.funkyblue { color:#0000AF; }
Merhaba arkadaşlar. Bugün siz değerli okuyucularıma Nokia N97 ile Youtube.com adresine nasıl gireceğinizden bahsedeceğim. Malumunuz N97 içerisinde Youtube eklentisi mevcut. Fakat ülkemizde Youtube.com adresi yasaklı olduğu için N97 sahipleri malesef ki bu eklentiyi kullanamamaktalar. Youtube internet sayfasına girmek için kullanılan yöntemlerin en başında DNS değiştirmek gelir. Aynen bilgisayarınızda olduğu gibi N97 telefonunuzda da DNS [...]
Deja Vu, Fransızca bir kelimedir ve anlamı “Zaten0 görülmüş olan” demektir. Deja Vu yaşayanlar bu deneyimi daha önceden yaşamadıkları bir olayı sanki daha önce yaşamış kadar yüksek oranda bir benzerlik hissi içinde deneyimlemek şeklinde tanımlamaktadır. Ayrıca bu deneyime “gariplik” “bir şeylerin ters gitmesi” gibi duygular da eşlik edebilir. Genellikle yaşanan şey muazzam derecede tanıdık gelen ama yine de yeni bir olay şeklinde olurken, bazı deneyimlerde yaşananlar geçmişte yaşanmış bir olaymış gibi de algılanabilir.

Araştırmalar insanların %70’inin bu deneyimi hayatlarında en azından bir kez yaşadığını göstermektedir. Yani bu yazıyı okuyanların çoğunluğu bu deneyimi şahsen yaşadı.
Deja Vu’nın kökeni çok eskilere dayansa da, konuyla ilgili bilimsel araştırmalar 20 yüzyılda başlamıştır. Her ne kadar bu olayın temeli tam olarak bilinmese de, bilimsel yaklaşım bu deneyimin doğa üstü bir olay olmadığını, hafıza ile ilgili yaşanan bir anomali sonucu deneyimlenen olayın daha önceden yaşanmış gibi algılanmasından ibaret olduğu yönündedir.
ilgili yazılar
bu yazı denizkar tarafından bildirgec.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: beyin, psikoloji, deja vu, dejavu, nöroloji, hazıfa
Vitaminlerin İnsan Vücudu İçin Önemi
*Tüm canlılar, değişik de olsa vitamin denilen bileşiklere gereksinim duyarlar. Fakat her canlı türü farklı bileşiklerin sentezini yapamadığından; birisi için vitamin olan bir bileşik başka canlı için olmayabilir. Örneğin, C vitamini yalnız insanlar, maymunlar, kobaylar için vitamin olmasına karşılık diğer hayvanlarca sentezlenebildiğinden vitamin değildir. insan tarafından sentezlenen kolesterol böcekler için vitamindir.
*Vitaminler, hayatsal olaylarda görev alan koenzimlerin önemli bir kısmını oluşturur. Koenzim olarak görev yapan vitaminlerin bulunmaması durumunda o enzimin gerçekleştirdiği canlılık olayıda yapılamaz.
*Bugün vitaminlerin kimyasal bileşimleri bilinmektedir. Bu nedenle istenilen vitamin sentetik olarak yapılabilmektedir. Sentetik vitaminler etki ve özellikleri bakımından doğal vitaminlere benzemektedir. Ancak yapım sırasında ortaya çıkabilecek yan ürünlerin toksin özellik taşımasıda mümkündür.
*Vitaminler kolay bozulan bileşiklerdir. A, C, D, E vitaminleri oksijenden (A D E K) vitaminleri ışıktan, C ve E vitaminleri ise demir, bakir gibi maddelerle temastan bozulur. Ayrıca besinlerin bilgisizce pişirilmesi vitamin kaybına neden olur.
By admin
Webmaster arkadaşların en nefret ettiği şey farklı tarayıcılarda yaptıkları dizaynların bozulmasıdır. Geçenlerde Microsoft toplantısında Nuri Çankaya‘ya bu soruyu sormuştum.
Acaba i.e 8 içinde ayrı bir kod girecek miyiz?
Internet Explorer 6 ve 7 için birde üstüne Mozilla Firefox için kod girmek açıkcası insanı bazen çileden çıkartabiliyor. Internet Explorer 8 içinde böyle bir sorunla karşılaşacak mıyız ? diye sorduğumda hayır cevabını almıştım. Açıkcası i.e 8 üzerinde fazla konuşamamıştık ama bu konu üzerinde biraz araştırma yaptıktan sonra i.e 8′in webmaster’ler için geliştirdiği bir özelliğinden size bahsetmek istiyorum.
<meta http-equiv="X-UA-Compatible" content="IE=EmulateIE7" />
Bu kod sayesinde internet explorer 8 in internet sayfanızı 7 gibi görüntülenebilmesini sağlayabilmektesiniz. Bir internet sayfası yaptınız diyelim ve karşınıza i.e 8 çıktı. Aha odane … I.E 8 üzerinde web sayfanız sapıtıyor. Ortalık darma duman. Fakat insanlar i.e 8 i kullanmaya başladı bile. Ne olacak ? I.E 8 için ayrı bir site mi yapacaksınız ?
Açıkcası en güzeli oturup sistemi i.e 8 için düzenlemek en güzeli. Fakat sisteminizi tam oturtana kadar web sayfanızda <head> … </head> Kodları içerisine yukarıdaki kodu yerleştirdiğiniz zaman internet explorer 8 i bir nevi yediymiş gibi gösterebilmektesiniz.
Böylelikle i.e 8 ile internet sayfanıza girdiklerinde tarayıcı bu kodu okuyarak internet explorer 7 gibi davranabilmekte. Microsoft’a bu özellik için teşekkür etmek gerekir. Açıkcası hani çok da umursamazlar webmasterler düzeltsin gibilerinden davranacaklarını sanıyordum. Şaşırdımda diyebilirim.
Kodumuz içerisindeki content içeriğini ;
IE=EmulateIE8
IE=EmulateIE7
IE=5
IE=7
IE=8
IE=Edge
Gibi farklı kodlarla sisteminize entegre edebilmektesiniz. Buradaki IE=Edge kodununa dikkatinizi çekmek isterim bunun manası ise mümkün olan en yüksek uyumluluk modu olarak tanımlanıyor.
Ayrıca Web serverinizde web.config dosyanızada bu kodu yerleştirmeniz mümkün.
<? xml version = “1.0″ encoding = “UTF-8″?>
<configuration> <configuration>
<system.webServer> <system.webServer>
<httpProtocol> <httpProtocol>
<customHeaders> <customHeaders>
<clear /> <clear />
<add name=”X-UA-Compatible” value=”IE=EmulateIE7″> name=”X-UA-Compatible”
<add value=”IE=EmulateIE7″>
</customHeaders> </ customHeaders>
</httpProtocol> </ httpProtocol>
<system.webServer> <system.webServer>
</configuration> </ configuration>
Bu sayede webmaster’lerin bir süre rahat etmesini sağlayabilmelerine açıkcası seviniyorum. Heleki bizim gibi blogger’lerin kullandıkları Wordpress temalarının bir kısmının i.e 8 de sapıttığını göz önüne alırsak büyük bir sorun haline gelebileceğini gözden kaçırmamak gerekli.
Wordpress kullanıcıları header.php içerisinde
<head> ..</head>
kodları arasına kodumuzu yerleştirmelerini yeterli olacağını belirtmek isterim.
<meta http-equiv="X-UA-Compatible" content="IE=EmulateIE7" />
Daha fazla bilgi için : Microsoft Developer Network (İngilizce)
Merhaba arkadaşlar. Uzun zamandır gerek internet gerekse’de medyada takip etmekteyim. Şu kolbastı hikayesi evet tam üstüne bastım
Bu aralar ne hikmetse çok meşhur hatta kolbastı benim yok benim yok bizim gibi kavgalar bile edilirken insanlara bakıyorumda hiç oralı bile değiller. Kollarını açan basmaya başlıyor ![]()
Genellikle RSS okuyucusu üzerinden birçok kişiyi takip ederim. Kolbastı üzerine yüzlerce yazı yazıldığını gördüm. Açıkcası orası burası derken profesyonel bir kaynak yakaladım. İbrahim Uzun arkadaşımız sağolsun bir kolbastı blogu açarak kolbastı videolarını biraraya getirmiş.
Özelliklede kolbastı öğrenmek isteyenlere şiddetle tavsiye etmek istediğim bir bağlantı adresi Kolbastitv.com Videoları izledikçe her ne kadar dans etme yeteneğim olmasada sallana sallana bu dansı öğrenebileceğime inanmaya başladım. Acaba bende öğrensem mi ?
İbrahim Uzun arkadaşımıza teşekkür edip sizleri Kolbastı TV ile başbaşa bırakmak isterim.

Genelde vahşi kedilerin insanlara saldırılarıyla ilgili haberler gelirdi.Bu kez ajanslara insanların leoparlara saldırı haberi düştü.Tıpkı insanın köpeği ısırması gibi, flaş haber başlığı ile..
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Synaptics Touchpad’inizin gizli kalmış birkaç özelliğinden bahsetmek istiyorum. Dizüstü kullananların genelde bir mause aldıklarını görmüşsünüzdür. Aslında benimde bir klavye mause setim var. (Microsoft Wireless Laser Keyboard D5000 serisi gerçektende harika bir alet.) Dizüstü ile beraber klavye kullanan pek yoktur ama biraz keyfime düşkünüm diyebilirim. Neyse dönelim konumuza…
Dizüstülerde nedense touchpad pek tercih edilmez. Gerçi insanlar alışkanlıkları kolay kolay değiştirmiyor. Touchpad kullananlar için birkaç özellikten bahsetmek istiyorum. Aslında kullanmayanlarında en azından bir denemesini isterim.
Şekilde gördüğünüz gibi birkaç noktayı işaretledim. Şimdi soracaksınız bu noktalar ne işe yarıyor diye. İşin püf noktasıda burada … Öncelikle windows saatimizin oradaki ikonlar arasından synaptics touchpad’imizi açıyoruz.
Karşımıza fare özellikleri geliyor. Bu özellikler sayfasından “Aygıt Ayarları” sekmesinden “Ayarlar” butonuna basıyoruz. Karşımıza bir pencere daha geliyor. Bu pencerede soldaki menüden touchpad’imizi istediğimiz gibi ayarlayabilmekteyiz.
Resimde gördüğünüz gibi sol menüden hafifçe vurma bölgelerini aktif ediyorum. Daha sonra alt sol, alt sağ, üst sol ve üst sağ köşelere hafifçe vurmaya birer eylem atadım. Bu atadığım eylemleri uygula yapıp çıktığım zaman touchpad’imde ne zaman bu köşelere dokunursam belirlediğim eylemler aktif oluyor.
Mesela ben 1 numara ile gösterdiğim alt sol eylemine “Başlat Menüsünü” açmayı seçtim. Böylelikle touchpadimde ne zaman sol alt köşeye dokunursam başlat menüsü otomatik olarak açılıyor. Üst sol köşeye ise şekilde de 2 numara ile görebilirsiniz ” Sesi Kapat” olarak belirledim. Artık ses kısmanız lazım olduğunda bir saat ses tuşunu aramayacaksınız. Yada mause ile git sesi çift tıklamayla felan uğraşmayacağım. Sadece üst sol köşeye hafifçe vurmam yeterli olmakta. Diğer resimde de görebileceğiniz gibi istediğiniz eylemi seçebilirsiniz. Hatta en çok girdiğiniz internet sayfasını bile touchpad’inizin bir köşesine programlayabilir hafif bir dokunuşla internet sayfasını açabilirsiniz.
Şekilde 5 numara ile gösterdiğim bölümü birçok kullanıcının bildiğini düşünüyorum. Kaydırma çubuğu. Hani şu internet sayfalarındaki sağda oluşan çubuk varya işte onu hareket ettirebilmektesiniz. Hem sağda oluşabilecek hemde altta oluşabilecek bir çubuğu yine touchpad’inizin sağ tarafında yukarıdan aşağı yada aşağıdan yukarıya hafifçe bir parmak sürtmesi ile oynatabilmektesiniz. Bu bölgeleri yine touchpad’inizin ayarlar kısmında görebilmektesiniz.
“Benim parmaklarım çok kalın kullanamıyorum”
Bunun içinde bir çözüm geliştirilmiş. Sanal kaydırma menüsünden kaydırma bölgesine gelip sağ taraftan bölgeyi büyütebilir istersenizda küçültebilirsiniz. Bunun gibi farklı ayarlarla touchpad’inizi özelleştirebilirsiniz.
Eminim ki touchpad’inize alışınca mause kullanmayı bırakacaksınız. O kadar para verdiniz dizüstü aldınız birde mause mi alacaksınız. Adamlar yapmışlar işte canavar gibi fare…
bizi birçok bilim-kurgu dizisiyle tanıştıran ve bilim-kurgu hayranlarının ilgiyle takip ettiği Sci Fi channel adını ve logosunu değiştirme kararı almış.
seçilen yeni isim ise syfy

sebebi, nbc universal tarafından şöyle açıklanmış:
“sci fi ismi çok sınırlı. eğer insanlara sci fi kelimesinden ne algıladıklarını sorarsanız, uzay, uzaylılar ve gelecek cevaplarını listelediklerini görürsünüz.”
bu açıdan syfy adının seçilmesinin daha mantıklı olacağı açıklanmış.
ilgili yazılar
bu yazı xerre tarafından bildirgec.org adresli sitede yayımlanmak üzere yazılmıştır. kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
etiketler: bilim kurgu, bilimkurgu, sci fi, yeni logo, gala, science fiction, sci fi channel, sci fi logo, sci fi yeni logo, syfy, syfy logo, warehouse 13, warehouse 13 prömiyer, logo değişikliği, nbc universal
E-imza nedir ?
Günümüzde de hala yaygın olarak devam etmekte olan sözleşmelerden yola çıkarak sizlere elektronik imzayı anlatmaya çalışayım. Sözleşme nedir ? İki taraf arasında imzalanan belirli kural ve prosedürlerdir. Mesela bir iş yaptıracaksınız. Yapacak olanla anlaşırken bir sözleşme metni oluşturulur ve satan – alan arasında bu sözleşmede şartlar belirlenir. Ödeme, süre, teminat gibi. Bu sözleşmenin altına iki tarafta imza atardı. Elektronik imza ise günümüzde hala devam etmekte olan bu sözleşmenin bilgisayar tabanlı olanı diyebiliriz. Kanuna göre
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nda yer alan şekliyle elektronik imza; başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veriyi tanımlar. Elektronik imza; bir bilginin üçüncü tarafların erişimine kapalı bir ortamda, bütünlüğü bozulmadan (bilgiyi ileten tarafın oluşturduğu orijinal haliyle) ve tarafların kimlikleri doğrulanarak iletildiğini elektronik veya benzeri araçlarla garanti eden harf, karakter veya sembollerden oluşur.
Kısacası artık kağıdın altına el yazımızla imza atmayacağız. Artık bilgisayar üzerinde evrakımızı hazırlayacağız ve evrakımıza elektronik imzamızı ekleyerek karşı tarafa göndereceğiz.
Konuyu biraz daha net bir şekilde açıklamak için sizlere internet üzerinden yapılan alışverişleri örnek olarak gösterebilirim. Mutlaka internet üzerinden alışveriş yapmışsınızdır. Bu alışveriş sırasında kişisel bilgilerimizi girerek bir profil oluştururuz. Ad, soyad, adres gibi. İşte bunlar elektronik imzanın bize ait olduğunu gösteren kanıtlardır. Alışverişimizde birde
” Yukarıda yazan bilgileri kabul ediyorum “
Şeklinde kutucuk işaretleriz. Genelde bu açıklamayı hiçkimse okumaz. Aslında bu açıklamada satıcı firma alıcı kişiye karşı kendini koruma altına almaktadır. Bu sözleşme metnini aslında herkezin sonuna kadar okuması gereklidir. Doğabilecek problemlerde satıcı firma şunu söyleyebilir.
” Bu arkadaş alış-verişinde sözleşme metnimizi kabul etmiştir. ”
Şimdi bu metni kabul etmek demek e-imza atmış olmaktır. Evet yanlış anlamadınız. Aslında e-imzanın basit bir şeklini zaten günlük hayatımızda kullanmaktayız. Çünkü o ufak kutucuğu her yerde işaretleriz. Biz o kutuyu işaretlerken tarih saat, dakika kayıt altına alınır. Bilgisayarımızın ip adresi sisteme kayıt edilir ve tamamiyle bu alışveirşi bizim yaptığımızı doğrular.
Sadece alışveriş sayfalarında değil bir program kurarken bile “Yukarıdaki bilgileri okudum. Kabul ediyorum” işaretleyerek program kurarız. Sanal dünyada attığımız her adım için bir elektronik imza kullanılmaktadır. Yeni geliştirilen elektronik imza ise bunun biraz daha karmaşık ve geliştirilmiş bir güvenlik sistemiyle donatılmış bir halidir.
İnternet üzerinde bu tip bilgilerin suistimal edildiğide apaçık ortadadır. Her geçen gün bir kredi kartı dolandırıcılığından tutunda banka hesapları çalınmasına kadar birçok sorunla karşılaşmaktayız. Tabiki teknoloji geliştikçe zarar veren yada vermek isteyen çevrelerde bu gelişmeleri kullanacak yararlanacaktır. Burada dikkatli olmanız gereken tek unsur bilgisayarınızın güvenliği ve elektronik şifrelerinizin korunmasıdır.
Malesef ki insanların bilgisi hala yetersiz. Hala bilgisayarına virüs programı kurmak istemeyen insanlar var. İnternet üzerinden bilinmedik alışveriş sayfalarına yönelip o sayfalardaki anlaşma metinlerini okumadan kabul edenler kredi kartı bilgilerini msn üzerinden arkadaşına gönderenler dahi oldukça bu tip sorunlar devam edecektir.
Kanunlarımıza göre bu tip bir durum ortaya çıktığında ip adresi incelenir. Ip adresine bağlı olan bilgisayar kontrol edilir. Alışverişi yada banka hesabını kullanan kişinin verdiği adres ve kimlik bilgileri incelenir. Eğer ki verilen adresle hiçbir ilişkiniz yok ve verilen kimlik bilgileri size ait değilse yine kanunen koruma altında olduğunuzda bir gerçektir. Tabi bu tip prosedürleri bir avukata sormak en iyisidir. Yinede herkez güvenliğini sağlamak zorundadır.
Sonuç olarak ;
Elektronik imza kişilerin ıslak imza dediğimiz elle atmış oldukları imzaların tarayıcıdan geçirilmiş halini sayısallaştırarak özel olarak göz retinası, parmak izi veya sesi gibi biyolojik özelliklerinin kaydedildiği biyometrik önlemleri içeren bilginin bütünlüğünü (yani 3. şahıslar tarafından değiştirilmediğini ) ve tarafların kimliklerinin doğruluğunu sağlayan sayısal imzalardır.
Bir sonraki yazımda sizlere elektronik imzanın kullanım alanlarından bahsedeceğim.
Bir alıntı yaparak konuya gireyim.
Ben Kur’an hakkında öyle şeyler biliyorum ki, söylesem yer yerinden oynar.
Prof. Dr. Süleyman Ateş, Diyanet İşleri Eski Başkanı
Az sonra yazacaklarım kimine çok naif gelebilir, kimine ise çok sert de gelebilir, bakış açısına bağlı. Bazıları diyecek ki “ohooo yeni mi farkediyorsun bunları sen”. Bazısı da diyecek ki “olur mu öyle şey”. Ben yine tepkilere aldırmadan yazmış olacağım.
Şimdi, son 20 yıldır önümüzde çok açık seçik, net bir biçimde duran bir olgu var: Siyasi İslam ve siyasi partilerin İslam’ı halkı kandırmak amacıyla kullanmaları. Bunu yapanlar kendilerini müslüman olarak niteliyorlar ve ben dini açıdan onlara “sen müslüman değilsin” diyemiyorum çünkü İslam’da böyle bir şeyi telaffuz etmek günah. Yani bu kişilerin müslüman olmadıklarını söyleyemiyoruz.
İslam’da insanları Allah’ın, peygamberlerin, Kuran’ın gücünü kullanmaya çalışarak aldatmayı denemek, aldatmak günah. Bilmiyorum sizler için bunun tartışılabilir bir yanı var mı? Ben bir başbakan olarak Allah’ın benden yana olduğunu söylersem bu günah mıdır değil midir gibi bir soruya yanıt vermek için sizce ne kadar tartışmak lazım? Kendi peygamberine dahi Allah’ı temsil etme yetkisi tanımamış olan bir dinde bir başbakanın, bir milletvekilinin Allah’ı ve İslam’ı temsil ettiğini ifade etmesi kitaba ne kadar uydurulabilir?
Biliyorsunuz İslam dininde günahlar karşılıksız kalmaz. Kuran’a göre günah işleyenler cehennem ateşiyle cezalandırılır. Bu cehennem ateşi hem Kuran’da hem de diğer dini kitaplarda aklınıza gelebilecek en feci anlatımlarla tasvir edilmiştir. Cehennem azabını düşünerek, cehennem azabının nasıl bir şey olabileceğini hayal ederek ruhen ve bedenen hastalanan insanlar var. Cehennem azabı inananların gönüllerine müthiş bir korku salıyor.
Hal böyleyken bugün dünyada kendine müslüman diyen birçok kimsenin bu cehennem azabından hiç korkmadan birçok günah işlediğini görüyoruz. Bu günahlar arasında tecavüz, hırsızlık, dolandırıcılık, idaresi ile sorumlu olduğu halkın parasını yemek, insanları Allah’ın adıyla kandırmak, Allah varken yanına tapınılması gerektiği iddiasıyla başka nesne, kişi ve kurumları koymak vs.
Bunu yapanların büyük bölümü de kendini dindar olarak tanıtıp bu yolla halkı kandırıyor. Türkiye’de bunların başında hiç şüphesiz AKP ve AKP’nin üst düzey yönetimi var.
Şimdi bu durumda soruyorum. Bu insanlar Allah’tan korkmuyor, cehennem azabından korkmuyor. Burada sadece dini istismar eden bir kitleden bahsetmiyoruz, aynı zamanda kendini İslam dininin merkezi olarak gören, din bilgisinde önemli yeri olan, itibarı çok yüksek şeyhler, hocalar, tarikat liderleri de var.
Soru geliyor: Bu kişilerin bildiği ama halkın bilmediği başka bir İslam mı var? Kuran’la ve İslam’la ilgili acaba bizim bilmediğimiz şeyler biliyor olabilirler mi? Acaba onların bildiği İslam’da bir cehennem azabı yok da bu bilgiyi saklıyorlar mı?
Acaba onların bildiği Allah ve yolladığı kitap ile bizim bildiğimiz Allah ve Kuran farklı olabilir mi? Dini bilgisiyle övünen bir müslüman insanları dolandırmaktan, tek ayak üstünde yüzlerce yalan söylemekten, cinsel tacizde bulunmaktan, başkalarını cennet vaadiyle kandırmaktan nasıl ve neden korkmaz?
Bakın işin içinde AKP var, Cuma namazı öncesi vaaz veren binlerce din görevlisi var, tarikatlar var, bu tarikatların inanılmaz itibar gören şeyhleri, liderleri var. Bu insanların dini bilgileri zayıf olabilir mi? Sanmıyorum. Sanki çoğunluğun bilmediği bir sırra vakıf gibi davranıyorlar. Cehennem azabı onlar için geçerli değil gibi… Acaba bu işin sırrı nedir?
Benzer yazılar:
Rastgele yazılar: