Merhaba arkadaşlar. Bugün siz değerli okuyucularıma Nokia N97 ile Youtube.com adresine nasıl gireceğinizden bahsedeceğim. Malumunuz N97 içerisinde Youtube eklentisi mevcut. Fakat ülkemizde Youtube.com adresi yasaklı olduğu için N97 sahipleri malesef ki bu eklentiyi kullanamamaktalar. Youtube internet sayfasına girmek için kullanılan yöntemlerin en başında DNS değiştirmek gelir. Aynen bilgisayarınızda olduğu gibi N97 telefonunuzda da DNS [...]

flaş oyun geliştirmek ve actionscript öğrenmek isteyenler için seçilmiş, 35+ flaş oyunun yer aldığı bu liste ile derslere, oyunların demolarına ve fla dosyalarına ulaşabilirsiniz.

demo – kaynak dosyalarını indir
ActionScript 3 ile basit bir kaçış oyunu

Demo – Kaynak dosyalarını indir
AS3 Karakter Hareketi: Helikopter Oyunu

Demo – kaynak dosyalarını indir
ActionScript ile basit tahmin Oyunu

Demo – kaynak dosyalarını indir
Lazer Çarpışmasını kontrol etmek

demo – kaynak dosyalarını indir

Demo – kaynak dosyalarını indir

demo – kaynak dosyalarını indir

demo – kaynak dosyalarını indir

demo – kaynak dosyalarını indir

demo – kaynak dosyalarını indir
devamını görmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Flaş ile hareketli grafik, video ve ses gibi mükemmel görsel öğeler hazırlayabilir ve bu çalışmalar ile site ziyaretçilerinizin dikkatini çekebilirsiniz.
Nasıl yapabilirim diyorsanız, başlangıç için biraz zor görünseler de aşağıda bulunan flaş ve Actionscript 3.0 temelli 30 ders size bu işin ne kadar zevkli olduğunu gösterecek ve kısaca bilgi edinebilmenizi sağlayacaktır.
1- ActionScript 3.0 ile etkileyici büyütme etkisi



4- ActionScript 3.0 ve Away3D ile 3D Yapboz Oyunu

Demo5- Actionscript 3.0 ile video oynatıcıyı geliştirmek


Demo7- bağlam menüsünü (ContextMenu) özelleştirme

Demo8- Flash CS3 ile anket ve grafik bileşeni oluşturun

9- Flash CS3 sürükle ve bırak tekniği

10- Modern Yükleniyor animasyonu

demo11- ActionScript 3 ile Mp3 çalar
12- Flash video player oluşturmak
13- Renk kodu üretgeci oluşturmak
derslerin devamını görmek için buraya tıklayabilirsiniz.
Flash konusunda kendimi geliştirmek istiyorum diyorsanız, Ücretsiz Flash Dersleri (Video) Sunan 19 Site bildirisi size yardımcı olacaktır.
Merhaba arkadaşlar fırsat buldukça sizlere veri güvenliği ve verilerinizi yedekleme hakkında sürekli bilgi vermeye çalışıyorum. Özelliklede bilgisayar arızalarında karşımıza çıkan en büyük problem verilerin kaybolmasıdır. Veri yedeklemenin farklı yöntemleri var. CD – DVD, Disk, Flash Disk gibi fiziksel olarak yedekleme türleri ve sistemleri mevcut bunlara alternatif olarak internet üzerinde veri yedeklemekten bahsedeceğim.
Bu tip yedeklemede ftp hesabınızdan bahsetmiyorum. Gerçi herkezin bir ftp hesabıda yok. Ama herkezin bir dropbox hesabı olabilir. Üstelik ücretsiz…
Dropbox kurulum ve kullanımı :
Dropbox ufak bir yazılım sayesinde bilgisayarınızdaki verileri internetten sanal bir yedekleme olarak interneteki alanınıza kayıt ediyor. Yani dropbox yazılımını bilgisayarımıza kuruyor ve bilgisayarımızdaki verileri internete gönderebiliyoruz. Sadece bununla kalmıyor. Dropbox kurulduğu zaman bilgisayarınızın simgelerinde yer alıyor. Bu simgeyi çift tıkladığımızda ayarlarını yapabilmekte internetteki alanımızıda görebilmekteyiz. Üstelik üye olan herkeze 2GB alan veriyor. Gelin beraberce bakalım bu işi nasıl yapacağız ?
Öncelikle dropbox yazılımını indiriyoruz. (14Mb) İndirdiğimiz yazılımı bilgisayarımıza kuruyoruz. Kurulum sırasında bizden kayıt olmamızı istiyor. E-mail ve gerekli bilgileri doldurduktan sonra kurulum tamamlanıyor. Bilgisayarımıza kurduğumuz zaman sağ alt köşedeki simgelerimizin yanına dropbox simgesi geliyor. Simgeyi çift tıkladığımızda
C:\Users\Kullanıc\Documents\My Dropbox Klasörü açılıyor.
Bu klasör içerisine hangi dosyayı atarsanız atın internet üzerinden açılan hesabınıza otomatik olarak verilerinizi yedekliyor.
Aslında güzel düşünülmüş bir uygulama verilerinizi CD / DVD gibi fiziksel olarak yedekleyebilirsiniz yada taşınılabilir diskler ama bu tip aletlerin bozulma riskide cabası. Her zaman söylerim mutlaka 2 yedek alın diye.
Eğer yedeklerinizi aldığınız CD – DVD – HDD – Flash disk gibi aletlerin bozulma riskinide göze almak istemiyorsanız bu tip bir yedekleme sistemiyle rahat edebilirsiniz. Bu yedeklemenin tek riski şifrenizi unutmak olabilir. (Hackerler hariç o zaten her zaman bir risktir.) eğer böyle bir sorun olursa yani şifrenizi unutursanız zaten kayıtlı olan e-mail adresinize şifremi unuttum yaparak yeni bir şifre alabilirsiniz. Ayrıca programı kullanırken sizden şifre felan istemiyor. Arka planda pc nizi hiç kastırmadan rahat bir şekilde çalışabilmekte. Şöyle bir soru aklınıza gelebilir …
İnternet bağlantımı meşgul etmez mi ?
Elbetteki internet bağlantınızın bir kısmını kullanacaktır. Sonuçta verilerinizi internete yedekliyorsunuz. Fakat korkmanıza gerek yok. Programın simgesini sağ tıkladığımız zaman açılan pencereden Preferences (ayarlar) tıklayıp karşımıza gelen pencerede Network sekmesini tıkladığımız zaman upload ve download veri hızlarını limitleyebildiğimizi görebilirsiniz.
Benim acelem yok bilgisayarım saatlerce internette 1 kb ayarlarsınız upload da download da 1 kb ile sınırlanmış olur 3-5 saatte yedekleme tamamlanır. Yada iyi bir internet bağlantınız vardır yazarsınız oraya 1024 diye anında verileriniz yedeklenir
Bunun yanında yine simgemizi sağ tıkladığınızda açılan pencerede.
1. Yedekleme klasörümüzü açabilirsiniz.
Resimde gördüğünüz gibi 1 ‘i tıkladığınız zaman klasörümüz açılıyor. Yukarıda da söylediğim gibi bu klasöre attığımız tüm veriler internetteki alanımıza kayıt edilmekte.
2. Kullandığınız alanınızı görebilir.
2GB lık ücretsiz kullanacak olduğunuz alanınızda ne kadar boş yer kaldığını görebilmektesiniz.
3. Son yapılan yüklemeleri veya değişiklikleri görebilirsiniz.
Yapılan son değişklikler aslında iyi düşünülmüş bir seçenek. Ben en çok bu kısmı kullanıyorum hangi verilerinizin gittiğini görebilmektesiniz. Tüm yaptığınız değişiklikler tek bir tıkla önünüze geliyor.
4. Forumlara ulaşabilirsiniz.
Destek forumlara bağlanıyor. Malesef ki Türkçe dil desteği yok. İngilizcesi olanlar için iyi bir yardım kaynağı diyebilirim.
5. Alanınızı artırabilirsiniz.
Programı kurduğumuz zaman oluşan yedekleme alanımız 2 GB ile sınırlandırılmış. Eğer ki bu alanı artırmak isterseniz ek bir ücret ödemeniz gerekiyor. 2 GB ‘da bazı şeyler için yeterli bir alan fakat iyi bir yedekleme isterseniz mesela 50GB gibi bir alan aylık 9,99$ ödediğinizde tamamiyle sizin oluyor. Yada yıllık 99,oo USD ödeyerek 50 GB lık alanınızı paşalar gibi kullanabilirsiniz.
6. Özellikleri görüntüleyebiliriz. (Ayarlar)
Biraz önce bu seçenekten bahsetmiştim. Klasörünüzün yerini ayarlayabilir, internet limitlerini ayarlayabilir yada proxy ayarlarınızı girebilirsiniz.
Son olarak Web arayüzünden bahsetmek istiyorum.
Yine simgemizi sağ tıklayıp alanımızı ne kadar kullandığımızı gördüğümüz yere tıkladığımızda tarayıcımızda dropbox hesabımızı açıyor. Hesabımızın arayüzü webde daha ayrıntılı. Bu bölümde hesap ayarlarınızı yapabilir, paylaşım klasörü oluşturup arkadaşlarınızla dosyalarınızı paylaşabilir, resimlerinizi görebilir, son değişikliklere göz atabilir, alanınıza gönderdiğiniz verileri ayrıntılı olarak inceleyebilirsiniz.
Burada dikkatimi çeken aklınıza gelebilecek hertürlü şeyi yapabildiğimizdir. Bir yedekleme diskinden bekleyemeyeceğimiz şeyleri burada yapma imkanına sahibiz. Ayrıca tebrik etmek lazım. Aynen bir fiziksel disk gibi önümüzde veistediğimiz gibi silebilir, kopyalayabilir, paylaşabilir ve hatta görüntüleyebiliriz.
Umarım memnun kalırsınız.
Dropbox programını yüklemek ve ücretsiz 2gb alan hesabı açmak için buradan buyrun.
Yalnız internet bağlantınız kotalı ise tavsiye etmiyorum..! Bunu açıkca söyleyeyim sonra içine MP3 leri atıp ay sonunda “Aaaaaa kotamı aşmışım” demeyin
Gerçi 1Kb limit koyarsınız 3 haftada gider ayrı mesele
![]()
Bir sitenin navigasyon menüsü ziyaretçiler için önemlidir. Navigasyon menü tasarımı için birçok yöntem bulunmaktadır.
Bu yazıda ilham kaynağı olabilecek şık navigasyon menülere ulaşabilirsiniz.
1 – netdreams.co.uk


3 – Anderbose

3 – Anderbose

4 – Alpine Meadows

5 – White House


7 – Cognigen


9 – The Ernest Hemingway Collection

10 – Thomas Prior

11 – Navigant Consulting

12 – The Lippincott

13 – Branded07

14 – Torrance Web Design

15 – Matt Dempsey

16 – rzepak.pure.pl

17 – Thuiven

18 – Africa Tour 2008

19 – Bamboo Juice

20 – Glocal Ventures

21 – Worldwide Blogger Bake Off

22 – Agami Creative

23 – Aperfolio

24 – Games for Her By You

25 – Tutorial9

yazının devamı için buraya tıklayın.

Flash öğrenmenizi ve kendinizi geliştirmenizi kolaylaştıracak, video ile flash ders anlatımlarının yapıldığı 19 site aşağıda listelenmiştir.
1) Video-Tutes
Web sayfası, banner, video animasyonları ve resim galerileri oluşturmanızı sağlayacak flash derslerin yanı sıra, dreamweaver ve photoshop dersleri de bulabilirsiniz.
2) TutorialVID
Çok geniş bir içeriğe ve çeşitli konulara sahip olan bir video eğitim sitesi. Flash derslerin yanı sıra, excel, javascript, seo, illustrator, css gibi birçok kategori başlığı altında dersler de yer alıyor.
3) Video-Animation
FLASH CS3 ve flash 8 derslerinin yanı sıra, photoshop dersleri de mevcut.
4) CartoonSmart
İndirilmeye hazır videolar ile Çizim, Animasyon, Actionscript2, Acrionscript3 dersleri bulabilirsiniz.
Yeni Adobe Creative Suite 4 ailesi dün Adobe tarafından tanıtıldı. CS4 Design Premium, Web Premium, Production Premium ve Master Collection adı altında dört farklı paket sürümü ile geliyor. CS4 içinde yer alan programların yeni özellikler inanılmaz güzellikte. Gerçi ben hala Trial sürümleri indirip deneyemedim. En kısa zamanda indirip canlı olarak deneyeceğim ama bu yazımda CS4 ailesi içindeki bazı programların gözüme çarpan yeni özelliklerine değineceğim.
CS ailesinin amiral gemisi sayılabilecek Photoshop bir önceki CS sürümündeki gibi Photoshop ve Photoshop Extended adı altında iki ayrı versiyon ile satılmakta. Her iki sürüm arasındaki farklılıkları buradaki sayfadan öğrenebilirsiniz. Fakat ben burada Photoshop Extended’daki özelliklerden bahsedeceğim (nasılsa diğer sürümdeki özellikleri kapsıyor değil mi?).
Adobe hemen hemen her sürümde Photoshop’un arabiriminde mutlaka bir değişikliğe gidiyordu. Anlaşılan bu sürümde de bu huyundan vazgeçmemiş görünüyor ve Photoshop CS4′u yenilenmiş arabirim ile bizlere sunuyor. Açıkcası Photoshop’u -az önce de dediğim gibi- kurup inceleyemediğimden dolayı tam bir yorum yapamayacağım ama görebildiğim kadarıyla yeni arabirim gayet iyi. Arabirimde ilk dikkatimi çeken üst kısımdaki sekmeler oldu. Daha önceden dökümanlar arasında kaybolup duruyorduk. Sekmeler sayesinde bu sorun ile artık daha az karşılaşacağız gibime geliyor. Bu arada bu sekme özelliği sanırım diğer programlarda da mevcut.
Açıkcası Photoshop’un en çok ilgimi çeken Akıcı Tuval Yönü denen yeniliği oldu. Bu yenilik sayesinde tuvalimizde birtakım değişiklikler meydana geldi. Mesela önceki sürümlerde tuvalimize sadece %1600 boyutunda yakınlaştırma yapabiliyorduk. Oysa tanıtım videosundan gördüğüm kadarıyla tuvaldeki görselin piksellerine kadar yakınlaştırma yapabiliyoruz. Diğer yandan Rotate View Tool ile tuvalimizi 360 derece açıyla döndürebiliyoruz ki bu da çok ilginç bir özellik.
Bir diğer yeni özellik olan İçerik Bilinçli Ölçekleme ile Photoshop’ta görselleri yeniden boyutlandırırken içeriğin de boyuta göre yeniden şekilleniyor. Bunun pratikte işe yarayıp yaramayacağını bilmiyorum. Ama yararlı bir özellik gibi görünüyor. Herneyse ilerleyen günlerde deneyip göreceğiz.
Sık sık fotoğraflarla uğraşan kullanıcıların beğeneceğini düşündüğüm yeni Ayarlamalar Paneli sayesinde önceki sürümlerde birçok menü altında kaybolup levels, curves, brightness&contrast vs. ayarlamak artık tarih oldu. Adjustment adlı panel sayesinde bütün bu ayarlamaları menüler altında kaybolmadan kolayca yapabileceğiz artık.
Bir de bu Photoshop CS4′ün çıkmadan önce bir yerde Photoshop’un bilgisayarımızın GPU’sunu kullanacağını okumuştum. Ama nedense Adobe’nin yayınladığı özellik listesinde bu ibareye rastlayamadım. Photoshop’un yeni ve geliştirilmiş bütün özelliklerini bu sayfadan okuyabilirsiniz.
Adobe Illustrator vektör tabanlı programlar arasında -bana göre- kullanıcıya en iyi imkanları verebilen vektör çizim programıdır. Ben de vektörel çalışmalarımı (bazılarını çalışmalarım sayfasında bulabilirsiniz) Illustrator ile yapıyorum. Bunun birçok nedeni var ama en önemlisi sanırım Photoshop’a benzer arabirimi sayesinde kolay kullanımı ve dolayısıyla da kolay öğrenilebilir bir yapıya sahip olmasıdır.
Yeni Illustrator’de gradientlerde (Türkçesi ile degrade) büyük değişiklikler oldu. Artık oluşturduğumuz gradiantlardaki renk duraklarında şeffaflık belirleyebileceğiz. Bundan önce böyle bir özellik yer almıyordu Illustrator’de. Açıkcası bu durumu ben de önceden Illustrator’de çalışırken farketmiştim ve biraz da canımı sıkıyordu.
Kısacası artık bu sorun yok ve gradientlerimize şeffaflık verebiliyoruz.
Yine Illustrator’de gradientlerin açı, konum ve boyutunu çalışılan nesne üstünde kolayca ayarlayabileceğimiz yeni bir özellik gelmiş. Daha önce Gradient paletinde kırk takla atarak çeşitli manevralarla yaptığımız değişiklikleri artık daha kolay yapabileceğiz.
Burada yazamadığım daha birçok yenilik Illustrator’de yer almakta. Yanlız Adobe’nin hala Illustrator’e çoklu sayfa özelliğini koymamasını biraz garipsedim. Keşke InDesign’daki o güzel özellik Illustrator’de de olsaydı. Ama yine de Hot Door‘un Illustrator için geliştirdiği Multipage eklentisi sayesinde bu özelliği Illustrator’e katabiliyorsunuz.
Fireworks’de de diğer Adobe ürünlerinde olduğu gibi yeni özellikler geldi. Bir önceki Fireworks CS3 sürümündeki arabirimde eski Macromedia’nın arayüz tarzı ağır basıyordu. Bu sürümde nihayet Fireworks’un arabirimi tamamen yenilenerek Fireworks’un arabirimine Adobe’nin bakış açısı hakim oldu.
Fireworks’le pek çalışmadığım için bir önceki sürümde tasarımı otomatik HTML’ye dönüştürürken tam bir CSS desteği verip vermediğini veriyorsa ne denli verimli çalışıyor bunu bilmiyorum. Ama bu sürümde Adobe’nin iddia ettiğine göre web tasarımınızı tek adımda CSS tabanlı HTML dosyalarına dönüştürmeniz mümkünmüş. Gerçi hiçbir zaman bu tip yöntemleri tasvip etmiyorum (bunun XHTML KITCHEN‘da çalışmam ile alakası yok arkadaşlar
). Elle yazılan kod her zaman otomatik oluşturulan koddan daha iyidir. Herşey elinizin altında olur, kontrol sizin elinizdedir falan (daha birçok neden yazılabilir aslında
)… Ama bu özellik sayesinde bu işten hiç anlamayan kullanıcılar için yararlı bir fonksiyon olmuş.
Yeni özellikler arasında tasarımınızı şifre korumalı olarak PDF dosya biçiminde dışarı aktarabiliyorsunuz. Hatta görüntüleme, baskı, kopyalama vs. gibi işlemler içinde ayrı olarak şifre belirleyebiliyorsunuz. Bu özelliğin diğer CS4 programlarında olup olmadığını bilmiyorum ama umarım vardır.
Çok güzel bir özellik değil mi? Bence harika…
Adobe’nin bildirdiğine göre yeni Fireworks bir önceki sürüme göre daha performanslıymış. Bir önceki Fireworks’u ben de denerken kimi zaman bazı işlemlerde yavaşlığını farkediyordum. Bu da yararlı bir gelişme olmuş.
Fireworks’da bir önceki sürümün aksine metin motoru olarak Adobe’ninkini kullanıyormuş. Sanırım diğer Adobe programlarında olan anti-alias, paragraf ayarları seçenekleri gibi özellikleri artık Fireworks’da da kullanabileceğiz.
Kısacası Fireworks bu sürümle bayağı bir olgunlaşmış. Hatta kimi zaman Photoshop’u bırakıp Fireworks’a mı geçsem web tasarımlar için diye düşünmüyor değilim.
Dreamweaver’ı kullanmayalı bayağı oluyor. Bundan sonra da kullanmayı açıkcası düşünmüyorum. Çünkü WYSIWYG tarzı editörlere hiç ihtiyaç duymuyorum. “Ben Kimim?” sayfasında da yazdığım üzere çoğu işlerimde E Text Editor adlı programı kullanıyorum. Yine de Dreamweaver’da ilgimi çeken birkaç yenilik oldu. Bunlardan bahsetmem yararlı olacak.
Bundan önce bir sürü basit editörler de bile yer alan Subversion özelliği (geçenlerde bu konu hakkında Eren Emre bir yazı yazmıştı) nihayet Dreamweaver’a teşrif etmiş bulunmakta.
Geç olsun güç olmasın diyerekten bu özelliğin önemli olduğunu belirtmekte fayda var.
Adobe, Dreamweaver’a Akıllı Nesneler adında yeni bir özellik eklemiş. Bu özellik sayesinde herhangi bir PSD belgesini Dreamweaver’daki çalışmanıza sürükleyerek bağlayabiliyorsunuz. Daha sonra bu bağladığınız belgeyi Photoshop’dan düzenlediğinizde Dreamweaver’a geçip hemen güncelleyebiliyorsunuz.
Bundan başka Dreamweaver’ın da arabirimi değişikliğe uğramış (biliyorum şaşırmadınız xD). Daha önce 3 adet olan görünüm kipleri arttırılmış ve 8′e çıkarılmış.
CS3 ailesi içinde belkide en çok yenilikle gelen program Flash’dır. Flash’daki yeni özellikler inanılmaz güzel görünüyor. Genel olarak görebildiğim kadarıyla bu sürümde animasyon konusunda bayağı gelişme sağlanmış.
Nesne Tabanlı Animasyon denen yeni Flash özelliği sayesinde Motion Tween tekniğiyle uyguladığınız animasyonları sahnedeki bir eğri yardımıyla kolayca gerçekleştirebiliyorsunuz. Bu yeni özellik gerçekten harika olmuş. Daha önceki sürümlerde bu tür olaylar tam eziyetti.
Öte yandan yine animasyon konusunda yarar sağlayacak Kemik Aracı adı altında yeni bir aracı bizlere bahşetti Adobe.
Bu sayede daha önce 3D programlarda gördüğüm kemik editörü benzeri bir aracı Flash’da da görüyoruz.
Bir başka yeni özellik ile sahnemizdeki 2D nesneleri 3D çevirme ve döndürme araçları ile 3D animasyon yapabiliyoruz.
Yine ilgimi çeken güzel bir araç geldi Flash’a. Adı Spray Brush Tool olan bu araç ile herhangi bir sembolü sahnemize püskürtme şeklinde yerleştirebiliyoruz.
Yeni Adobe Creative Suite 4 hakkında izlenimlerim genel olarak olumlu yönde. Şahsen yeni özelliklerden tatmin oldum diyebilirim.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz bilmek istiyorum doğrusu. Yeni özellikleri beğendiniz mi? Beğenmediğiniz yönleri neler? Eğer siz de CS4 ailesi içinde yer alan programları deneyebildiyseniz veya yukarıdaki yazımdan okuduğunuz kadarıyla edindiğiniz izlenimleri burada yorum olarak yazabilirsiniz.
Bu yazı Fatih Turan tarafından 25 Eylül 2008 17:17 tarihinde yazıldı. 5 yorum var.
Image Replacement teknikleri arasında en popüleri sIFR‘dir. Her tarafta gördüğümüz ve bazı projelerde uyguladığımız bu teknikle kullandığımız işletim sistemindeki standart yazıtiplerine bağlı olmadan herhangi bir yazıtipini başlıklarımızda kullanabiliyoruz. Hem de daha düzgün bir Anti-Alias tekniği ile. Aşağıdaki görüntüde sonuca dair bir örnek görebilirsiniz. Veya sIFR 3′ün demosuna bakıp canlı olarak görmeniz de mümkün.

Bu yazımda size sIFR‘in temelde nasıl kullanılacağını değil, bu tekniği nasıl daha optimum bir şekilde kullanabiliriz buna değineceğim. Zaten etrafta yeterince kullanımı anlatan yazılar var. Mesela bunun için sevgili dostum Muhammet Sevim‘in yazdığı sIFR 3 Kullanım Kılavuzu adlı makaleyi okuyabilirsiniz. Ayrıca sIFR Tutorial: Use Your Own Fonts, This is How You Get sIFR to Work ve sIFR 3 Documentation & FAQ adlı makaleleri de okuyabilirsiniz.
Eğer sIFR ile daha önce hiç tanışmamışsanız mutlaka yukarıda bağlantılarını verdiğim yazılardan en azından birini okumanızı ve sIFR‘in kullanımına aşina olmanızı öneririm.
sIFR‘in yukarıdaki makalelerde anlatılan normal kullanımlarında HTML dosyamıza birçok dosya eklememiz gerektiğini söylüyorlar. Ben sIFR‘i projelerimde kullanırken böyle yapmıyorum. Genelde mümkün olduğunca az dosyayı HTML sayfamdan çağırıyorum.
Yani normal kullanımda HTML dosyanızda aşağıdaki CSS dosyalarını;
1 2 |
<link rel="stylesheet" href="sIFR-screen.css" type="text/css" media="screen"> <link rel="stylesheet" href="sIFR-print.css" type="text/css" media="print"> |
ve aşağıdaki dosyaları JS dosyalarını çağırmamız gerekiyor:
1 2 |
<script src="sifr.js" type="text/javascript"></script> <script src="sifr-config.js" type="text/javascript"></script> |
Toplamda 4 dosyayı çağırıyoruz. Sizce çok değil mi? Peki şimdi burada ben size sadece üstteki <script src="sifr.js" type="text/javascript"></script> dosyasını HTML sayfamıza ekleyerek sIFR‘i kullanabileceğimizi söylesem nasıl olur? İyi olur değil mi?
Böyle bir yöntem izleyince sunucuya daha az istek göndermiş ve ayrıca kullanımı daha da basitleştirmiş olacağız.
Neden daha az istek göndermemiz gerektiğini ise daha önce Siberkültür‘de Sitenizin Performansını Arttırın adlı yazıdaki aşağıdaki paragrafta gayet iyi bir şekilde açıklanmıştı:
Sayfanızda ne kadar çok öğe bulunuyorsa, sunucuya gidecek istek de o kadar fazlalaşacaktır. Sunucuya giden her istek ise milisaniyelerle talep/cevap paralelini uzatacaktır. Sayfanızdaki öğelerden kastım tabiki de CSS dosyaları, JavaScript dosyaları ve imaj gibi harici dosyalar.
Şimdi ilk olarak sifr.js dosyasını ve web sayfamız için diğer gerekli fonksiyonları taşıyan functions.js dosyasını aşağıdaki şekilde HTML sayfanıza ekleyin.
1 2 |
<script src="scripts/sifr.js" type="text/javascript"></script> <script src="scripts/functions.js" type="text/javascript"></script> |
Bakın ben yukarda bütün JS veya gerekli olabilecek küçük PHP betiklerini scripts adlı klasörde tutuyorum. Siz hangi klasörde bu dosyaları tutuyorsanız yukarıdaki kodu ona göre düzenlemeniz gerekir.
Az önce tek bir JS dosyası ile bu işi halledebileceğimizi söyledim. Evet bu doğru. Çünkü çoğu web sayfasında ufak tefekte olsa muhakkak JS kodları kullanıyoruz. Ben genelde yukarıdaki örnekteki gibi bu dosyamın ismini functions.js veriyor ve kodlarımı o dosya içinde tutuyorum.
Sonra functions.js dosyanızı açın, aşağıdaki örnek kodu yapıştırın ve tabi ki kendi kullanım ihtiyacınıza göre yeniden düzenleyin:
1 2 3 |
var agora_regular = {src: 'images/swf/agora_regular.swf' }; sIFR.activate(agora_regular); sIFR.replace(agora_regular, {selector: 'div#content h1, div#content h2', css: ['.sIFR-root { color: #3e3e3e; font-weight:bold; letter-spacing:-1 }'], wmode: 'transparent', tuneHeight: '-5'}); |
Yine burada ilk satırda Flash’da ürettiğim Agora Regular adlı yazıtipini barındıran agora_regular.swf dosyasını images/swf klasöründen çağırıyorum. Yine siz kendi gereksinimlerinize göre yuarıdaki kodu düzenleyebilirsiniz.
Son olarak varsayılan olarak kullandığınız CSS dosyanızı açıp aşağıdaki kodları dosyanızdaki uygun bir yere yapıştırın:
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 |
.sIFR-flash { visibility:visible !important; margin:0; padding:0 } .sIFR-unloading .sIFR-flash { visibility:hidden !important } .sIFR-replaced, .sIFR-ignore { visibility:visible !important } .sIFR-alternate { position:absolute; left:0; top:0; width:0; height:0; display:block; overflow:hidden } .sIFR-replaced div.sIFR-fixfocus { margin:0pt; padding:0pt; overflow:auto; letter-spacing:0px; float:none } @media print { .sIFR-flash { display:none !important; height:0; width:0; position: absolute; overflow:hidden; } .sIFR-alternate { visibility:visible !important; display:block !important; position:static !important; left:auto !important; top:auto !important; width:auto !important; height:auto !important } } .sIFR-active div#content h1 { visibility:hidden; font-size:30px; line-height:1em } |
Yukarıdaki kodda 1. satırdan 5. satıra kadar sIFR için gerekli CSS kodlarını (yani standart kurulumdaki sifr-screen.css dosyasındaki gerekli satırları), 7. satırdan 10. satıra kadar normalde sifr-print.css adlı sIFR için gerekli dosyadaki kodları ve 12. satırda da sIFR tekniği uyguladığımız başlığın boyutunu belirliyoruz.
Yukarıda @media print kodu sayesinde gereksiz yere sifr-print.css dosyasını HTML sayfamıza gömmekten kurtardık. Ama burada dikkat etmemiz gereken birşey var. Yukarıdaki kodu eklediğiniz ana CSS dosyasını (ben genelde screen.css olarak adlandırırım) HTML dosyasına gömerken <link href="styles/screen.css" rel="stylesheet" type="text/css" media=”screen” /> şeklinde media="screen" özelliğini kullanarak verirseniz az önce bahsettiğim @media print arasındaki kodlar çalışmayacaktır. Çünkü bu CSS dosyasını tanımlarken sadece ekran için çalışmasını söylediniz.
Dolayısıyla web sayfanızı yazdırırken sIFR‘in ürettiği .SWF dosyaları yüzünden kimi boşluklar veya birtakım gariplikler görebilirsiniz.
Kısacası HTML sayfamıza ana stil sayfamızı çağırırken media="screen" özelliğini kullanmamamız gerekir.
Ayrıca eğer hali hazırda yazıcı için bir CSS dosyası kullanıyorsanız yukarıdaki örnekte yer alan @media print {} arasındaki kodları o dosya içine de atabilirsiniz.
Sonuç olarak web sayfalarımızı kodlarken mümkün olduğunca az dosya kullanmamız iyi olacaktır. Gerektiğinde bu yazımda anlattığım tarzda bir değişiklik yapmamız da optimizasyon adına iyi olacaktır.
Bu yazı Fatih Turan tarafından 19 Eylül 2008 23:52 tarihinde yazıldı. 13 yorum var.
Apple, bugün tanıttığı ve önümüzdeki günlerde çıkarmayı planladığı yeni iPhone sürümü ile kullanıcılarını mutlu edecek haberler verdi. 3.0 sürümü ile birlikte, iPhone’lar kopyala/yapıştır ve MMS desteği, Bluetooth üzerinden veri aktarımı ve iPhone’un bilgisayarlara bağlanarak modem olarak kullanılması gibi beklenen bir çok yeni özellikler kazanıyor.

Yeni Sürüm ile Gelenler
Henüz Beta aşamasında olan ve Torrent’lere düşen 3.0 sürümünün önümüzde ki günlerde çıkması bekleniyor. Bu yeni sürümün şüphesiz en önemli özelliklerinden birisi Kopyala/Yapıştır özelliğinin olması. İnanılmaz rahatlık sağlayacak bu güzel özelliğin nasıl kullanılacağına buradan ulaşabilirsiniz.
Bildindiği gibi telefonlara jailbreak yapılarak 3.parti yazılımlar iPhone’da arkaplanda çalışabiliyordu. Fakat Apple bu işlemin batarya’yı çok kullandığını düşünerek, iPhone’un yeni sürümüne ”Push Notification“, yani uygulamaların Push ile birlikte yeni içeriği kontrol etmesini sağlayan bir özellik ekliyor. Arkaplanda uygulama çalıştırabilme özelliği, Apple’dan en çok beklenen özelliklerden birisiydi.
“3g Tethering” olan adlandırılan, bizim “3g Zinciri” dediğimiz bu yeni özellik ile birlikte, iPhone’un bilgisayarlara Bluetooth veya USB aracılığıyla bağlanırken, 3g şebekesi sayesinde modem görevi görüyor.
Ve MMS desteği geldi. iPhone 3.0 sürümü ile birlikte çok büyük eksikliklerden biri olan MMS desteği de sağlanmış oluyor.
Yeni sürüm ile birlikte gelen diğer bir güzel özellik Bluetooth üzerinden dosya aktarımı. Daha önceleri, iPhone’un Bluetooth özelliğini sadece destekleyen kulaklıklarla kullanabiliyorduk. Yeni sürüm ile birlikte, Bluetooth’a P2P desteği ekleniyor.
Bu özelliklerin yanı sıra telefon’da, e-posta’da ve takvim’de arama gibi özelliklerde geliyor.
iPhone 2.2.1′den 3.0′a Neler Değişiyor?
Lifehacker’dan aldığım tabloyu Türkçeleştirerek paylaşıyorum.
Bu güzel özelliklerin yanı sıra iPhone’ların en büyük eksikliklerinden olan Video kaydı ve Flash desteği bir başka bahar kalmış gözüküyor.
video oyunlarının kapak tasarımları her ne kadar bizim için ikinci planda olsa da (elbette ilk planda oyunun özellikleri vardır) aslında dikkatimizi çeken ilk unsurladan biridir. bu yüzden herhangi bir film afişi tasarımına gösterilen dikkat, aynı şekilde oyun kapak tasarımlarında da kendini gösterir. tutsplus adlı site, bu video oyun kapaklarını ele almış ve tüm zamanların en iyi 40 video oyun kapağına yer vermiş. gelin bir bakalım:
40 – Diablo II
bu sene içinde üçüncüsünü (diablo 3) yayınlayarak hayranlarını yine kendisine bağlayacak olan diablo’nun ikincisi, cehennem temalı kapak tasarımı ile bu listeye son sıradan girebilmiş.

39 – crysis
bizim için ayrı bir yeri olan bu oyunun kapak tasarımında, güç elbisesini giymiş kahramanı nasıl bir ortamın beklediği az da olsa belirtilmeye çalışılmış.

ilgili yazılar
bu yazı xerre tarafından bildirgec.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: tasarım, oyun, game, graphic design, video oyunu, video game, games, diablo 3, game covers, oyun kapakları, tüm zamanların en iyi oyunları, tüm zamanların en iyi oyun kapakları, en iyi oyun kapakları, top 40 video game covers of all time, video game cover, oyun tasarım, geçmişten günümüze en iyi oyun kapakları
By xerre