.funkyblue { color:#0000AF; }
Merhaba arkadaşlar. Bugün siz değerli okuyucularıma Nokia N97 ile Youtube.com adresine nasıl gireceğinizden bahsedeceğim. Malumunuz N97 içerisinde Youtube eklentisi mevcut. Fakat ülkemizde Youtube.com adresi yasaklı olduğu için N97 sahipleri malesef ki bu eklentiyi kullanamamaktalar. Youtube internet sayfasına girmek için kullanılan yöntemlerin en başında DNS değiştirmek gelir. Aynen bilgisayarınızda olduğu gibi N97 telefonunuzda da DNS [...]
Açıkcası bu yazıyı yazmamın sebebi ortaya çıkan tartışmalardan rahatsız olmamdır. Bunu ilk başta belirtmek isterim. Ne istediğimizi aslında bilmiyoruz. Ortaya çıkan tartışmaların en başında bu geliyor. Öncelikle şu kavramı kafamıza sokmamız lazım.
Blogger kimdir ?
Hemen hemen herkes ben bloggerim diyebilir. Hiç kimsenin kalkıpta “Sen blogger değilsin” demeye hakkının olmadığını düşünmekteyim. Çünkü bloggerlik için bir kavram yok , bir sınırlama yada kriterler antlaşmasıda yazılmamış. Bloggerlik kavramı son yıllarda ortaya çıkan kimine göre şöyle kimine göre böyle diye sağa sola çekilen bir nitelik.
Nitelik diyorum çünkü insanlar artık “Ben bloggerim” demeye başladı. Öncelikle kendi düşüncelerimle blogger kavramına azıcık da olsa değinmek isterim.
Bloggerliği çok geniş bir kavram içerisine soktuğumu görmüşsünüzdür. Çünkü bunun bir kriteri yok. Blogger olmak için sadece yazmak yeterli. Diğer ülkelere baktığımızda özelliklede Amerika gibi yerlerde bloggerlik bu tip kavramlardan çıkmış hatta bir iş olmaya bile başlamış. Fakat ülkemizde yeni ve daha ne olduğunu tam olarak anlayamadığımız bir kavram. Bu kadar yeni olmasının eski bloggerleri bir kenara attığımızı da göstermez. Yıllardır blog yazan arkadaşlarımız var belki 10 larca değil. Fakat Onlar blogger olarak yıllardan beri yazıyor, ne duruşları değişti nede kavramları. Aslında blogger kavramını belirli nitelikler arasına sokacaksak bunu o arkadaşlara sormamız gerekiyor.
Gelelim blogger arkadaşlarımızın rahatsızlığına…
Son zamanlarda markaların blogların üstüne düşmeye başladığını gördük hatta şahit olduk. Şimdilerde öncü olan birkaç marka sayesinde blogger arkadaşlar yavaş yavaş ön planlara doğru çıktılar. Bunun yanında medya… Tabiki sadece markalar değil, medya sayesinde de blogger arkadaşları tanıma fırsatları doğdu. Şimdilerde ise gerek görsel gereksede yazılı medya bloggerler hakkında haber yapıyor yazı yazıyor hatta sosyal platformlara davet ediyorlar.
Aslında hem medya hemde markalar için bloggerler bununmaz bir nimet…
Neden mi ? Çünkü markaların reklama ihtiyaçları var. En uygun maliyetle en fazla kişiye ulaşabilmeleri için bloggerler biçilmiş kaftan. Şöyle bir düşünün…
Markanız için 10 tane blogger ayarladınız herbirinin minimum 100bin kişiye hitap ediyor. Toplamda 1miyon insana çok hızlı ve net bir şekilde reklamınızı yapabiliyorsunuz. Peki bunu Gazete yada TV ile yapmaya kalksaydınız ? Kaç kişi o yazıyla ilgilenecekti ? Yada kaç kişi o ilana bakacaktı ? Maliyeti ne olacaktı ?
İşte asıl mesele burada…
Birde bloggerler tarafından bakalım. Bildiğim kadarıyla ülkemizde markaların reklamlarını yapmak için bizzat para alan blogger yok ? Yada en azından ben almıyorum
Aslında bazı ülkelerde para alanları var biz henüz o aşamaya gelmedik
Hediyeler alıyoruz, tatil yapıyoruz, ürünlere sahip oluyoruz tabi bunun yanında diğer bloggerlerle paslaşarak hitap kitlemizi artırıyoruz. Bu extra olarak kullanıcı sayısında artışı beraberinde reklam gelirlerini getiriyor. Tabi ego tatmini ve diğer iğreç şeylerden bahsetmiyorum
Ayrı mesele…
Bu durumun iyi yanlarıda olabilir, kötü taraflarıda sayılabilir. Önemli olan şudur ki bir marka’nın iyi tarafınıda kötü tarafınıda bakmak gerektiği. Yani objektif bakabilmek. Peki kaç kişi bir markaya objektif bakabiliyor ki ?
Durum sadece objektif olmakla bitmiyor. Bunun yanında eleştiri yaparkende yıkıcı değil yapıcı olmayı gerektirir. Etik olanda budur zaten. Eğer bir yazınızda bir marka ile ilgili tanıtım yapıyorsak bunu objektif olarak yazıp varsa eleştirilerimiz yıkıcı değil yapıcı olmaya özen göstermeliyiz.
Düşünsenize büyük bir firmasınız ve böyle bir projeye adım attınız adamın bir tanesi blogunda vermiş veriştirmiş… “Ulen herife hediye verdik o kadar yedirdik içirdik adamın yaptığına bak” Demezler mi ? Aslında blogger arkadaşların buna takılmaması gerekir. Çünkü benim bildiğim blogger istediği gibi yazar. Yalnızca yazarken aklında şunu bulundurması gerekir.
Kötü eleştiri yapacaksa yıkıcı değil yapıcı…
İyi eleştiri yapacaksa yalakalık değil öneri…
Çünkü biz bloggerleri yüzbinlerce insan takip ediyor. Bunlardan birçoğuda yazılı ve görsel medyadan daha fazla bloggerlere inanıyor, güveniliyor. Eğer ki dozajı kaçırırsak sadece yazıyı yazanlar değil diğer bloggerlerde zarar görecektir.
Güven sadece sizin blogunuza değil tüm bloglara olan güvendir..!
Duruma birde okuyucu tarafından bakalım… Düşünün, birde kendinizi okuyucularınızın yerine koyun sadece yazıp çizip atacak değil. Okuyan ve inanan kesimden bakalım…
İnsanların güvenini kazanmak zordur. Güveni tek bir yazıyla kaybedebilirken 1000 tane yazıyla belki ancak sağlayabilirsiniz..!
Şimdi bakıyorumda millet orada burada tartışıyor. Birileride onları okuyor. Mesela Şöyle düşünün. Siz Türkiye’nin en büyük kullanıcı kitlesine sahip tvlerde program sunan veya tanınan bir şahsiyetsiniz. Kalkıpta X firmasının ürününü alıp göklere çıkarttınız sonra X firmasının rezil rüsva bir ürünü olduğunu gördünüz yinede eleştiri yapmadınız sonra ? Sonrasını söyleyeyim İNEK ŞABAN olursunuz..!
Hatırlarsanız rahmetli Kemal Sunal’ın bir filmi vardı. Reklam yıldızı olmuştu o filmde uyduruk kıytırık markaların reklamını yapıyordu tabi akabinde sevilen bir insan olduğu için insanlar o markaları aldı kullandı sonra ellerinde patladı… Olan bizim İNEK ŞABAN’A oldu… Senaryo aynı durum aynı…
Yada durumu tersine çevirelim. Siz firmayı yerden yere vurdunuz fakat firma çok kaliteli ve düzgün bir iş yapıyor sonra ne olacak ? Okuyucularınızın gözünde o markanın alacağı durumu düşünsenize ? Hem adam sizi yedirecek gezdirecek yada hediyeler verecek sizde markasının karizmasını bir kalemde dağıtacaksınız… Ne insanlığa sığar nede ahlaka..!
Bloggerler söylediğim gibi son zamanlarda markalar tarafından keşfediliyor ve ortak işler yapılıyor. Önemli olan objektif olmak ve doğruyu yazmak…
Peki ben ne yapıyorum ? Hediye mi geldi gelsin alırım incelerim eğer ki eleştiri yapacaksam bunu ilk önce firmaya bidiririm. Firma hakkında yapıcı eleştiri yaparım. Baktım çok dandik bir ürün geri gönderirim. “Yok kardeşim ben bunu yazmam” Yada firmanı yalaksı olacağımı düşünürsem aman benden uzak dursun..!
Gerçi işin içine para girince insanların ne yapacağı belli olmuyor buda ayrı bir mesele…
Peki neden tartılşıyoruz ? İşte anlamadığım meselede burada ortada hiçbir kritere sahip olmayan bir nitelik yada sıfat olan bloggerlik kavramına kalkıpda bir kalıba yerleştirip sonrada yorumlamak açıkcası bana pek doğru gelmiyor.
Blogger istediğini yazar istediğini çizer.
Çizeceksek adam gibi eleştiri yapalım adamlara yapıcı eleştirilerde bulunalım. Eğer ki dozu fazlaysa markaya benden uzak dur kardeşim ürününü beğenmiyorum… Yada öveceksem adam gibi iş beklerim bknz:Zemana ürününe güveniyorsa zaten markada rahattır bloggerde rahattır… Blogger ne yazacağını iyi bilir. Marka ise kimi seçeceğini ürünün kalitesiyle, bloggerin kalitesiyle belirler. Şurasıda bir kesinliktir ki Toshiba bana gelipte bizim X modeli ürünümüzü al sana hediye incele demez. Niye desin ki 100bin – 150bin kadar hit alan birisiyim hitap ettiğim kitle ortada… Haa yazım tarzımı beğeniyordur yorumlarımı seviyordur ayrı mesele istisnai bir durum…
Son olarak şunu söylemek isterim. Birbirimize’de objektif bakalım. Çizeceksek adam gibi yazacaksak yalanmadan…
NOT: Bu yazımı diğer blogger arkadaşlara paslamak isterim. İsteyen varsa buradan düzenleme yaparak mimleyebilirim.
Figurin Zayıflamaya Yardımcı Kapsül: Figurin Zayıflama Hapı nedir? Figurin zayıflatırmı? Figurin zayıflama kapsülü ne işe yarar? Figurin faydaları nelerdir? Figurin ürün içeriği nedir? Figurin nasıl kullanılır?
Figurin Zayıflamaya Yardımcı Kapsül nedir?
Figurin’ in içeriğindeki maddeler gittikçe artan yağ metabolizmasıyla istenmeyeni veya kötü kolesterol ve trigliseridleri ürkütüp kaçırmaya yardımcı olur ve böylece, hiçbir yan etkisi olmadan zayıflamaya ve vücut kilonuzun kontrolüne katkıda bulunur.
FİGURİN NASIL Zayıflatır?
Figurin’ i kapsayan etkili içerik, vücudun gittikçe artan yağ metabolizmasındaki kötü kolesterol ve trigliseridleri ürkütüp kaçırmaya yardımcı olur ve sonuçlar sırasıyla zayıflamada ve vücut ağırlığının kontrolündedir
Figurin ürün içeriği ve Zayıflatma Yöntemi nedir?
FİGURİN’i KİMLER Kullanabilir? Vücut ağırlığını azaltmak isteyen kişiler Figurin’ i kullanabilirler. Ve aynı zamanda ince vücut biçimini korumak isteyenler de Figurin’ i kullanabilirler.
Figurin Yan Etkileri Nelerdir? Figurin’ in formülizasyonu alışkanlık ve bağımlılık yapmayandır. Ilımlı değişikliklerle yok edilebilecek hafif ekşiliğinden başka, Figurin talimatlara göre kullanıldığında hiçbir ters etki bildirilmemiştir. Figurin güvenilir bir medikasyon olarak ve toksikolojik incelemelerde onaylanmıştır. Buna rağmen hamilelik süresince ve 15 yaş altındaki çocuklar tarafından kullanılmamalıdır.
FİGURİNİN FAYDALARI Nelerdir? Figurin, test edilmiş kliniksel olarak kanıtlanmış güvenilir bitkilerden elde edilmiştir. Figurin’ in doğal formülü başlı başına şişman kişilerin yoğun uygulamalar ve sıkı rejim olmaksızın kilo vermesine kesin olarak odaklanarak araştırılmıştır. Ayrıca Figurin allopatik yağ yakıcılarına nazaran çok daha güvenlidir. Figurin içeriğindeki seçilmiş malzemelerle gıda partiküllerini parçalamaya, yağ metabolizmasını, kötü kolesterol ,trigliseridleri yok etmeye yardımcı olur ve aynı zamanda hafif laksatif ( bağırsakları çalıştırmaya ) olarak etki eder. Bu icraatların tümü genellikle aşırı yorgunluğun neden olduğu vücut kilosunun kontrolünde yardımcı olur. Fakat Figurin’ in doğal formülü en uygun kilo kaybını sağlar ve ince bir vücuda ulaşmanıza verimli bir şekilde yardımcı olur:
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Beslenme Uzmanı Doç.Dr. Funda Elmacıoğlu, yüz binlerce öğrencinin katıldığı Öğrenci Seçme Sınavı, Seviye Belirleme Sınavı ile Kamu Personeli Seçme Sınavı gibi genel sınavlara hazırlananların beslenmelerine özen göstermeleri gerektiğini söyledi.
”Beslenme konusunda birkaç basit kural sınav sırasında yaşanabilecek olumsuzlukları ortadan kaldıracaktır” diyen Elmacıoğlu, şunları kaydetti:
”Özellikle sınav öncesi dönemde mutlaka balık yenilmeli, ya da balık yağı takviyesi yapılmalıdır. Balık belleği güçlendirir, öğrenmeyi ve konsantrasyonu kolaylaştırır. Eğer balık yenilemiyorsa mutlaka her gün 500 miligram balık yağı kapsüllerinden alınmalıdır.”
ŞEKER VE ÇİKOLATA BAŞARIYI ARTIRMAZ
Elmecıoğlu, adayların sınav sabahı evlerinde mutlaka kahvaltı yapmaları gerektiğine de işaret etti. Kahvaltısında üzüm pekmezi, peynir, yarım yağlı süt ve yumurtadan oluşan protein ağırlıklı gıdalar alınmasını öneren Elmacıoğlu, tuzlu ya da tatlı ağırlıklı proteinsiz reçelli ekmek veya ballı ekmek yemenin yanlış olduğunu kaydetti.
”Sınav öncesi ve sabahı tuzlu ve tatlı yiyecekler tüketilmesi özellikle sıcak havalarda sıvı kaybı meydana gelecektir. Sıvı kaybı hafızada karmaşa ve kararsızlık yaratır. Bunun için gerektiği oranda sıvı alınmalıdır. Şekerin ve çikolatanın başarıyı arttırıcı etkisi yoktur. Ayrıca sınava hazırlık dönemlerinde fazlaca gazlı içecek, çikolata ve şeker tüketimi bağırsak hareketlerini bozar ve huzursuzluğa neden olur.”
Doç. Dr. Elmacıoğlu, ”dengeli ve programlı beslenmenin sadece sınav heyecanı içindeki kişilere değil hayatın normal akışı içindeki insanlarda da olumlu yansımaları olacağını sözlerine ekledi.
Her yana doğru kıvrık olan bir cismin ne başlangıcı olur, ne de sonu; bu nedenle onun üstünde yön bulmak zormuş gibi gelir. Buna karşılık Dünya’nın, bir koordinat sisteminin geçmesine olanak sağlayacak iki sabit noktası vardır; bunlar Kuzey Kutbu ile Güney Kutbu’dur. Kutupların üstünden Dünya’yı boyuna dolaştığı varsayılan çemberler olan boylam çizgileri (meridyenler) geçirilmiştir. Uluslararası bir anlaşmayla Londra yakınlarındaki Greenwich’te bulunan bir gözlem evinin üstünden geçen boylam çizgisi sıfır ya da başlangıç meridyeni olarak kabul edilmiştir.
Bundan önce her ülkenin sıfır noktası ayrıydı. Örneğin, 17.yüzyılda Kanarya Adaları’ndaki Ferro’dan ,18.yüzyılda Paris’ten ve Petersburg yakınlarındaki Pulkova’dan geçen meridyenler ayrı ayrı sıfır boylamı olarak kullanılmıştı. Başlangıç meridyeninden hem batıya, hem de doğuya doğru 180’er derece sayılarak boylam çizgilerinin buralardan geçeceği düşünülmüş, aralarındaki açı farkı Greenwich’e göre doğu ve batı olarak belirtilmeye başlanmıştır.
Bunun dışında yerküre, kutuplara teğet olan iki düzleme koşut bir dizi enlem çizgisiyle de (paralel) kesilmiştir. Burada Ekvator sıfır paralelini oluşturmuş, onun kuzeyinde ve güneyinde 0-90 derece arasında paraleller çizilmiştir. Bir yerin paraleli, yani coğrafi enlemi, ufuk çizgisi üstündeki Kutup Yıldızı’na bakarak hesaplanabilir. Kuzey Kutup noktasında bu yıldız tam tepede, Ekvator’da ise hemen ufuk çizgisinin üstünde bulunur. Uygulamada, örneğin deniz üstünde, sekstant denen araçla Güneş’in ufuktan yüksekliği ölçülür ve eldeki tablolardan hangi coğrafi enlem üstünde bulunduğuna bakılır.
Hangi boylam üstünde bulunduğunun hesaplanması biraz daha karmaşıktır ve ilke olarak zaman farklarının karşılaştırılmasına dayanır. Bir meridyen, Dünya’nın ekseni üstünde 24 saatte tam bir dönüş yapar. Yani 360 derecelik bir dönüş 24 saatlik bir zamana eşit olur. (Buna göre 15 derecelik dönüş bir saate, 1 derecelik dönüş ise 4 dakikaya eşit olmaktadır.) Başka bir deyişle, coğrafi boylam zaman ile ifade edilebilir. Boylamı belirleyebilmek için, bulunulan yerin öğlen tam 12’deki yerel saatini bilmek gerekir. Bunun yanında, başka bir meridyenin saatini de bilmek önemlidir. Burada Greenwich’den geçen sıfır boylamı kullanılır. Aradaki fark o yerin doğu ya da batı boylamını verir. Ortaçağın sonlarına doğru saatin bulunması, yüzyılımızda ise Dünya saatinin radyo dalgalarıyla duyurulması, yön bulma işlemlerini önemli ölçüde kolaylaştırmıştır.

Stardust içi görünen koltuklar ve yastıklar bütünüdür. Bu mobilya Via Lattea denilen karbon tabanlı siyah ipliklerle donatılmış beyaz kumaştan oluşur. Bunun haricinde içi havayla doldurulmuştur.


Ünlü paylaşım sitesi digg dünyanın en çok ziyaret edilen 100 sitesinden birisi olmuş ve 2008 yılında Google reklamlarını sitesinden kaldırarak Microsoft reklam ağına katılmıştı. İki yıllık sözleşmeinin ilk yılı bile bitmeden, digg artık Microsoft ile çalışmayacağını açıkladı. Bunun sebebi olarak da Microsoft’un reklam sektörünün standartları olan IAB formatlarında olmayan reklamları kullanması gösterilmiş.
Digg’in tekrar Google AdSense mi kullanacağı yoksa kendi reklam satış ekibini mi kuracağı henüz belli değil.
Yazan : Şadi Evren ŞEKER
Özellikle C++ dilinde dosyalara erişmek ve dosyalar üzerinde işlem yapmak için çeşitli fonksiyonlardan oluşan bir kütüphanenin ismidir.
Aslında bilgisayarlardaki giriş çıkış işlemlerini ( I/O input/output) dört ana başlıkta toplamak mümkündür.
Bu yazının amacı, dosyala giriş çıkış işlemlerini içeren fstream kütüphanesini tanıtmaktır.
Yine başlamadan önce bilinmesi gerekir ki dosyalar programlama dillerinde iki ana grup altında incelenebilir:
Metin dosyalarını basitçe bir metin editörüyle açıp okuduğumuz (örneğin notepad, vi gibi) dosyalar olarak düşünebiliriz. Bu dosyalarda veri ardışık bir şekilde (sequential) dosyaya yazılmıştır. Dosyadaki herhangi bir veriye erişmek için dosyanın başından o veriye kadar ilerlemek gerekir.
İkili dosyalarda ise, dosyada bulunan verilere erişmeyi rastgele olarak yapabiliriz. Örneğin dosyanın 100. byte’ındaki bir veriye tek seferde erişilebilir. Ancak ikili dosyaların okunması ve yazılması metin dosyaları kadar basit değildir. Bu dosya tiplerinin kodlanma durumlarına göre özel editörler ile açılması gerekir. Örneğin herhangi bir ofis uygulaması ile (openoffice, microsoft office gibi) kaydettiğiniz bir dökümanı basit bir metin editörü ile açmayı deneyebilirsiniz. Dosya açıldığında sizin için anlamsız semboller belirecektir. Sembollerin bu şekilde belirmesinin sebebi aslında dosyada bulunan değerlere ASCII tablosundan birer karşılık aranmasından kaynaklanmaktadır. Oysaki bir ikili dosyadaki değerlerin ASCII karşılığı olması gerekmez.
Dosyalama işlemlerini içeren fstream kütüphanesini bu yazı kapsamında 4 grupta inceleyeceğiz.
Dosyaların açılması
Dosyalar 3 farklı şekilde açılabilir:
Basitçe okuma şeklinde açılan bir dosyadan sadece veri okunabilir. Yazma şeklindeki dosyalara veri yazılabilir ve dosyada daha önceden bulunan bütün veriler silinir (bir anlamda üzerine yazılmış olur). Ekleme şeklinde açılan dosyalarda ise mevcut veri saklanır ve yazılan veriler dosyanın sonuna ilave edilir.
Dosyaların iki farklı tutulma şekli bulunduğunu daha önce görmüştük. Aşağıda dosyaların bu tutulma şekillerine (ikili veya metin) ve yukarıdaki açılma şekillerine göre fstream kütüphanesinden hangi fonksiyonla açıldığını görmekteyiz:
| Metin Dosyaları | İkili Dosyalar | |
| Yazma Şekli
(Write mode) |
Yazmak için
ofstream out (”dosya.txt”); veya ofstream out; out.open(”dosya.txt”); |
Yazmak için
ofstream out (”dosya.txt”,ios::binary); veya ofstream out; out.open(”dosya.txt”, ios::binary); |
| Ekleme Şekli
(Append Mode) |
ofstream out(”dosya.txt”,ios::app);
veya ofstream out; out.open(”dosya.txt”, ios::app); |
ofstream out (”dosya.txt”,ios::app|ios::binary);
veya ofstream out; out.open(”dosya.txt”, ios::app | ios::binary); |
| Okuma Şekli
(Read Mode) |
ifstream in (”dosya.txt”);
veya ifstream in ; in.open(”dosya.txt”); |
ifstream in (”dosya.txt”, ios::binary);
veya ifstream in ; in.open(”dosya.txt”, ios::binary); |
Yukarıdaki tablodaki kod örnekleri kullanılarak bir dosya okuma, yazma veya ekleme şekillerinde açılabilir.
Dosyaların Kapatılması
Dosya işlemleri sırasında özellikle bir dosyaya veri yazıldıktan sonra dosyanın kapatılması çok önemlidir. Çünkü işletim sistemi bir dosyaya yazılacak olan verileri doğrudan yazmak yerine hafızada bekletebilir. Bunun sebebi dosyaya yazılacak veriler üzerinde ileride bir değişiklik olma ihtimali ve bu durumda dosyaya erişmeden hafıza üzerinden ilgili değişikliğin yapılmasıdır.
Ancak dosya kapatıldığı zaman, programımızda dosyaya yazılmasını istediğimiz şeylerin tamamının dosyaya yazılmış olduğundan emin olabiliriz. Aksi halde yukarıda bahsedilen durum gibi dosyaya yazılması beklenen herşey yazılmış olmayabilir.
fstream kütüphanesinde dosyaların kapatılması için close() fonksiyonu bulunur. Bir dosyanın hangi şekilde açıldığına bakılmaksızın (ekleme, yazma veya okuma) ve dosyanın tipine bakılmaksızın (metin veya ikili dosya) bu fonksiyon kullanılabilir.
in.close();
veya out.close();
şeklinde dosya kapatılabilir.
Dosyalardan okuma ve yazma işlemleri
| Veri Tipi | Okuma fonksiyonları | Yazma fonksiyonları |
| char | get(); | put(); |
| Kelime (boşluğa, dosya sonuna yada satır sonuna kadar) | >> (yönlendirme operatörü) | << (yönlendirme) |
| Satır (dosya sonuna yada satır sonuna kadar) | getline(); | << (yönlendirme) |
| Nesne (struct veya object tipinde) | read(); | write(); |
| İkili dosya tipleri için | Yukarıdakilerin aynısı | Yukarıdakilerin aynısı |
Yukarıdaki tablodan okunmak veya yazılmak istenen veri tipine göre bir fonksiyon seçilerek kullanılabilir.
İlave Fonksiyonlar
Aşağıda pekçok zaman dosya işlemlerini kolaylaştıran bazı fonksiyonlar ve kullanım açıklamaları verilmiştir.
| İşlem | Fonksiyon | Açıklama |
| Dosya sonunu kontrol | eof() | Dosyadan okuma yapılırken dosyanın sonuna gelindiğinde true veya 1 değeri döndürür. |
| Herhangi bir işlemin hatalı olması. | bad() | Yazma veya okuma işlemleri sırasında bir işlemin herhangi bir sebeple gerçekleştirilememesi durumunda true veya 1 döndürür. |
| Dosya açık mı kontrolü | is_open() | Dosyanın açık olup olmadığını kontrol eder. Şayet açıksa true değilse false döndürür. |
| Okunan verinin miktarı | gcount(); | Dosya açıldıktan sonra şimdiye kadar dosyadan okunmuş olan verinin byte cinsinden değerini döndürür. |
| Karakter atlatma | igonore() | Verilen miktar kadar karakteri atlayarak sonrasından devam eder. Dosyadan okuma işlemi yapılırken belirli bir bilgiyi atlamak için kullanılabilir. |
| Sıradaki karakteri kontrol | peek(); | Sıradaki karakteri kontrol eder ama dosyada ilerlemez. Yani dosyadan okuma işlemi yapıldığında kalınan yerden devam eder ama peek fonksiyonu ile sıradaki karakter kontrol edilebilir. |
| Rastgele erişim (sadece ikili dosyalarda) | seekg();
seekp(); tellg(); tellp(); |
Fonksiyonların sonu g ile bitenler get (Almak) sonu p ile bitenler ise put(Atamak) için kullanılır. Basitçe dosyanın belirli bir konumuna gitmek veya mevcut konumunu öğrenmek için kullanılırlar. |
Yer’in şeklinin oluşmasında yerçekimi ve merkezkaç kuvvetinin yanında, yer yapısını oluşturan çeşitli özelliklere sahip maddelerin de etkisi vardır. Yer’in deniz yüzeyinden yüksekte olan kısımlarının atılması ve denizden alçak olan çukurların dikkate alınmaması ile meydana gelen bu şekle Geoid (yerimsi) denir.
Geoid şeklinin temel özelliği; Ekvator’da şişkin kutuplardan basık, ancak genel anlamda yuvarlak olmasıdır.
Dünya’nın Ekvator çevresinde şişkin, kutuplarda basık olması, Dünya’nın ekseni çevresinde dönmesinden kaynaklanan koriolis kuvvetinin sonucudur.
Yer’in Geoid Şeklinin Doğurduğu Sonuçlar:
Yer’in Ekvator çevresinden şişkin kutuplardan basık olmasının doğurduğu en belirgin sonuçlar; kutup yarıçapının Ekvator yarıçapından kısa olması, Ekvator’un çevre uzunluğunun herhangi bir tam meridyenden daha uzun olması ve yerçekiminin kutuplarda Ekvator’dan daha fazla olmasıdır. Bunun dışındaki sonuçlar genel anlamda yerin yuvarlak bir şekle sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sonuçları şöyle sıralayabiliriz:
1. Dünya’nın dönüş hızı (çizgisel hız) kutuplara doğru azalır. Ekvatorda bulunan bir nokta saatte 1670 km hız yaparken, kutup noktalarında bu hız sıfırdır.
2. Paraleller Yer’in geoid şeklinden dolayı çemberdirler.
3. Bir noktadan başlayarak hep aynı yönde ilerleyen bir hareketli, tekrar başladığı noktaya gelir. Paralel dairelerin çevre uzunlukları Ekvator’dan kutuplara doğru kısalır.
4. Meridyenler arasındaki uzaklık Ekvator’dan kutuplara doğru azalır ve bütün meridyenler kutuplarda birleşir.
5. Harita yapımı esnasında Dünya üzerindeki kara ve denizlerin boyutlarında bozulmalar olur.
6. Atmosfer’in kalınlığı Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
7. Yerden yükseldikçe görülen alan genişler.
8. Dünya’nın her zaman yarısı aydınlık yarısı karanlık olur.
9. Güneş ışınlarının düşme açısı Ekvator’dan kutuplara doğru daralır. Bun nedenle:
a. Sıcaklıklar Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
b. Sıcaklık ve iklim kuşakları oluşmuştur.
c. Doğal bitki örtüsü, tarım ürünleri ve hayvan türleri kuşaklara ayrılmaktadır
d. . Buzul alt sınırı ile orman, tarım, yerleşme ve doğal bitki örtüsü üst sınırı kutuplara doğru gidildikçe deniz seviyesine yaklaşmıştır.
Herhangi bir olayın Ekvator’la kutuplar arasında değişkenlik göstermesinin temel nedeni Yer’in şeklinin Geoid olmasıdır. Buna enlem etkisi denir.

Gérard Depardieu ve Sigourney Weaver‘un başrollerini paylaştığı Ridley Scott‘ın yönettiği 1992 yapımı film Christopher Columbus’un yıllar önce mucizevi bir şekilde Atlantik Okyanusunu geçerek Amerika’yı (New World) keşfetmesini anlatır.
Film ilk yolculuğun zorluklarını ve insanların rüzgarı kaybettiklerinde karaya ulaşma korkularını tam anlamda göstermez.
Gerçekte Christopher Columbus’un ve İspanya Kraliçe’sinin sağladığı olanaklarla kendisine eşlik eden tayfanın ilk yolculuğu 3 ay kadar sürmüştür ve filmde gösterildiğinden çok daha fazla ıstıraplıdır. Film genelde iyi olan, sorun yaratmayacak şeyleri gösterir.
Amerikan yerlileri topraklarına giren İspanyollara kötü muammele etmeden karşılarlar. Film yerlilerin ve İspanyolların birlikte barışçıl bir ortamda, birbirlerine zarar vermedikleri yaşantılarını gösterir ama İspanyollardan bulaşan hastalıkları, köleliği, suçları, kanunları göstermez. Coloumb’un Amerika’yı keşfeden ilk kişi olarak gösterirler ama yanlıştır. Ondan önce Greenland, Iceland, Norveçlilerin kıyı çevrelerine geldikleri kanıtlanmış bir gerçektir. Zaten birilerini yaşadığı bir yer tekrar nasıl keşfedilmiş olabilir ki?
Filmin çoğu yerinde Coloumb’un günlük tutarak anlattığı hikayeyi sadece onun gözünden o şekilde kabul edip doğrulamamızı ister.
Bunun dışında müzikleri muhteşemdir, anlatılan hikayeyi güçlendirir niteliktedir.
bu yazı turictanyel1 tarafından sinepil.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: sigourney weaver, ridley scott, 1992, gerard depardieu, armand assante, conquest of paradise, 1492 conquest of paradise, christopher columbus