Merhaba arkadaşlar. Bugün siz değerli okuyucularıma Nokia N97 ile Youtube.com adresine nasıl gireceğinizden bahsedeceğim. Malumunuz N97 içerisinde Youtube eklentisi mevcut. Fakat ülkemizde Youtube.com adresi yasaklı olduğu için N97 sahipleri malesef ki bu eklentiyi kullanamamaktalar. Youtube internet sayfasına girmek için kullanılan yöntemlerin en başında DNS değiştirmek gelir. Aynen bilgisayarınızda olduğu gibi N97 telefonunuzda da DNS [...]
Yaz mevsimini karşılamaya hazırlanırken, ev ve iş yerlerindeki soğutma sistemlerinin bakımlarının yapılması hayati önem taşıyor. Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Levent Cem Mutlu, yaz sezonunu karşılama hazırlıklarının yapıldığı günlerde, ev ve iş yerlerinde bulunan klimalardaki ‘ölümcül bakteri’ riskine dikkati çekti.
Hem yaz, hem de kış aylarında kullanılan klimaların bakımlarının düzenli olarak yapılması gerektiğini belirten Mutlu, klimaların soğutma sisteminin içinde biriken küf mantarları ile tozların ani ve kronik alerjik hastalıkları ortaya çıkarabildiğini söyledi.
Bakımı yapılmamış klimaların kullanıldığı ortamda bu bakterilere maruz kalanlarda, alerjik nezle, astım, ani veya sinsi alerjik zatürre gibi vakaların görülebildiğini ifade eden Mutlu, ”bu, uygun olmayan havanın solunmasından kaynaklanan hastalıklar, karşımıza gribal enfeksiyon benzeri ateş, baş ve kas ağrıları ile halsizlik gibi yakınmalarla çıkabilir” dedi.
‘Lejyoner hastalığı’ olarak bilinen akciğer enfeksiyonunun da, bakımı yapılmayan klimalardan kaynaklandığını ifade eden Mutlu, ”bakterinin neden olduğu bir tür akciğer iltihaplanması anlamına gelen Lejyoner, tedavi edilmediğinde ‘ölümcül bir hastalık’ olarak karşımıza çıkmaktadır” diye konuştu.
Klima ile soğutulan veya ısıtılan ortamlarda uzun süreli kalan kişilerin, hastalık yapan bakteri ve enfeksiyonlara yakalanma riskinin de yüksek olduğunu anlatan Mutlu, hastalığın, sıklıkla zatürre ile karıştırıldığı için kolay teşhis edilemediğini kaydetti.
Klimaların, sürekli ve düzenli olarak bakımlarının yapılması ve hava filtrelerinin değiştirilmesi gerektiğini aktaran Mutlu, sigara tiryakiliği ve alkol bağımlılığının da bu hastalığın tetikleyicisi olduğunu sözlerine ekledi.
Mono Tracer hem spor arabalarının hem motosikletlerin özelliklerini kapsayan bir model. Bu tasarım harikası taşıt, Peraves şirketi tarafından kullanıcılara düşük yakıt tüketimi ve 90gr/km CO2 emisyonu sağlar.

Motosikletin genel özellikleri şunlardır;

Bu özellikler haricinde motosiklet kabini sayesinde sinek, böcek ve çamur sıkıntısı sorunu oluşmaz. Motosiklet 4 silindirli olan 1171 cc lik BMW motoru ve sıvı soğutma sistemine sahiptir.
Ayrıca elekronik ABS sistemi ve 5O litrelik yakıt haznesi bu motosiklette mevcuttur. Motosikletin satış fiyatı 52,000 £ dur.
Sevgili elizabet gençliği, sizlere bu dev hizmeti sunmak istedim çünkü arama trendlerine baktığımda xhamster.com‘a nasıl girerim ağbey diye sayıklayıp duruyordunuz. Evet bu dev hizmet sizi Türk mahkemelerinin baltalayıp, porno hakkınızı elinden almasına karşı faili, şusu busu bes belli bir kıyak.
Hem başbakanımız Tayyip Erdoğan ne diyor Youtube için, aynsını www.xhamster.com için ben yazayım: ben giriyorum siz de girin.
Woody Allen:
“Mastürbasyon iyidir; çünkü sevdiğiniz bir şeyle yaparsınız”
(Windows kullanıcıları için) Aşağıdaki dosyayı indirin ve bilgisayarınızın \Windows\System32\drivers\etc klasöründe bulunan hosts isimli dosya ile değiştirin. Bu değişikliği yaptıktan sonra bilgisayarınızda ön belleğin temizlenmesi grekmekte, şimdi flushdns yazacağım kafanızı karışacak siz en güzeli bilgisayarı kapatıp açarsınız kafanıza göre takılın.
Dosyayı indirmek için basınız.
88.208.16.168 xhamster.com
88.208.16.168 www.xhamster.com
88.208.23.102 static.xhamster.com
88.208.16.168 ads.xhamster.com
88.208.16.84 st2.xhamster.com
88.208.16.85 st.xhamster.com
213.174.148.145 dlusa-1.xhamster.com
88.208.23.6 st3.xhamster.com
88.208.32.211 st4.xhamster.com
88.208.16.67 dl1.xhamster.com
88.208.16.94 dl2.xhamster.com
88.208.17.30 dl3.xhamster.com
88.208.17.41 dl4.xhamster.com
88.208.23.193 dl5.xhamster.com
88.208.23.195 dl6.xhamster.com
88.208.23.196 dl7.xhamster.com
88.208.23.197 dl8.xhamster.com
88.208.23.209 dl9.xhamster.com
88.208.23.217 dl10.xhamster.com
88.208.23.210 dl11.xhamster.com
88.208.23.211 dl12.xhamster.com
88.208.23.1 dl13.xhamster.com
88.208.23.2 dl14.xhamster.com
88.208.23.3 dl15.xhamster.com
88.208.23.4 dl16.xhamster.com
88.208.23.5 dl17.xhamster.com
88.208.23.100 dl18.xhamster.com
88.208.23.8 dl19.xhamster.com
88.208.24.1 dlams-1.xhamster.com
Aynı dosya içinde youtube, youporn vs. diğer engelli sitler içinde ip adresleri yazılı olduğunu yazayım bu da bonus track olsun.
Bu kıyak başka yerde yok.
Hamster candır!
© 2005 – 2009 wolkanca. Bu yazi blog.wolkanca.com adresinde yazildi, sitenin yazilari yalnizca izin alinmak kaydi ile alinti yapilabilir ve yayinlanabilir.

Twitter, özellikle son zamanlarda popülerliği hızla artan bir mikro bloglama servisidir. Hem bilgi paylaşmak, hem de arkadaşlarınızla iletişim kurabilmek için kullanabileceğiniz mükemmel bir araçtır. Bu yazıda Twitter severlerin hayatlarını kolaylaştıracak araçları inceledik. İster tasarımcı olun ister geliştirici, ofis çalışanı, yönetici, asistan, öğrenci ya da ev kullanıcısı; bu araçlar mutlaka Twitter kullanımınızı bir nebze de olsa etkileyecektir.
1. Twtpoll

Twtpoll, anketler ve oylamalar için kullanabileceğiniz basit bir Twitter uygulamasıdır. Sorunuzu ekleyin, ardından anketinizi Twitter, Facebook ya da elektronik postanız aracılığı ile paylaşın.
2. Mr. Tweet

Mr. Tweet, ağınıza ve tweetlerinize bakarak anlamlı ilişkiler oluşturabilir.

TwitterFriends Twitter kişilerinizdeki gizli ağı bulmanıza yardımcı olacak bir uygulama.
ilgili yazılar
bu yazı pinkfloyd tarafından bildirgec.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: twitter, tweetr, twitter profili, twitter grader, twit, tweetre, tweet, tweeter, tweeter araçları, tweeter tools, twitter araçları, twitter tools, twitter ipuçları, twitter uygulamaları, twitdom, tweet this
Tam 3 yıl 2 ay 30 gün 23 saat 35 dakika önce başladığımız bloglama hayatımızı bir çok blogcunun yer aldığı bir yarışmadan, sizin ile beraber bir ödülle dönerek pekiştirmek istiyoruz. Sanmayın ki bu ilk ödülümüz olacak. Eğer ki bu yazıyı okuyorsanız, bu bizim için bir ödül. Biz dediğime ve blogumuzu ödüllendirelim dediğime bakmayın. Burası sadece yazarlarının değil, aynı zamanda okuyucularının, takipçilerinin de blogu. Eğer bugün blogumuza ilk kez girmişseniz, herhangi bir yazımızı okumuşsanız artık sizde bu blogun bir parçasısınız demektir. Gücümüze güç kattınız demektir.
Belirttiğimiz süre içerisinde bir çok okuyucu ve blog sahibi ile bilgilerimizi, fikirlerimizi paylaştık, yardımlarda bulunduk, bir çok kişinin arayışına çözüm olduk. Okuyucularımızın blogumuzdan faydalanmasını sağlarken, aynı zamanda diğer bloglara, web girişimlerine ve sosyal projelere destekte bulunduk. Bir çok blog ilk adımlarını bizim ile beraber attı. Bir çok yeni servisi bizden öğrendiniz.
Ve şimdi aYYaS Blog! olarak Blog Ödülleri 2009 yarışmasında Teknoloji Kategorisi adayıyız. Halk oylaması sonucu en çok oy alan bloglar ödüllendirilecek.
Sizden bizleri bu eğlenceli ve çekişmeli yarışmada aYYaS Blog!’u desteklemenizi istiyor ve bekliyoruz. Hem de bir kaç ufak adımda. Yapmanız gerekenler gayet basit;
Oylarınız için sabırsızlanıyoruz. Blogumuzun bir parçası olduğunuz için teşekkür ederiz. Görüşmek üzere.
Yazan : Şadi Evren ŞEKER
Veri yapılarında kullanılan sıra (qeueu)‘nun iki yönden de veri eklenip çıkarılabilen halidir.
Klasik sırada veriye FIFO (First in First Out, ilk grin ilk çıkar) mantığıyla erişilmekte ve bu yüzden sıranın bir başı bir de sonu bulunmaktadır. Basitçe sondan giren elemanlar baştan çıkmaktadır.
Çift uçlu sıralarda (double ended queue , dequeue) ise veri hem baştan hem sondan, hem girebilmekte hem de çıkabilmektedir.
Bu durum aşağıdaki şekilde gösterilmektedir:

Yukarıdaki şekilde de görüldüğü üzere istenirse baştan istenirse sondan veri eklenebilmelidir. Bu ayrım için aşağıdaki dört farklı fonksiyon yazılabilir:
Açıkçası bilmiyorum bu sorunun cevabını. Bu benim için bahanesi çok fakat cevabı yok bir soru. Yazmak istemiyor muyum? Hayır. Yazmak istiyorum. Hem de delicesine yazmak istiyorum. Ama olmuyor. Sadece yazdığın zaman boşalabilen, yarım bırakılmış, buruşturulup bir kenara atılmış müsveddelerin doldurduğu bir havuzda boğulmayı kim ister ki?
Hayatta en imrendiğim şeylerden biri her gün yazı yazmayı başarabilen insanlar. Bu çılgın yazı disiplini yaratıcının sonsuz şükre şayan bir lütfu olmalı bu insanlara.
Yazacaklarını başkaları yazdığı için yıkılan, üzülen bir ruh hastalıklı değil midir? Evet hastalıklıdır. Ama bu hastalık sufli bir benlik ifrazatının ötesinde yazmaya dair aşkın bünyede meydana getirdiği bir meczupluktur. Nasıl o sadece senin olmalı ise o kelimelerde sadece senin yazında birbirleriyle meşk etmelidir!
Yazmak için işte bu derece bir ruh sıkıntısı gerektir insana. Yoksa malumdur taşıma su ile değirmen dönmez. Kelimeye terbiye verip destur çektirmeyi su içme, yolda yürüme rahatlığında başarabilen nadir ve nadide memleket evlatlarından biri şöyle bitiriyor bir hikâyesini:
“Söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kâğıt kalem aldım oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
Okumanın saf huzur veren rahatlığı varken yazmak batakhaneye düşmek gibi. Sen ne kadar kurtulmak istesen de bir kere rahatı kaçan ağaç olmuşsun çaresi yok. Hem sen kurtulmayı istesen ne yazar ki, yazma batakhanesinde çırpınmandan zevk alan, sayıklamalarını bülbül nağmelerine denk sayan okurlar var artık. Bu okurlar yazı okurlar, daha ziyade de canına okurlar. Ağlarına düşürmüşler seni işte yazacaksın ki seni rahat bıraksınlar.
Bugün yine okur kod adıyla andığım bir grup çılgın yüzünden bu acayip satırları yazıyorum. Yazıyorum ki iç sıkıntılarımı onlara havale edip biraz rahatlayayım. Onları isteklerine pişman edip intikamımı alayım. Şimdi okuyucunun vicdanına ince bıyıklı Ofsayt Osman edasıyla seslenme vakti gelmiştir. Söyle Ey okuyucu “Bu da mı gol değil be!”
———————————————————————————–
Bu yazı www.selcukhoca.com sitesinde yayınlanmıştır. Alıntılarda kullanım kurallarına uymanızı rica ediyoruz..
———————————————————————————–
Benzer Yazılar:
Image Replacement teknikleri arasında en popüleri sIFR‘dir. Her tarafta gördüğümüz ve bazı projelerde uyguladığımız bu teknikle kullandığımız işletim sistemindeki standart yazıtiplerine bağlı olmadan herhangi bir yazıtipini başlıklarımızda kullanabiliyoruz. Hem de daha düzgün bir Anti-Alias tekniği ile. Aşağıdaki görüntüde sonuca dair bir örnek görebilirsiniz. Veya sIFR 3′ün demosuna bakıp canlı olarak görmeniz de mümkün.

Bu yazımda size sIFR‘in temelde nasıl kullanılacağını değil, bu tekniği nasıl daha optimum bir şekilde kullanabiliriz buna değineceğim. Zaten etrafta yeterince kullanımı anlatan yazılar var. Mesela bunun için sevgili dostum Muhammet Sevim‘in yazdığı sIFR 3 Kullanım Kılavuzu adlı makaleyi okuyabilirsiniz. Ayrıca sIFR Tutorial: Use Your Own Fonts, This is How You Get sIFR to Work ve sIFR 3 Documentation & FAQ adlı makaleleri de okuyabilirsiniz.
Eğer sIFR ile daha önce hiç tanışmamışsanız mutlaka yukarıda bağlantılarını verdiğim yazılardan en azından birini okumanızı ve sIFR‘in kullanımına aşina olmanızı öneririm.
sIFR‘in yukarıdaki makalelerde anlatılan normal kullanımlarında HTML dosyamıza birçok dosya eklememiz gerektiğini söylüyorlar. Ben sIFR‘i projelerimde kullanırken böyle yapmıyorum. Genelde mümkün olduğunca az dosyayı HTML sayfamdan çağırıyorum.
Yani normal kullanımda HTML dosyanızda aşağıdaki CSS dosyalarını;
1 2 |
<link rel="stylesheet" href="sIFR-screen.css" type="text/css" media="screen"> <link rel="stylesheet" href="sIFR-print.css" type="text/css" media="print"> |
ve aşağıdaki dosyaları JS dosyalarını çağırmamız gerekiyor:
1 2 |
<script src="sifr.js" type="text/javascript"></script> <script src="sifr-config.js" type="text/javascript"></script> |
Toplamda 4 dosyayı çağırıyoruz. Sizce çok değil mi? Peki şimdi burada ben size sadece üstteki <script src="sifr.js" type="text/javascript"></script> dosyasını HTML sayfamıza ekleyerek sIFR‘i kullanabileceğimizi söylesem nasıl olur? İyi olur değil mi?
Böyle bir yöntem izleyince sunucuya daha az istek göndermiş ve ayrıca kullanımı daha da basitleştirmiş olacağız.
Neden daha az istek göndermemiz gerektiğini ise daha önce Siberkültür‘de Sitenizin Performansını Arttırın adlı yazıdaki aşağıdaki paragrafta gayet iyi bir şekilde açıklanmıştı:
Sayfanızda ne kadar çok öğe bulunuyorsa, sunucuya gidecek istek de o kadar fazlalaşacaktır. Sunucuya giden her istek ise milisaniyelerle talep/cevap paralelini uzatacaktır. Sayfanızdaki öğelerden kastım tabiki de CSS dosyaları, JavaScript dosyaları ve imaj gibi harici dosyalar.
Şimdi ilk olarak sifr.js dosyasını ve web sayfamız için diğer gerekli fonksiyonları taşıyan functions.js dosyasını aşağıdaki şekilde HTML sayfanıza ekleyin.
1 2 |
<script src="scripts/sifr.js" type="text/javascript"></script> <script src="scripts/functions.js" type="text/javascript"></script> |
Bakın ben yukarda bütün JS veya gerekli olabilecek küçük PHP betiklerini scripts adlı klasörde tutuyorum. Siz hangi klasörde bu dosyaları tutuyorsanız yukarıdaki kodu ona göre düzenlemeniz gerekir.
Az önce tek bir JS dosyası ile bu işi halledebileceğimizi söyledim. Evet bu doğru. Çünkü çoğu web sayfasında ufak tefekte olsa muhakkak JS kodları kullanıyoruz. Ben genelde yukarıdaki örnekteki gibi bu dosyamın ismini functions.js veriyor ve kodlarımı o dosya içinde tutuyorum.
Sonra functions.js dosyanızı açın, aşağıdaki örnek kodu yapıştırın ve tabi ki kendi kullanım ihtiyacınıza göre yeniden düzenleyin:
1 2 3 |
var agora_regular = {src: 'images/swf/agora_regular.swf' }; sIFR.activate(agora_regular); sIFR.replace(agora_regular, {selector: 'div#content h1, div#content h2', css: ['.sIFR-root { color: #3e3e3e; font-weight:bold; letter-spacing:-1 }'], wmode: 'transparent', tuneHeight: '-5'}); |
Yine burada ilk satırda Flash’da ürettiğim Agora Regular adlı yazıtipini barındıran agora_regular.swf dosyasını images/swf klasöründen çağırıyorum. Yine siz kendi gereksinimlerinize göre yuarıdaki kodu düzenleyebilirsiniz.
Son olarak varsayılan olarak kullandığınız CSS dosyanızı açıp aşağıdaki kodları dosyanızdaki uygun bir yere yapıştırın:
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 |
.sIFR-flash { visibility:visible !important; margin:0; padding:0 } .sIFR-unloading .sIFR-flash { visibility:hidden !important } .sIFR-replaced, .sIFR-ignore { visibility:visible !important } .sIFR-alternate { position:absolute; left:0; top:0; width:0; height:0; display:block; overflow:hidden } .sIFR-replaced div.sIFR-fixfocus { margin:0pt; padding:0pt; overflow:auto; letter-spacing:0px; float:none } @media print { .sIFR-flash { display:none !important; height:0; width:0; position: absolute; overflow:hidden; } .sIFR-alternate { visibility:visible !important; display:block !important; position:static !important; left:auto !important; top:auto !important; width:auto !important; height:auto !important } } .sIFR-active div#content h1 { visibility:hidden; font-size:30px; line-height:1em } |
Yukarıdaki kodda 1. satırdan 5. satıra kadar sIFR için gerekli CSS kodlarını (yani standart kurulumdaki sifr-screen.css dosyasındaki gerekli satırları), 7. satırdan 10. satıra kadar normalde sifr-print.css adlı sIFR için gerekli dosyadaki kodları ve 12. satırda da sIFR tekniği uyguladığımız başlığın boyutunu belirliyoruz.
Yukarıda @media print kodu sayesinde gereksiz yere sifr-print.css dosyasını HTML sayfamıza gömmekten kurtardık. Ama burada dikkat etmemiz gereken birşey var. Yukarıdaki kodu eklediğiniz ana CSS dosyasını (ben genelde screen.css olarak adlandırırım) HTML dosyasına gömerken <link href="styles/screen.css" rel="stylesheet" type="text/css" media=”screen” /> şeklinde media="screen" özelliğini kullanarak verirseniz az önce bahsettiğim @media print arasındaki kodlar çalışmayacaktır. Çünkü bu CSS dosyasını tanımlarken sadece ekran için çalışmasını söylediniz.
Dolayısıyla web sayfanızı yazdırırken sIFR‘in ürettiği .SWF dosyaları yüzünden kimi boşluklar veya birtakım gariplikler görebilirsiniz.
Kısacası HTML sayfamıza ana stil sayfamızı çağırırken media="screen" özelliğini kullanmamamız gerekir.
Ayrıca eğer hali hazırda yazıcı için bir CSS dosyası kullanıyorsanız yukarıdaki örnekte yer alan @media print {} arasındaki kodları o dosya içine de atabilirsiniz.
Sonuç olarak web sayfalarımızı kodlarken mümkün olduğunca az dosya kullanmamız iyi olacaktır. Gerektiğinde bu yazımda anlattığım tarzda bir değişiklik yapmamız da optimizasyon adına iyi olacaktır.
Bu yazı Fatih Turan tarafından 19 Eylül 2008 23:52 tarihinde yazıldı. 13 yorum var.

Meg Ryan ve Kevin Kline‘ın başrolleri paylaştığı, Jean Reno ve Timothy Hutton‘ unda rol aldığı 1995 yapımı romantik komedi French Kiss, hayatı rutine bağlı insanların karşılaştıkları garip durumların gözlemini yaparak izleyiciyi hem duygulandırıyor hem de kahkahalara boğuyor. Kimilerine göre Meg Ryan‘ın oyunculuğunun zirvesini sergilediği film olarak da tanınır. Konu bütünlüğü olarak efsane olduğu söylenemez ama oyunculuk kalitesi filmin başarısında önemli bir yere sahiptir.
ilgili yazılar
bu yazı kotaman tarafından sinepil.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: romantik komedi, romantic comedy, 1995, meg ryan, timothy hutton, jean reno, french kiss, fransız öpücüğü, kevin kline, lawrance kasdan