Merhaba arkadaşlar. Bugün siz değerli okuyucularıma Nokia N97 ile Youtube.com adresine nasıl gireceğinizden bahsedeceğim. Malumunuz N97 içerisinde Youtube eklentisi mevcut. Fakat ülkemizde Youtube.com adresi yasaklı olduğu için N97 sahipleri malesef ki bu eklentiyi kullanamamaktalar. Youtube internet sayfasına girmek için kullanılan yöntemlerin en başında DNS değiştirmek gelir. Aynen bilgisayarınızda olduğu gibi N97 telefonunuzda da DNS [...]
Yazan : Şadi Evren ŞEKER
Veri güvenliğinde kullanılan en basit şifreleme algoritmalarından birisidir. Şifreleme ailesi olarak blok şifreleme (Block Cipher) ailesinden simetrik şifreleme olarak kabul edilebilecek olan bu şifreleme algoritmasında mesaj önce verilen blok boyutunda parçalara bölünür. Ardından her parça anahtar ile Yahut (XOR) işlemine tabi tutulur. Çıkan sonuçlar birleştirilerek şifreli mesaj elde edilir.
Alıcı taraf mesajı açmak için yine blok boyutu kadar parçalara böler ve anahtar ile ikinci kere Yahut(XOR) işlemine tabi tutar. Sonuçta çıkan mesaj orjinal mesajdır.
Yukarıdaki bu anlatılanları yapan kod aşağıdaki şekilde yazılabilir:
#include<iostream>
using namespace std;
int main(void)
{
char my_string[17]="Sadi Evren SEKER";
char my_key[17]="ABCDEFGHIJ123456";
for(int count=0; count<16; count++)
{
my_string[count]=my_string[count]^my_key[count];
cout << my_string[count];
}
}
Yukarıdaki kodda, mesaj 16′lık parçalara bölünerek her parçalsının her biti ayrı ayrı Yahut (XOR) işlemine tabi tutulmaktadır. Burada dikkat edilebilecek bir husus şifreleme işlemindeki mesajın bir dizgi (string) oluşu ve bir dizginin aslında bir karakter dizisi olduğudur. Dolayısıyla karakter dizisini karakter karakter işleyen yukarıdaki döngüde her karakter değeri önce integer değere çevrilmiş ve ardından XOR işlemine tabi tutulmuştur.
Sonuçlar hesaplanır hesaplanmaz ekrana yazılmıştır.
Yahut işlemi (XOR Operator) bilindiği üzere iki kere aynı mesaj ile uygulandığında etkisini kaybeder.
Bu durumu aşağıdaki tablodan görebiliriz.
A B C D
-------
0 0 0 0
0 1 1 0
1 0 1 1
1 1 0 1
Yukarıdaki tabloda giriş olarak A ve B değerlerinin bulunduğunu düşünürsek.
C = A ^ B ( A ile B giridilerinin yahut işlemi)
D = C ^ B işlemi yapılmıştır.
Aslında yapılan işlem D = A ^ B ^ B işlemi olarak yorumlanabilir.
Dikkat edileceği üzere D ile A değeri her durumda aynı çıkmaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere bir bilginin iki kere aynı değer ile Yahut işlemine tabi tutulması sonuçta bilginin aynen geri elde edilmesi demektir.
İşte yahut şifrelemesi de burada öncelike C değerini elde edip karşı tarafa yollamakta ve alıcı taraf C değerinin üzerine anahtar olarak önceden bildiği B değerini yahutlamaktadır. Sonuçta orjinal A değerini geri elde etmektedir.
Yazan : Şadi Evren ŞEKER
Yazılım mühendisliğinde kullanılan bir mimari yaklaşımdır. Basitçe yazılımın tasarımı ve geliştirilmesi aşamalarında etkili olan bir bakış açısını yansıtır.
Bu bakış açısına göre kullanıcı ara yüzü (user interface) ile iş mantığı (business logic) birbirinden ayrı olmalıdır. Yani kullanıcıların önündeki ekranların tasarlanması ve geliştirilmesi sırasında kullanıcı gözüyle analiz yapılmalı ve bu analize göre kullanıcıya en kullanışlı (user friendly) ekran tasarımı yapılarak geliştirilmelidir. Arka tarafta ise iş mantığı (business logic) gözetilmeli ve kullanıcı ara yüzlerinden bu mantığa bağlantı kurulmalıdır.
MVC yaklaşımı 3 parçadan oluşur bu parçalar isminde de geçen :
parçalarıdır.
Bu parçalardan model, bilgiyi (information) veya veriyi (data) göstermek için kullanılır. View (Bakış) ise kullanıcı ara yüzünü ve kullanıcının sistem ile olan iletişimini ele alır. Controller (Kontrolcü) ise sistemin veri akışını ve bu verinin model ile olan bağlantısını kontrol etmek amacıyla kullanılır.

Yukarıdaki şekilde bu parçalar arasındaki bağlantı görülmektedir. Model parçasında modellenen veriye view(Bakıştan) doğrudan erişim bulunurken kontrolcü parçası iki parçaya da erişerek kontrolü sağlamaktadır.
MVC yaklaşımını gerçek hayattan bir örnek ile anlatmak gerekirse. Örneğin bir web sayfasının geliştirilemsi sırasında Bakış katmanı genelde HTML dilinde üretilir. HTML dilindeki bu sayfaları üreten sunucu tarafında bir kodlama (örneğin PHP, JSP veya ASP gibi) bir katman bulunur ki bu katmana kontrolcü (controller) ismi verilir. Son olarak verinin tutulduğu ve modellendiği bir katman da bulunur ki bu katmanada Model ismi verilir. Dolayısıyla MVC yaklaşımına göre bazı teknolojilerin katmanlandırılması aşağıdaki şekilde olabilir:

Yukarıdaki katmanlar birer örnek olarak düşünülüp farklı teknolojilerinde burada kullanılabileceği unutulmamalıdır.
Günümüzde .NET J2EE gibi ortamları MVC mimarisine uygun geliştirme ortamları olarak görmek mümkündür. Ayrıca bu ortamlarda birden fazla MVC alternatifi çerçeve (Framework) de bulunmaktadır. Örneğin J2EE ortamı için JSF (Java Server Faces) , Structs, JSP gibi alternatifler sayılabilir.
Web siteleri için RSS ve E-mail aboneliklerinin önemi aşikardır. Özellikle, içeriğe en hızlı şekilde oturduğu yerden hiç bir şey yapmadan ulaşmak isteyenler için e-mail abonelileri çok önemlidir. Fakat, ziyaretçiler bu bölümden içeriğe abone olurlarken her zaman e-mail adreslerini onaylamayabiliyorlar. Şuan aYYaS Blog! üzerinde 300+ civarında onaylanmamış e-mail abonesi bulunuyor.
Henüz onaylanmamış e-mail abonelerinin işlemlerinin tamamlatılarak siteye tekrar kazandırılması siteye hem ziyaretçi, hem abonelik olarak önemli bir geri dönüş sağlayacaktır.
Sitemize abone olan e-mail abonelerini, Feedburner‘ın sağladığı “Publicize” altından “Email Subscription – Subscription Management” seçeneği ile görebiliyoruz. Burada toplamda kaç email abonemiz olduğunu ve hangi email adreslerinin onaylanmadığını görebiliyoruz. Abonelik işlemlerinin tamamlanması açısından bu emaillere tek tek dönmek, çok aboneli sitelerde eziyet olabilir. Her ne kadar CSV olarak listeyi dışa aktarabilsekte bu tam olarak istediğimizi karşılamayabilir.
Abonelik işlemleri tamamlanmamış kişiler ile iletişime geçebilmek için daha önce bir eklenti yazılmış ama bu eklenti Google-FeedBurner birleşmesi ile işe yaramaz hala gelmişti. Şimdi, abone olmayan kişilere ulaşabilmemiz için 3 şeye ihtiyacımız var;
1. Firefox,
2. Bir Firefox eklentisi olan Greasemonkey,
3. İlgili Greasemonkey Betiği olan Feedburner Unverified Email Subscriber Tool
Firefox’umuzu açıyoruz, Greasemonkey eklentisi kurulu değilse kuruyoruz ve arkasından “Feedburner Unverified Email Subscriber Tool”u yükleyip etkinleştiriyoruz.
Daha sonra Feedburner adresine girerek Publicize ->Email Subscriptions altından Subscription Management’a geliyoruz. Buranın hemen altında, betiğimiz bize kaç adet onaylanmamış email adresi olduğunu gösteriyor. Buradan tüm email adresleri istenirse normal liste halinde, istenirse çoklu gönderim için noktalı liste şeklinde alınabiliyor.
Fakat burada dikkat etmek gereken bir nokta var. Feedburner, sayfa başında 200 abone listeliyor. Dolayısıyla 200′den fazla olan aboneliklerde her 200′lük abonelik sayfasında bu email listesinin alımı işlemini tekrar yapmanız gerekiyor.
Listeyi aldıktan sonra yapmanız gereken aboneliklerini tamamlayamanlar ile iletişime geçmek. Kullanabileceğiniz örnek metin;
Merhabalar,
Farkettik ki aYYaS Blog!un keyifli içeriğini daha hızlı ve daha rahat bir şekilde alabilmek için e-mailiniz ile abonelik seçeneğini seçmiş gözüküyorsunuz. Fakat, görünen o ki abonelik işleminizi henüz tamamlamamışsınız. Bu işlemi tamamlamanız için size daha önce gönderdiğimiz onay bağlantısına tıklamanız gerekiyordu. Lütfen emailiniz “aYYaS Blog Email Aboneliğinizi Onaylayın” şeklinde aratıp bulduğunuz iletideki bağlantıyı onaylayınız.
Eğer epostayı kaybetmiş iseniz veya 15 saniyenizi ayırıp tekrar abone olmak istiyorsanız;
http://feedburner.google.com/fb/a/mailverify?uri=ayyasblog&loc=en_US
adresine girip e-posta adresinizi tekrar giriniz ve gelen e-postadan bağlantıyı onaylayınız.
aYYaS Blog’un size sunacağı süprizlerden anında haberdar olun.
Teşekkür ederiz, kendinize iyi bakın.
Biraz öncede belirttiğim gibi, eğer aboneliklerini onaylamayan kişiler geri kazandırılırsa veya tekrar abone olmaları sağlanabilirse, bu sürecin sitelere/bloglara geri dönüşü muazzam olabilir. 300+ kişiden ne kadar geri döner henüz bilmiyorum fakat bir kişinin dönmesi, abonelik işlemini tamamlaması bile kârdır.
Bir süredir daha önce duymuş olabileceğiniz Visa Business Network sayesinde aldığım 100$’lık Facebook Reklam Kupon’u ile Facebook Reklamlarını deniyordum. Facebook gibi bir sosyal-arkadaşlık sitesinde özellikle web üzerine yayın yapan bir blog için beklentim çok yüksek değildi.
Siteye ziyaretçi çekmenin yanı sıra kalıcı ziyaretçilere sahip olmanın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, blogun tanıtım açıklamasını ilgili kesime hitap edecek şekilde düzenledim.
Facebook üzerinde reklam verirken reklamın kimlere hitap edebileceğini seçebiliyoruz. Dolayısıyla, web 2.0, internet, teknoloji, msn gibi blogumuzda yazdığımız anahtar kelimelere göre Türkiye’de yaşayan 16 yaş üzeri kesime ulaşmaya çalıştım. Girdiğim hedef alanımıza göre, tahmini olarak 30.000 kişiye hitap edeceğimiz hesaplandı.
Yaklaşık bir aylık süreçte, reklamlarımız günde ortalama 45.000 kez gösterilirken, ortalama 45 kez tıklanmışız.
Toplamda ise 1.180.120 kez reklamımız gösterilirken, 1123 kez tıklanmışız. Farklı günlerdeki farklı tıklama ücretine (CPC) göre 98.15$ ödemişiz.
Açıkçası, Facebook üzerinden gelen ziyareçtilerin hepsinin, aYYaS Blog’un hitap ettiği kesim olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca, aktif ziyaretçi olarak dönüş olacağını da zannetmiyordum. Söylediğim gibi bir aylık bir deneme süreci yaşadık. Reklamların performanslarını daha iyi anlayabilmek için daha uzun süreli ve daha dikkatli bir takipte ve incelemede bulunmak gerekli. Teknoloji/internet üzerine yazan bir blogun – Facebook’un her ne kadar her kesimden kullanıcısı olsada – Facebook gibi bir sosyal-ağ’dan alabileceği dönüşümün çok yüksek olmayacağını düşünüyorum.

Gerek Etohum seçme sürecinde, gerekse diğer ortamlarda girişimci adaylarıyla konuşmalarımız oluyor. Bu konuşmalar bazen saatler süren toplantılar şeklinde bazen de ayaküstü çay, kahve sohbetleri şeklinde gerçekleşiyor. Bu diyaloglarda girişimci adayları girişimlerini veya kafalarındaki girişim fikirlerini anlatmaya çabalıyorlar. Bu süreçlerde gözlemlediğim bazı dikkat edilmesi gereken noktaları bir sıralayayım istedim.
1. Kesinlikle randevu alın. Randevu almanız bir görüşmeyi ciddiye aldığınız anlamına gelir. Eğer randevunuzu uzun zaman önce aldıysanız randevudan bir kaç gün önce kibarca randevunuzu hatırlatın. Geçen zaman çerçevesinde görüşeceğiniz kişinin programında değişiklik olmuş olabilir.
2. Çok zorunlu bir sebep olmadıkça randevunuzu iptal etmeyin. İptal etmek zorunda kalırsanız da mazeretinizi randevunuzdan en az bir gün önceden ilgili kişiye bildirip randevuyu belirli başka bir zamana almak istediğinizi söyleyip yeni bir randevu rica edin.
3. Randevunuza hazırlanın. Özellikle internet girişimlerinde bazı verilere ihtiyacınız olacaktır. Girişiminizin ilgili olduğu alana dair toplayabildiğiniz kadar bilgiyi toplayın. Bunlar üzerinde yorumlar üretip konuya hâkim olun. Bununla beraber Türkiye’deki ve dünyadaki internet kullanımı, internet kullanım alışkanlıkları üzerine ayrıntılı bilgi edinmeye çalışın. Örneğin üniversite öğrencileri üzerine bir proje geliştiriyorsanız Türkiye’deki özel ve devlet üniversitelerinin sayısı, bu üniversitelerde okuyan öğrencilerin sayısı, hangi şehirde ne kadar üniversite, ne kadar üniversite öğrencisi olduğunu bilin. Bu öğrencilerin projeniz özelinde ne gibi kullanım alışkanlıklarının olduğunu bilin.
Girişiminizin Türkiye’deki ve dünyadaki benzer örneklerini mutlaka inceleyin. Bu girişimlerin eksik noktalarını ve sizin oluşturacağınız farklılıkları gözünüz kapalı anlatabilecek derece özümseyin.
Şart olmamakla birlikte projeniz ile ilgili hazırlayacağınız bir sunum veya sunum dosyası size artı puan sağlayacaktır. Netice itibariyle söz uçar yazı kalır. Sizin görüşmede bırakacağınız dosya daha sonradan göze çarpabilir.
Görüşme yapacağınız kişilerle ilgili önceden bilgi edinin. Özellikle bir kaç kişinin bulunduğu bir topluluk ise isimleri önceden öğrenmeye gayret edin. Bu amaçla Facebook gibi ağları kullanabilirsiniz. Görüşeceğiniz kişinin eğer varsa bloguna göz gezdirin, önceden yaptığı işlere bir göz atın.
4. Randevunuza asla geç kalmayın. Erken de gitmeyin. Tam zamanında orda olmanız kararlılığınızı göstermek adına iyi bir adımdır.
5. Randevuya giderken giyiminize, şeklinize şemalinize biraz özen gösterin. Ne aşırı resmi bir kıyafetle ne de yataktan kalktığınız kıyafetle görüşmeye gidin. Sadelik her zaman ideal bir seçimdir. Sonuçta bir defileye veya bir davete gitmiyorsunuz.
6. Girişiminizi kısa bir zamanda anlatabilecek bir özet hazırlayın. Konuşmaya bu kısa özetle başlayabilirsiniz. Kısa özetin ardından ayrıntıları anlatın. Mesela Google sizin girişiminiz olsaydı diyeceğiniz ilk şey “sayfalar arasında belirli kelimeleri arayıp en uygun sonuçları getirmeye çalışan bir arama motoru geliştiriyoruz” olurdu. Eğer ilk girişte arama algoritmasının inceliklerinden bahsederseniz kafalar karışabilir.
7. Görüşmenizde birçok girişim fikrinizi anlatmanız eksi bir not olabilir. Bundan dolayı sadece bir girişime odaklanın. Onu en iyi şekilde anlatmaya bakın. Sohbetin ilerleyen bölümlerinde fırsat olursa diğer girişimlerinizden de kısaca bahsedebilirsiniz fakat bunu en başta yapmayın.
8. Eğer ortaklarınızla beraber bir görüşmeye katılıyorsanız kesinlikle söz birliği edin. Birinizin ak dediğine öbürü kara derse kendi kalenize gol atmış olursunuz. Ortaklarla beraber yapılan konuşmalarda yapılan bir hata da sürekli aynı kişinin konuşmasıdır. Konuşmayı bölerseniz daha hoş bir etki bırakırsanız. Örneğin projenin teknik kısmını bir kişi, tasarım kısmını bir kişi veya pazarlama ve fikir kısmını bir kişi anlatabilir.
9. Kendinizi tanıtmak için kısa bir konuşma hazırlayın. “Nereden başlasam ki benim hayatım roman ” kötü bir tanıtma girişine örnek olabilir. Nerden mezun olduğunuzu veya nerede okuduğunuzu, daha önce nerede çalıştığınızı, neler yaptığınızı kısaca anlatabilirsiniz.
10. Karşı taraftan ne istediğinizi açık olarak ifade edin. Eğer bir yatırım talebiniz varsa yatırım aldığınız takdirde ne yapacağınızı en ince ayrıntılara anlatmaya çalışın.
11. Bunu yazmamam lazım ama yazmadan da edemeyeceğim bazı tuzak sorulara dikkat edin : ) Karşınızdaki kişiler sizin ne kadar ciddi olduğunuzu anlamak için sizi yoklayacaklardır. Örneğin projeniz için okulunuzu / işinizi bırakır mısınız veya ne zaman bırakacaksınız kritik bir sorudur. Ben okulumu/işimi asla bırakmam hem projemi hem diğer işlerimi beraber yürütebilirim hayal kırıklığı oluşturan bir cevap olabilir. Çünkü her yatırımcı girişimcinin girişimine bir aşk ile bağlanmasını bekler. Zaten başarıya ulaşan girişimler büyük fedakârlıklarla ortaya çıkarılan girişimler değil mi?
Burada şunu da vurgulamak lazım. Hiç kimseye okulunu işini bırak projeye bak gibi bir mesaj vermiyoruz. Bu kişisel bir karardır. Eğer gerçekten girişiminiz iyi bir yolda ise ve somut bir gelecek vaat ediyorsa okulunuzu / işinizi bırakmayı düşünebilirsiniz.
12. Eğer bu işe ciddi bakıyorsanız yapığınız iş bir derece profesyonel olmalıdır. Dolayısıyla sorulacak soruların cevapları da profesyonelce olmalıdır. Özellikle internet projelerinde bu anlamda çok amatörlükle karşılaşılıyor. Örneğin bu sitenin yazılımını kim yapacak sorusuna “En yakın arkadaşımızın, yurttan arkadaşı var yazılımı o yapacak.” Cevabını verirseniz toplantı umduğunuzdan daha çabuk bitebilir : )
13. Para kazanmayı amaçlayan her girişim eninde sonunda şirketleşecektir. Bundan dolayı fikir girişime dönüşmeye başladığı aşamalarda bu konuda verilmesi gereken kararlar vardır. Ortakların şirketteki payları, konulacak sermaye, şirketin kanuni yapısı (anonim, limited v.s.) hep düşünülmesi gereken noktalardır. Görüşmenizde eğer karşı tarafı fikrin gerçekleşeceği konusunda ikna edebilirseniz bu sorular muhakkak sorulacaktır. Bunun için bu sorulara da hazırlanıp kesin cevaplar veriniz. Biz bunu hiç düşünmedik, hele bir şirket kurulsun ortaklık paylarını sonra ayarlarız, ha limited ha anonim ne fark eder bu soruya verilebilecek kötü cevaplar arasında üst sıralardadır.
14. Görüşmede mutlaka elinizde kalem kâğıt bulundurunuz. Hangi sorulara verdiğiniz cevapların tatmin edici olduğunu veya hangi noktalarda problemlerinizin olduğunu not alınız. Bu notlar sizin için ilerde kullanacağınız büyük bir hazine olabilir.
15. Görüşme öncesi hazırlık ve görüşmede vereceğiniz cevaplar ne kadar önemli ise görüşme sonrası ilişkiler de o kadar önemlidir. Görüşmeden ayrılırken mutlaka iletişim bilgilerinizi bırakınız ve karşı tarafın iletişim bilgilerini nazik bir dil ile alınız.
Görüşme sonrası girişiminizde aldığınız mesafeyi, yaptığınız işleri tercihen eposta ile bildiriniz. Tabii bu her gün eposta göndererek karşı tarafı taciz edin anlamına gelmiyor. Önemli noktaları veya önemli soru işaretlerini aktarınız.
Öncesi ve sonrası ile bir görüşmede işinize yarayacak bazı bilgileri vermeye çalıştım. Burada anlattıklarım gerçekten işe yarar bir girişime ve girişimci bir ruha sahip kişilere önemli faydalar sağlayabilir. Bununla birlikte hasbelkader bu işe bulaşmış kişiler burada anlatılanları yapsa da çok fazla başarı elde edemeyebilirler. Önemli olan elinizdeki malzemenin yapmak istediğiniz şeye uygun olması ve sizin bu malzemeyi yoğurmanızdaki kabiliyetiniz ve azminizdir. Burada anlatılanlardan kendinizde olmayan bir şeyi varmış gibi göstermeye çalışma gibi bir mesajı almamanızı özellikle rica ediyorum. Neyseniz o olun. Olmadığınız bir şey olmaya kalkarsanız muhakkak bir yerde çuvallarsınız ve bu işleri daha kötü bir noktaya getirecektir.
Yazının girişinde belirttiğim gibi sadece formal toplantılarda girişimler konuşulmuyor. Etohum kafe toplantılarında, diğer etkinliklerde, tesadüfen bir araya gelinen ortamlarda veya eposta, sosyal ağ ortamlarında da girişim fikirleri konuşuluyor.

Diğer ortamlardaki görüşmeler ile ilgili birkaç şey yazıp bu yazıyı bitireyim.
Etkinliklerde yapılan görüşmelerde en çok uymanız gereken kural zamanı etkili kullanmaktır. Muhtemelen karşınızdaki kişinin size ayıracağı zaman oldukça kısıtlıdır. Olsa olsa en çok bir kahve veya çay içecek kadar zamanınız vardır. Yani tek atımlık kurşun meselesi.
Önce kendinizi kısaca tanıtarak ve girişiminizin yukarda geçen kısa özetini aktararak başlayın. Varsa ortaklarınızın kimler olduğunu çalışmalarınızın hangi düzeyde olduğunu söyleyin. Varsa -ki olmalı- kartvizitinizi konuşma arasında verin. Eğer projenizi alfa, beta gibi herhangi bir şekilde açtıysanız mutlaka adresi verin. Ve gelecek sorulara güzel cevaplar vermeye çalışın.
Bu görüşmelerde yapılacak olan -ve maalesef yapılmakta olan- en vahim hata karşı tarafı esir almaktır. Netice itibariyle bir insanla konuşuyorsunuz o gün iyi bir gün olmayabilir veya muhatabınızın kafası sizi dinleyemeyecek kadar karışık olabilir. Girişinizi yapın, performansınızı sergileyin ve olayı gelişine bırakın. Israrcılık olacak bir işi olmayacak bir hale sokabilir. Sonuçta o kişinin konuşmak istediği veya konuşması gereken çok kişi olabilir. Dolayısıyla şansınızı iyi değerlendirin.
Eposta ve benzeri ortamlarda yapılan görüşmelerinizin eğer o kişiyle daha önceden daha önceden bir yakınlığınız yoksa resmi olmasında yarar vardır. Epostaları destan şeklinde upuzun yazmayın. O kadar uzun yazıları okumak hiç kimse için cezp edici bir şey değildir. Dolayısıyla taranabilir, çabuk okunabilir formatları tercih edin. Yazınızı aşırıya kaçmamak kaydıyla biçimlendirin. Önemli noktaların altını çizin, koyu yazın. Projenizin internet üzerinde görülebileceği bir yer varsa mutlaka link verin. Nispeten zaman alıcı ekstra bilgileri direkt olarak vermek yerine bu bilgilerin bulunduğu yerlere link verin. Epostanızda ek varsa bunu yazınızda belirtin ki gözden kaçmasın.
Mesajınıza yanıt almanız bazen uzun sürebilir. Sabırla bekleyin. İki gün cevap gelmeyince aynı postayı bir daha göndermek iyi bir seçenek değildir. Bir epostanın cevaplanma süresi (bence) iki haftadır. İki hafta içinde yanıt alamazsanız şansınızı tekrar deneyin. Ve unutmayın postacı kapıyı iki kere çalar. İki defadan fazla aynı postayı göndermemelisiniz. Fikriniz ve mesajınız için doğru bir zaman, doğru bir kişi olamayabilir. Başka ortamlarda ulaşmayı planlayarak eposta macerasına son verin.
Telefonda yapılacak görüşmeler için de aşağı yukarı aynı şeyleri söylemek mümkün. Kısa, öz ve açıklayıcı olmakta her zaman yarar vardır.
Bütün görüşme türleri için söylenecek ortak şeyler de var tabii. Bunları da iletişim yöntemlerinin anlatılıp bol bol tavsiye veren yazılara, kitaplara bırakıyorum. Yalnız giderayak altın bir tavsiye vermeden bitirmek istemedim.
Hangi ortamda görüşme yapıyorsanız yapın kendinizi mutlaka tanıtın ve hatırlatın. Merhaba ben Mehmet beni tanıdınız mı? Şeklinde bir soru herhalde en büyük iletişim hatalarındandır. Bir de bunun Nasıl tanımazsınız? Versiyonu vardır ki evlerden ırak olsun : ) Yahu sadece Türkiye’de 2 milyonu aşkın sayıda Mehmet var. Sen hangi Mehmetsin?
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa muamelesi görmemek için, karşınızdakini zor durumda bırakmamak için mutlaka nerede tanıştığınızı karşı taraf “haa şimdi hatırladım” şeklinde bir refleks verene kadar hatırlatınız.
Ev Ödevleri
* Başarılı internet girişimcilerin 10 altın sırrı
* 10 adımda internet girişimcisi olmak
———————————————————————————–
Bu yazı www.selcukhoca.com sitesinde yayınlanmıştır. Alıntılarda kullanım kurallarına uymanızı rica ediyoruz..
———————————————————————————–
Benzer Yazılar:
Etohum‘da en çok ilgi çeken projelerden biri de Gercekten.com oldu. Gercekten.com ünlüler ile hayranlarını buluşturan bir platform olarak konumlanıyor.
Sistem şu şekilde işliyor: Hayranı olduğunuz bir ünlüyü seçiyorsunuz, istediğiniz mesajı yazıyorsunuz, mesajınızın seçtiğiniz ünlü tarafından söylendiği video ve imzalı bir resim adresinize kadar teslim ediliyor. Tabii resim haricinde kupa, tişört gibi diğer bazı eşyalar da imzalatmanız da mümkün. İlk başta basit gibi görünen bu fikir aslında oldukça ilgi çekici. Kendiniz için olmasa bile sevdiğiniz bir insan verebileceğiniz çok güzel bir hediye ve güzel bir anı da olabilir.
Gercekten.com’un yapımcıları gerçek hayatta da zaten aynı işi yapıyorlar. Dolayısıyla bu projenin başarıya ulaşabileceği konusundaki düşünceyi güçlendiriyor. Gercekten.com’da kişisel olarak ilgimi çeken güzel özelliklerden biri de projenin aynı zamanda bir sosyal sorumluluk ayağı olması. Siteye ödeyeceğiniz miktarın belirli bir kısmı sizin seçtiğiniz bir sosyal yardım kurumuna bağış olarak gönderiliyor.
Uzun vadede gerçekten.com’un planları arasında ünlüler ve hayranlar konsepti çerçevesinde değişik ilgi çekici atılımlar da var. İsterseniz daha fazla uzatmadan sözü Emre Altuğ’a bırakalım
———————————————————————————–
Bu yazı www.selcukhoca.com sitesinde yayınlanmıştır. Alıntılarda kullanım kurallarına uymanızı rica ediyoruz..
———————————————————————————–
Benzer Yazılar:
Wordpress’in kullandığı Snoopy adlı kütüphanede bulunan önemli bir güvenliğk açığı yüzünden Wordpress ekibi yeni bir güncelleme çıkarmış. Bu güvenlik açığı Secunia tarafından ‘çok kritik’ olarak nitelendirilmiş. Dolayısıyla Wordpress kullanıcılarının acilen bu güncellemeyi yapmasını öneririm. Şahsen ben duyar duymaz hemen bloglarımı güncelledim.
Siz de Wordpress ile çalışan blogunuz varsa aşağıdaki iki adımı izleyerek basitçe güncelleme işlemini yapabilirsiniz:
Güncelleme işlemimiz bu kadar. Çok kolaydı değil mi?
Bu yazı Fatih Turan tarafından 24 Ekim 2008 18:12 tarihinde yazıldı. 6 yorum var.
Çok uzun zamandır üzerinde çalıştığım Sinemalardan adını verdiğimiz blogumuz açıldı. Sinemalardan, adından da anlaşılacağı üzere izlediğimiz sinema filmlerini tanıtan, eleştiren ve onları yorumlayan kollektif bir blog. Bunun yanısıra sinema tutkunlarının özgürce tartışıp, konuşabileceği bir forumumuz da yer almakta. Üye olmanız için sizleri bekliyoruz.
Sinemalardan’ın tasarımı, xHTML/CSS kodlaması ve Wordpress’e adaptasyonu benim tarafımdan gerçekleştirildi. Dolayısıyla blogun tamamlanması çok uzun süre aldı. Ayrıca Javascript konusunda da Erhan‘dan birazcık destek aldım. Bu yüzden ona desteğinden ötürü teşekkür ediyorum.
Bu arada blogumuzda eksik gördüğünüz veya beğendiğiniz kısımları yorumlarınızla bizimle paylaşırsanız çok memnun olacağız.
Şimdi eğer sinema ilgi alanınıza giriyorsa ve blogumuzu beğendiyseniz gelecekte yazdığımız yazıları takip etmek için RSS yayınımıza abone olun. Ayrıca forumumuza üye olup aktif olarak katılım yapmanızı sizden rica ediyoruz.
Bu yazı Fatih Turan tarafından 18 Ekim 2008 23:56 tarihinde yazıldı. 14 yorum var.
Image Replacement teknikleri arasında en popüleri sIFR‘dir. Her tarafta gördüğümüz ve bazı projelerde uyguladığımız bu teknikle kullandığımız işletim sistemindeki standart yazıtiplerine bağlı olmadan herhangi bir yazıtipini başlıklarımızda kullanabiliyoruz. Hem de daha düzgün bir Anti-Alias tekniği ile. Aşağıdaki görüntüde sonuca dair bir örnek görebilirsiniz. Veya sIFR 3′ün demosuna bakıp canlı olarak görmeniz de mümkün.

Bu yazımda size sIFR‘in temelde nasıl kullanılacağını değil, bu tekniği nasıl daha optimum bir şekilde kullanabiliriz buna değineceğim. Zaten etrafta yeterince kullanımı anlatan yazılar var. Mesela bunun için sevgili dostum Muhammet Sevim‘in yazdığı sIFR 3 Kullanım Kılavuzu adlı makaleyi okuyabilirsiniz. Ayrıca sIFR Tutorial: Use Your Own Fonts, This is How You Get sIFR to Work ve sIFR 3 Documentation & FAQ adlı makaleleri de okuyabilirsiniz.
Eğer sIFR ile daha önce hiç tanışmamışsanız mutlaka yukarıda bağlantılarını verdiğim yazılardan en azından birini okumanızı ve sIFR‘in kullanımına aşina olmanızı öneririm.
sIFR‘in yukarıdaki makalelerde anlatılan normal kullanımlarında HTML dosyamıza birçok dosya eklememiz gerektiğini söylüyorlar. Ben sIFR‘i projelerimde kullanırken böyle yapmıyorum. Genelde mümkün olduğunca az dosyayı HTML sayfamdan çağırıyorum.
Yani normal kullanımda HTML dosyanızda aşağıdaki CSS dosyalarını;
1 2 |
<link rel="stylesheet" href="sIFR-screen.css" type="text/css" media="screen"> <link rel="stylesheet" href="sIFR-print.css" type="text/css" media="print"> |
ve aşağıdaki dosyaları JS dosyalarını çağırmamız gerekiyor:
1 2 |
<script src="sifr.js" type="text/javascript"></script> <script src="sifr-config.js" type="text/javascript"></script> |
Toplamda 4 dosyayı çağırıyoruz. Sizce çok değil mi? Peki şimdi burada ben size sadece üstteki <script src="sifr.js" type="text/javascript"></script> dosyasını HTML sayfamıza ekleyerek sIFR‘i kullanabileceğimizi söylesem nasıl olur? İyi olur değil mi?
Böyle bir yöntem izleyince sunucuya daha az istek göndermiş ve ayrıca kullanımı daha da basitleştirmiş olacağız.
Neden daha az istek göndermemiz gerektiğini ise daha önce Siberkültür‘de Sitenizin Performansını Arttırın adlı yazıdaki aşağıdaki paragrafta gayet iyi bir şekilde açıklanmıştı:
Sayfanızda ne kadar çok öğe bulunuyorsa, sunucuya gidecek istek de o kadar fazlalaşacaktır. Sunucuya giden her istek ise milisaniyelerle talep/cevap paralelini uzatacaktır. Sayfanızdaki öğelerden kastım tabiki de CSS dosyaları, JavaScript dosyaları ve imaj gibi harici dosyalar.
Şimdi ilk olarak sifr.js dosyasını ve web sayfamız için diğer gerekli fonksiyonları taşıyan functions.js dosyasını aşağıdaki şekilde HTML sayfanıza ekleyin.
1 2 |
<script src="scripts/sifr.js" type="text/javascript"></script> <script src="scripts/functions.js" type="text/javascript"></script> |
Bakın ben yukarda bütün JS veya gerekli olabilecek küçük PHP betiklerini scripts adlı klasörde tutuyorum. Siz hangi klasörde bu dosyaları tutuyorsanız yukarıdaki kodu ona göre düzenlemeniz gerekir.
Az önce tek bir JS dosyası ile bu işi halledebileceğimizi söyledim. Evet bu doğru. Çünkü çoğu web sayfasında ufak tefekte olsa muhakkak JS kodları kullanıyoruz. Ben genelde yukarıdaki örnekteki gibi bu dosyamın ismini functions.js veriyor ve kodlarımı o dosya içinde tutuyorum.
Sonra functions.js dosyanızı açın, aşağıdaki örnek kodu yapıştırın ve tabi ki kendi kullanım ihtiyacınıza göre yeniden düzenleyin:
1 2 3 |
var agora_regular = {src: 'images/swf/agora_regular.swf' }; sIFR.activate(agora_regular); sIFR.replace(agora_regular, {selector: 'div#content h1, div#content h2', css: ['.sIFR-root { color: #3e3e3e; font-weight:bold; letter-spacing:-1 }'], wmode: 'transparent', tuneHeight: '-5'}); |
Yine burada ilk satırda Flash’da ürettiğim Agora Regular adlı yazıtipini barındıran agora_regular.swf dosyasını images/swf klasöründen çağırıyorum. Yine siz kendi gereksinimlerinize göre yuarıdaki kodu düzenleyebilirsiniz.
Son olarak varsayılan olarak kullandığınız CSS dosyanızı açıp aşağıdaki kodları dosyanızdaki uygun bir yere yapıştırın:
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 |
.sIFR-flash { visibility:visible !important; margin:0; padding:0 } .sIFR-unloading .sIFR-flash { visibility:hidden !important } .sIFR-replaced, .sIFR-ignore { visibility:visible !important } .sIFR-alternate { position:absolute; left:0; top:0; width:0; height:0; display:block; overflow:hidden } .sIFR-replaced div.sIFR-fixfocus { margin:0pt; padding:0pt; overflow:auto; letter-spacing:0px; float:none } @media print { .sIFR-flash { display:none !important; height:0; width:0; position: absolute; overflow:hidden; } .sIFR-alternate { visibility:visible !important; display:block !important; position:static !important; left:auto !important; top:auto !important; width:auto !important; height:auto !important } } .sIFR-active div#content h1 { visibility:hidden; font-size:30px; line-height:1em } |
Yukarıdaki kodda 1. satırdan 5. satıra kadar sIFR için gerekli CSS kodlarını (yani standart kurulumdaki sifr-screen.css dosyasındaki gerekli satırları), 7. satırdan 10. satıra kadar normalde sifr-print.css adlı sIFR için gerekli dosyadaki kodları ve 12. satırda da sIFR tekniği uyguladığımız başlığın boyutunu belirliyoruz.
Yukarıda @media print kodu sayesinde gereksiz yere sifr-print.css dosyasını HTML sayfamıza gömmekten kurtardık. Ama burada dikkat etmemiz gereken birşey var. Yukarıdaki kodu eklediğiniz ana CSS dosyasını (ben genelde screen.css olarak adlandırırım) HTML dosyasına gömerken <link href="styles/screen.css" rel="stylesheet" type="text/css" media=”screen” /> şeklinde media="screen" özelliğini kullanarak verirseniz az önce bahsettiğim @media print arasındaki kodlar çalışmayacaktır. Çünkü bu CSS dosyasını tanımlarken sadece ekran için çalışmasını söylediniz.
Dolayısıyla web sayfanızı yazdırırken sIFR‘in ürettiği .SWF dosyaları yüzünden kimi boşluklar veya birtakım gariplikler görebilirsiniz.
Kısacası HTML sayfamıza ana stil sayfamızı çağırırken media="screen" özelliğini kullanmamamız gerekir.
Ayrıca eğer hali hazırda yazıcı için bir CSS dosyası kullanıyorsanız yukarıdaki örnekte yer alan @media print {} arasındaki kodları o dosya içine de atabilirsiniz.
Sonuç olarak web sayfalarımızı kodlarken mümkün olduğunca az dosya kullanmamız iyi olacaktır. Gerektiğinde bu yazımda anlattığım tarzda bir değişiklik yapmamız da optimizasyon adına iyi olacaktır.
Bu yazı Fatih Turan tarafından 19 Eylül 2008 23:52 tarihinde yazıldı. 13 yorum var.