılan hesabınıza otomatik olarak verilerinizi yedekliyor.
Aslında güzel düşünülmüş bir uygulama verilerinizi CD / DVD gibi fiziksel olarak yedekleyebilirsiniz yada taşınılabilir diskler ama bu tip aletlerin bozulma riskide cabası. Her zaman söylerim mutlaka 2 yedek alın diye.
Eğer yedeklerinizi aldığınız CD – DVD – HDD – Flash disk gibi aletlerin bozulma riskinide göze almak istemiyorsanız bu tip bir yedekleme sistemiyle rahat edebilirsiniz. Bu yedeklemenin tek riski şifrenizi unutmak olabilir. (Hackerler hariç o zaten her zaman bir risktir.) eğer böyle bir sorun olursa yani şifrenizi unutursanız zaten kayıtlı olan e-mail adresinize şifremi unuttum yaparak yeni bir şifre alabilirsiniz. Ayrıca programı kullanırken sizden şifre felan istemiyor. Arka planda pc nizi hiç kastırmadan rahat bir şekilde çalışabilmekte. Şöyle bir soru aklınıza gelebilir …
İnternet bağlantımı meşgul etmez mi ?
Elbetteki internet bağlantınızın bir kısmını kullanacaktır. Sonuçta verilerinizi internete yedekliyorsunuz. Fakat korkmanıza gerek yok. Programın simgesini sağ tıkladığımız zaman açılan pencereden Preferences (ayarlar) tıklayıp karşımıza gelen pencerede Network sekmesini tıkladığımız zaman upload ve download veri hızlarını limitleyebildiğimizi görebilirsiniz.
Benim acelem yok bilgisayarım saatlerce internette 1 kb ayarlarsınız upload da download da 1 kb ile sınırlanmış olur 3-5 saatte yedekleme tamamlanır. Yada iyi bir internet bağlantınız vardır yazarsınız oraya 1024 diye anında verileriniz yedeklenir
Bunun yanında yine simgemizi sağ tıkladığınızda açılan pencerede.
1. Yedekleme klasörümüzü açabilirsiniz.
Resimde gördüğünüz gibi 1 ‘i tıkladığınız zaman klasörümüz açılıyor. Yukarıda da söylediğim gibi bu klasöre attığımız tüm veriler internetteki alanımıza kayıt edilmekte.
2. Kullandığınız alanınızı görebilir.
2GB lık ücretsiz kullanacak olduğunuz alanınızda ne kadar boş yer kaldığını görebilmektesiniz.
3. Son yapılan yüklemeleri veya değişiklikleri görebilirsiniz.
Yapılan son değişklikler aslında iyi düşünülmüş bir seçenek. Ben en çok bu kısmı kullanıyorum hangi verilerinizin gittiğini görebilmektesiniz. Tüm yaptığınız değişiklikler tek bir tıkla önünüze geliyor.
4. Forumlara ulaşabilirsiniz.
Destek forumlara bağlanıyor. Malesef ki Türkçe dil desteği yok. İngilizcesi olanlar için iyi bir yardım kaynağı diyebilirim.
5. Alanınızı artırabilirsiniz.
Programı kurduğumuz zaman oluşan yedekleme alanımız 2 GB ile sınırlandırılmış. Eğer ki bu alanı artırmak isterseniz ek bir ücret ödemeniz gerekiyor. 2 GB ‘da bazı şeyler için yeterli bir alan fakat iyi bir yedekleme isterseniz mesela 50GB gibi bir alan aylık 9,99$ ödediğinizde tamamiyle sizin oluyor. Yada yıllık 99,oo USD ödeyerek 50 GB lık alanınızı paşalar gibi kullanabilirsiniz.
6. Özellikleri görüntüleyebiliriz. (Ayarlar)
Biraz önce bu seçenekten bahsetmiştim. Klasörünüzün yerini ayarlayabilir, internet limitlerini ayarlayabilir yada proxy ayarlarınızı girebilirsiniz.
Son olarak Web arayüzünden bahsetmek istiyorum.
Yine simgemizi sağ tıklayıp alanımızı ne kadar kullandığımızı gördüğümüz yere tıkladığımızda tarayıcımızda dropbox hesabımızı açıyor. Hesabımızın arayüzü webde daha ayrıntılı. Bu bölümde hesap ayarlarınızı yapabilir, paylaşım klasörü oluşturup arkadaşlarınızla dosyalarınızı paylaşabilir, resimlerinizi görebilir, son değişikliklere göz atabilir, alanınıza gönderdiğiniz verileri ayrıntılı olarak inceleyebilirsiniz.
Burada dikkatimi çeken aklınıza gelebilecek hertürlü şeyi yapabildiğimizdir. Bir yedekleme diskinden bekleyemeyeceğimiz şeyleri burada yapma imkanına sahibiz. Ayrıca tebrik etmek lazım. Aynen bir fiziksel disk gibi önümüzde veistediğimiz gibi silebilir, kopyalayabilir, paylaşabilir ve hatta görüntüleyebiliriz.
Umarım memnun kalırsınız.
Dropbox programını yüklemek ve ücretsiz 2gb alan hesabı açmak için buradan buyrun.
Yalnız internet bağlantınız kotalı ise tavsiye etmiyorum..! Bunu açıkca söyleyeyim sonra içine MP3 leri atıp ay sonunda “Aaaaaa kotamı aşmışım” demeyin
Gerçi 1Kb limit koyarsınız 3 haftada gider ayrı mesele
![]()
Bu sene bayağı çekişmeli geçeceğe benziyor. Buyrun oylama başladı ve Teknoloji kategorisindeyim… Gördüğüm kadarıyla bu sene epeyli bir sponsor var. Gerçektende gurur verici.
Ayrıca katılımda sponsorlar gibi coşmuş
Bö! ekibini tebrik etmek lazım. Son olarak geçen sene dikkat ettimde yok niye oyları göremiyoruz yok bilmem ne gibi söylemler ortaya çıkmıştı. Bu sene Bö ekibi bununda önüne geçmiş artık kontrol panelinizden kaç oy aldığınızı anlık olarak görebiliyorsunuz.
Bö teknoloji kategorisinde yer alıyorum. Oy vermek için buradan alayım sizi…
Önemli olan yarışmak… Geyik, heyecan, sosyalite, arkadaşlık.. Daha ötesi yok…
Merhaba arkadaşlar . Son 1 aydır vakit buldukça bu proje üzerinde çalışıyordum. Google Analytics verilerini kullanıcılara gösterebilmek. İstatistikler sayfamı görmüşsünüzdür. Bu sayfayı birçok arkadaş bana mail atıp bunun bir eklenti olup olmadığını soruyordu.
Açıkcası o sayfa düne kadar manueldi. Yani istatistiklerimi kendim yazıyordum. Artık otomatikleştirme zamanı geldiğini düşünmeye başlamıştım
Sağolsun değerli kullanıcılarım bana bu fikri verdi. İnternette biraz araştırma yaptım. Bu iş için Google Analytics API ’si gerekiyordu. Ayrıca daha önceden böyle bir script yazılmış mı diye bir araştırma da yaptım. Gördüğüm kadarıyla Sergej Müller‘ den başka doğru düzgün yapılmış bir sistemde bulamadığımı söylemek isterim. Oda sağolsun Alman hiçbişi anlamadım dediklerinden ![]()
Velhasıl kelam Sergej Müller’in scriptinden esinlenerek kendime eli ayağı düzgün bir analytics export scripti geliştirdim. Buradan kendisinede bol bol teşekkür etmek isterim. Sonunda tam istediğim gibi affiili bir istatistik çıktısı alabiliyorum. 4 dosyadan oluşan bu scriptimi şimdilerde eklenti yapıp WP kullanıcılarına açmayı düşünüyorum.
Şunuda söylemeden edemeyeceğim. Daha önceden bir Wordpress eklentisi yapmadım. Açıkcası nedir ne değildir nasıl yapılır bilmiyorum. Araştırıp, kurcalayıp bu işi çözmeye çalışlacağım. 1 ayın sonunda scriptin canavar gibi hatasız ve eksiksiz olarak çalıştırabildikten sonra geliştirme aşamasına geçiyorum.
Test edin bakalım : http://www.teakolik.com/analytics/
Script ‘in yapabildikleri :
1. Son 1 aylık istatistiklerinizi grafik olarak size sunuyor.
2. İsterseniz belirli tarihler arasındaki istatistiklerinizide görebilmektesiniz.
3. Farklı hostlarda test ettim sıkıntısız çalışıyor. İstediğiniz klasörde veya alt domainde çalışabilmekte.
4. Sadece bir ayar dosyasına Gmail adresinizi ve şifrenizi girmeniz yeterli. Statlar anında ayağınıza geliyor.
Yapılacaklar :
1. WP eklentisi haline getirilecek.
2. Otomatik olarak güncelleme yapılabilecek.
3. Yönetim panelinizden belirleyeceğiniz tarihler arasındaki raporları çıktı verebilecek.
4. Text tabanlı olarak rakamsal veriler verebilecek. (Grafik haricinde)
Sanırım uzun bir süre daha kurcalayacağım ama şimdilik test olarak sizlerin beğenisine sunmak istedim.
Acaba bu eklenti tutar mı ?
Başka ne gibi özellikleri olmalı ?
Grafik arayüz mü tercih ederdiniz yoksa rakamsal ifadeler mi ?
WP eklentisi yapabilecek vakit / zaman ayırabilecek arkadaş var mı ?
Açıkcası bu yazıyı yazmamın sebebi ortaya çıkan tartışmalardan rahatsız olmamdır. Bunu ilk başta belirtmek isterim. Ne istediğimizi aslında bilmiyoruz. Ortaya çıkan tartışmaların en başında bu geliyor. Öncelikle şu kavramı kafamıza sokmamız lazım.
Blogger kimdir ?
Hemen hemen herkes ben bloggerim diyebilir. Hiç kimsenin kalkıpta “Sen blogger değilsin” demeye hakkının olmadığını düşünmekteyim. Çünkü bloggerlik için bir kavram yok , bir sınırlama yada kriterler antlaşmasıda yazılmamış. Bloggerlik kavramı son yıllarda ortaya çıkan kimine göre şöyle kimine göre böyle diye sağa sola çekilen bir nitelik.
Nitelik diyorum çünkü insanlar artık “Ben bloggerim” demeye başladı. Öncelikle kendi düşüncelerimle blogger kavramına azıcık da olsa değinmek isterim.
Bloggerliği çok geniş bir kavram içerisine soktuğumu görmüşsünüzdür. Çünkü bunun bir kriteri yok. Blogger olmak için sadece yazmak yeterli. Diğer ülkelere baktığımızda özelliklede Amerika gibi yerlerde bloggerlik bu tip kavramlardan çıkmış hatta bir iş olmaya bile başlamış. Fakat ülkemizde yeni ve daha ne olduğunu tam olarak anlayamadığımız bir kavram. Bu kadar yeni olmasının eski bloggerleri bir kenara attığımızı da göstermez. Yıllardır blog yazan arkadaşlarımız var belki 10 larca değil. Fakat Onlar blogger olarak yıllardan beri yazıyor, ne duruşları değişti nede kavramları. Aslında blogger kavramını belirli nitelikler arasına sokacaksak bunu o arkadaşlara sormamız gerekiyor.
Gelelim blogger arkadaşlarımızın rahatsızlığına…
Son zamanlarda markaların blogların üstüne düşmeye başladığını gördük hatta şahit olduk. Şimdilerde öncü olan birkaç marka sayesinde blogger arkadaşlar yavaş yavaş ön planlara doğru çıktılar. Bunun yanında medya… Tabiki sadece markalar değil, medya sayesinde de blogger arkadaşları tanıma fırsatları doğdu. Şimdilerde ise gerek görsel gereksede yazılı medya bloggerler hakkında haber yapıyor yazı yazıyor hatta sosyal platformlara davet ediyorlar.
Aslında hem medya hemde markalar için bloggerler bununmaz bir nimet…
Neden mi ? Çünkü markaların reklama ihtiyaçları var. En uygun maliyetle en fazla kişiye ulaşabilmeleri için bloggerler biçilmiş kaftan. Şöyle bir düşünün…
Markanız için 10 tane blogger ayarladınız herbirinin minimum 100bin kişiye hitap ediyor. Toplamda 1miyon insana çok hızlı ve net bir şekilde reklamınızı yapabiliyorsunuz. Peki bunu Gazete yada TV ile yapmaya kalksaydınız ? Kaç kişi o yazıyla ilgilenecekti ? Yada kaç kişi o ilana bakacaktı ? Maliyeti ne olacaktı ?
İşte asıl mesele burada…
Birde bloggerler tarafından bakalım. Bildiğim kadarıyla ülkemizde markaların reklamlarını yapmak için bizzat para alan blogger yok ? Yada en azından ben almıyorum
Aslında bazı ülkelerde para alanları var biz henüz o aşamaya gelmedik
Hediyeler alıyoruz, tatil yapıyoruz, ürünlere sahip oluyoruz tabi bunun yanında diğer bloggerlerle paslaşarak hitap kitlemizi artırıyoruz. Bu extra olarak kullanıcı sayısında artışı beraberinde reklam gelirlerini getiriyor. Tabi ego tatmini ve diğer iğreç şeylerden bahsetmiyorum
Ayrı mesele…
Bu durumun iyi yanlarıda olabilir, kötü taraflarıda sayılabilir. Önemli olan şudur ki bir marka’nın iyi tarafınıda kötü tarafınıda bakmak gerektiği. Yani objektif bakabilmek. Peki kaç kişi bir markaya objektif bakabiliyor ki ?
Durum sadece objektif olmakla bitmiyor. Bunun yanında eleştiri yaparkende yıkıcı değil yapıcı olmayı gerektirir. Etik olanda budur zaten. Eğer bir yazınızda bir marka ile ilgili tanıtım yapıyorsak bunu objektif olarak yazıp varsa eleştirilerimiz yıkıcı değil yapıcı olmaya özen göstermeliyiz.
Düşünsenize büyük bir firmasınız ve böyle bir projeye adım attınız adamın bir tanesi blogunda vermiş veriştirmiş… “Ulen herife hediye verdik o kadar yedirdik içirdik adamın yaptığına bak” Demezler mi ? Aslında blogger arkadaşların buna takılmaması gerekir. Çünkü benim bildiğim blogger istediği gibi yazar. Yalnızca yazarken aklında şunu bulundurması gerekir.
Kötü eleştiri yapacaksa yıkıcı değil yapıcı…
İyi eleştiri yapacaksa yalakalık değil öneri…
Çünkü biz bloggerleri yüzbinlerce insan takip ediyor. Bunlardan birçoğuda yazılı ve görsel medyadan daha fazla bloggerlere inanıyor, güveniliyor. Eğer ki dozajı kaçırırsak sadece yazıyı yazanlar değil diğer bloggerlerde zarar görecektir.
Güven sadece sizin blogunuza değil tüm bloglara olan güvendir..!
Duruma birde okuyucu tarafından bakalım… Düşünün, birde kendinizi okuyucularınızın yerine koyun sadece yazıp çizip atacak değil. Okuyan ve inanan kesimden bakalım…
İnsanların güvenini kazanmak zordur. Güveni tek bir yazıyla kaybedebilirken 1000 tane yazıyla belki ancak sağlayabilirsiniz..!
Şimdi bakıyorumda millet orada burada tartışıyor. Birileride onları okuyor. Mesela Şöyle düşünün. Siz Türkiye’nin en büyük kullanıcı kitlesine sahip tvlerde program sunan veya tanınan bir şahsiyetsiniz. Kalkıpta X firmasının ürününü alıp göklere çıkarttınız sonra X firmasının rezil rüsva bir ürünü olduğunu gördünüz yinede eleştiri yapmadınız sonra ? Sonrasını söyleyeyim İNEK ŞABAN olursunuz..!
Hatırlarsanız rahmetli Kemal Sunal’ın bir filmi vardı. Reklam yıldızı olmuştu o filmde uyduruk kıytırık markaların reklamını yapıyordu tabi akabinde sevilen bir insan olduğu için insanlar o markaları aldı kullandı sonra ellerinde patladı… Olan bizim İNEK ŞABAN’A oldu… Senaryo aynı durum aynı…
Yada durumu tersine çevirelim. Siz firmayı yerden yere vurdunuz fakat firma çok kaliteli ve düzgün bir iş yapıyor sonra ne olacak ? Okuyucularınızın gözünde o markanın alacağı durumu düşünsenize ? Hem adam sizi yedirecek gezdirecek yada hediyeler verecek sizde markasının karizmasını bir kalemde dağıtacaksınız… Ne insanlığa sığar nede ahlaka..!
Bloggerler söylediğim gibi son zamanlarda markalar tarafından keşfediliyor ve ortak işler yapılıyor. Önemli olan objektif olmak ve doğruyu yazmak…
Peki ben ne yapıyorum ? Hediye mi geldi gelsin alırım incelerim eğer ki eleştiri yapacaksam bunu ilk önce firmaya bidiririm. Firma hakkında yapıcı eleştiri yaparım. Baktım çok dandik bir ürün geri gönderirim. “Yok kardeşim ben bunu yazmam” Yada firmanı yalaksı olacağımı düşünürsem aman benden uzak dursun..!
Gerçi işin içine para girince insanların ne yapacağı belli olmuyor buda ayrı bir mesele…
Peki neden tartılşıyoruz ? İşte anlamadığım meselede burada ortada hiçbir kritere sahip olmayan bir nitelik yada sıfat olan bloggerlik kavramına kalkıpda bir kalıba yerleştirip sonrada yorumlamak açıkcası bana pek doğru gelmiyor.
Blogger istediğini yazar istediğini çizer.
Çizeceksek adam gibi eleştiri yapalım adamlara yapıcı eleştirilerde bulunalım. Eğer ki dozu fazlaysa markaya benden uzak dur kardeşim ürününü beğenmiyorum… Yada öveceksem adam gibi iş beklerim bknz:Zemana ürününe güveniyorsa zaten markada rahattır bloggerde rahattır… Blogger ne yazacağını iyi bilir. Marka ise kimi seçeceğini ürünün kalitesiyle, bloggerin kalitesiyle belirler. Şurasıda bir kesinliktir ki Toshiba bana gelipte bizim X modeli ürünümüzü al sana hediye incele demez. Niye desin ki 100bin – 150bin kadar hit alan birisiyim hitap ettiğim kitle ortada… Haa yazım tarzımı beğeniyordur yorumlarımı seviyordur ayrı mesele istisnai bir durum…
Son olarak şunu söylemek isterim. Birbirimize’de objektif bakalım. Çizeceksek adam gibi yazacaksak yalanmadan…
NOT: Bu yazımı diğer blogger arkadaşlara paslamak isterim. İsteyen varsa buradan düzenleme yaparak mimleyebilirim.
Merhaba arkadaşlar. Sizlere önceki makalemde Whos.amung.us istatistik sayfasından bahsetmiştim. Özelliklede internet sayfasında anlık istatistikleri ve hangi sayfalarınızda kaç kişinin çevrimiçi olduğunu görebilediğimiz ücretsiz bir hizmet.
Birkaç hafta önce reklam bannerinde Türkçe olması için öneriler görmüştük. Bu önerilerde kullanıcılara ingilizce metini verip Türkçe karşılığını yazmamızı istemişlerdi. Açıkcası bunu görünce Türkçe dil desteğinin yakında aktif olacağının sinyalini almıştık. Bugün ise istatistiklerime bir bakayım diye sayacı tıkladığımda tamamiyle Türkçe olarak karşıma geldi.
Açıkcası görünce iyi bir fikir diye kendi kendime söylenmiştim. Türkçe diline 1 kişi değil binlerce kişi birden çeviri yapabilmiş oldu. En çok yapılan çeviriler alınarak Türkçe dil desteği sağlandı. Bir nevi oy verme işlemi yada anket gibi…
Whos.amung.us ‘e teşekkür etmek lazım. Bu tip istatistiki platformlar ve diğer sosyal platformların Türkçe diline destek vermeleri gurur verici.